Açlık ve Tüm Sancılar

The following two tabs change content below.
Utis
#NeoBeat 一は全、全は一/Ichi Wa Zen, Zen Wa Ichi

 

 

İnsanoğlunun ilk duvarını örüşünden beri motivasyonu açlıktı. Medeniyet açlık duygusunun bastırılabilmesi isteği üzerine inşa edilmişti. Binlerce yıl geçmiş ve hiçbirimiz basit gerçeğin farkına varamamıştık: Açlık beslendikçe büyüyen antik yaratıktı. Karanlık hırslar, zenginlik rüyaları, ilgi manyaklığı, seri üretimler, seri üretimler, seri üretimler…

Gidiyor, uzaklaşıyor, deniyor, başarısız oluyor ve kendi açlığımıza teslim oluyorduk. En tehlikeli açlıktı bizimki, sistemin içindeyken çemberin dışında kalanlara özgü sonu gelmez açlık. Biz sistemin sunacağı hiçbir ürünle doymayacak olanlar, kendi üretimlerimizle birbirimizi beslemeye çalışıyor ve buna rağmen mucize şekilde hayatta kalıyorduk.

Önceleri belli bir yaşa geldiğimde çocukluk dönemi biter sanırdım. Oysa bellirli bir yaştan sonra, çocukluğun sonunun asla gelmeyeceğini gördüm. Olgunlaşmak daha az hayale sahip olmak demekti ve hayat, o hiç bitmeyen çocukluk döneminin travmaları bir araya geldikçe beliren yapboz resmiydi.

Sonu gelmez çocukluğumun ilk travması açlıktı. Marketlerde özenle dizilmiş yapay gıdalar ve onlarla yapılan her şey zehirdi benim için. Şehirde yenilebilir olan neredeyse her şey iğrençti. Açlık hissi giderilmesi gereken bir külfetti. Bir şeyler çiğneyip yutmak iğrenç bir eylemdi. Yeme bozukluğu modern sanayi toplumuna ilk ve en saf tepkimdi.

Zamanımız bebekliğimizin o ilk açlığında durmalıydı. Bir kez boğazımızdan süt geçtikten sonra dönüşü yoktu çünkü. Birkaç nar tanesi yedikten sonra Hades’in ülkesinden ayrılamayan Persephone gibi,  bir kez dünyanın zehrini bedenimize karıştırdıktan sonra biz de bu gezegenin bir parçası oluyorduk. Bu nedenle ilk açlığın giderilişi öyle büyük bir olaydı ki, en büyük travmamız olarak zihnimizin bir yerinden her günümüze göz kırpıyordu.

İlk açlık, açlık üzerine kurulu sistemdeki aç toplumun aç bireyi oluşumuzun sembolüydü.

050

Seçimleri ve vazgeçişleri belirleyen açlıktır. Yeni başlangıçlar aç bünyelerin umutlarıdır. İktidar açlıktadır. Açlık, kişiyi normların dışına atıyor gibi görünürken kendi normlarını oluşturur. Git der açlık, uzaklaş, bırak, hareket et ve tanı.

İstediğin ne varsa dene, istemediklerini neye mal olursa olsun yapma mottosu dilimdeydi. Her şeyi deneme gücümüzün varlığının bilincine vardığım anın coşkusu başımı döndürmüştü. Bu coşku yıllarca ve yıllarca nefes alışlarımı sıklaştıran, kalp atışlarımı hızlandıran keyifli takıntım oldu. Sonra bir gün tek bir şeyi denemediğimi gördüm. Açlık beni Kızılay’ın karanlık barlarından birine çıkan soğuk merdivenlere itmişken bir gün, ben hiç durmadığımın farkına varmıştım. Açlık bedenimi tahtadan ince bir kafese hapsetmişti ve ben o kafesi hiç kıramamıştım.

Durmadığım her an, samimi yüzlerle çevrili olmasına rağmen dünyamda ben bir şekilde tek başımaydım. Açlığım bana sürekliliğin coşkumu söndüreceğini söylüyordu ve ben kuşkusuzca itaat ediyordum. Duvarlarından bıkmaktan korktuğum çok sevdiğim evlerim oldu, alışmaktan korktuğum müzik festivalleri, sıkılmamak için dinlemekten korktuğum şarkılar.

Wiki-3

Üstesinden gelinmesi gereken sorumluluklar yakamı bırakmıyor, açlık ise bana ”ilerle, ilerle, ilerle” diye fısıldıyordu. Ben güney sahillerinin sıcak kumlarına dokunma planları kuruyordum. Her gün üşüyor ve Ağustos’ta dahi içimi ısıtamayan kuru Ankara güneşine lanetler yağdırıyordum. Ve bir anda durma özgürlüğümü kurban etmiş olduğum gerçeğini gördüm. Kalmak birden yepyeni, yabancı ve cezbedici bir deneyim gibi gözüktü. Üşümüştüm.

Yabancı olan her şeye yöneliş tanımadığın otobanda ilerlemek gibidir. Her metresi  yenidir ve hareket halinde olmak sonsuz olasılığa sahip olmanın sarhoş edici zevkini tattırır.

Aşk aynı otobanda zıt şeritlerde ilerlerken aynı hizada olunan kısa, o kısacık andır.

Gerçek, noktadan sonra başlar. Dile getirilen öncesidir. Açlık noktayı yutar ve biz seninle birlikte tekrar kaçıp kayıp noktada yok olmayı düşleriz.

Imarge2 (1)

 

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın