Bağımlı Jim

The following two tabs change content below.
Bella El Sabha

Bella El Sabha

İstanbul- neobeat
Bella El Sabha

Latest posts by Bella El Sabha (see all)

JİM HAKKINDA BİLİNENLER İNSANLAR ARASINDA
İnsanlar arasındaydı o, Adem ile havva’nın yatağında.
İnsanlar arasındaydı o, zerdüşt’ün yanında,
İnsanlar arasındaydı o, muhammed’in mağarasında,
İnsanlar arasındaydı o, hayyam’ın şarabında,
İnsanlar arasındaydı o, hasan sabbah’ın palasında.
Hayvanlarla nuh’un gemisindeydi o, (alkolik nuhla)
Havarilerle isa’nın yanındaydı, çarmığa gerilendi o,
Cebrail, mikail, israfil ve mikail ile beraber şeytandı o.
Kimse bilmedi onun varlığını o bizimle beraber canavardı.
Ve bir gün aldığı dozların muazzam etkisi ile başbaşayken;
Battı gitti güneş gibi insanların arasından,
Uyandı bir gün nehir kenarında kafası kıyakken,
Öldü bir gün mezarlıkta benzedrine boğulmuşken,
Yine ölümcül büyüler yapıyorlardı Cadılar ve kara büyücüler,
Mistik olayların ta içindeydi, görüleri tanrısal ve melekseldi.
Kimsenin olmadığı yerlerde kusup kusup duman çeker ve üflerdi.
Çok aldığı dozdan, bağlandı halüsinasyon tanrıçalarına.
Uyuşturucuya yeni alışmıştı o keşişin yanında,
Her zaman gitti tüm öznelliğiyle aydınlanmaya,
Balıkların gözlerine bakakalmıştı o gece yine,
Her berduş gibi sallanıp durdu hayaletimsi varlığıyla.
Haiku’lar dizdi elinde ki kalemiyle tüm insanlığa.
Güneşi görmek için çıktı bu sefer evin balkonuna.
Çoktan kaybetmişti gözlerini bilincin varlığıyla.
Bedeninden kopan bir parça etin tadına varasıya,
Polis araçlarının arkasına doğru bakarcasına,
Hu diyen dervişin bir nefesiyle saksafon sesi arasına,
Geçmişti zamandan ve mekandan aldığı o canavar dozdan.
Halüsinasyonlar kendisini göstermeye başlayınca o yastıkta,
Açıldı perdeler, açıldı kapılar şimdi sıcaklık daha fazla.
Sevişmekten daha derin bir tutkuydu bu, almadan geciktirici.
16605.story_x_large
JIM HAKKINDA YAZILAN KİTAPLARDA;
Saptamalara ve boş satsafatalara kof bilgilere karşıydı jim.
Derinliğin içinde karanlığa karşı yürümeyi severdi jim.
Jim ve onun kullandıkları , bağımlılıkları ana avrat sövmek isteğiydi.
O bir bilgenin ışığıyla yürüdü, dilsiz kalmak istedi.
Konuşmak ölüme koşmaktı, varolmak onun bir suçuydu.
Yaşamak bu dünya da insan gibi; yok etmektir güzel dünyayı
Her zaman istedi yeryüzünün çılgınlığını, her zaman baktı aynalarda iğrençliğine.
Gönderilmeliydi kutsal kitaplar ona, gönderilmeliydi gökten ona;
Sevinçleri ve hüzünleri sadece kendi içinde ki haykırışlarıydı,
Bir gece de tüm dünyayı dolaşıp, isa gibi çarmığa gerilir, buda gibi aydınlanabilirdi.
O kutsal olmayan yolu seçti, o bilimsel deneyimlerinde hep durmaksızın doz aldı.
Sarmaş dolaş olan aşk çemberine kendisini feda etti görüler onu tanrıya götürdü.
Sıcaklık ile soğukluk arasında kalınca, kendi bedeninden çıkıp tilki formuna girdi.
Her an her yeniliğe girebildi, uzaklardan gelen ışığı göz kapaklarından savurdu.
Kendi ışığı kendisine yetiyordu, kendi acısal durumu, kendi egosuyla savaşırken.
Her yerde olan aklını bir yere odaklamak zorunda kaldığı bi* an meditasyondaydı.
Doz almıştı, yine boğulmuşu, yine acıkmıştı, yine terlemişti, yine hareketsizdi.
Uyuşutuklar ve uyutturanlar, terletenler ve titretenler, güldürenler ve ağlatanlar.
Öyleydi o delicesine, haklıydı hep söylediklerinde, bilgeydi ışığın içinde.
Görülürdü ona eski metinler halüsinasyonla, bakardı o gerçeğe içinde ki saklılığa.
Arkadaşları derdi ona; keş mi keş ”zenkeş” – duymazdı bunları arkadaşları gelmedi dünyaya,
Yağmur yağarken ağlardı o,- Parasını yakandı o,- Düşlere inanandı o,- VARLIĞIYLA,
Geleceği takacağına kafasına, duman üflerdi en işlek yeri olan ciğerlerinden.
Okumaya çekinendi o,- Televizyonlara bakandı o,- Çarmığa gerilendi o,- SANRILARIYLA,
Sonsuz olmuştu zamanında, geriye dönük hiç bir şey hatırlamasa ölecekti ellerinden.
JIM’IN GÖRÜLERİ
Yaşlı bir dede, elinde tesbihle camiye gitmekte,
Dağda bir çoban akşama doğru eve gelmekte,
Sadhu adlı bilge, meditasyon halinde çile çekmekte,
Jim haykırışları çok derinden gelip çok uzağa gitmekte,
Yeni bir hayat olsaydı yine gelecekti keş bir bebe olarak Jim.
Parmaklarını oynatamayan yeryüzüne sığmayan Jim yüzüne gökyüzüne çevirdiğini gördü,
Kendisinden başka binlerce soyutlanmış bedenden çıkmış ruhsal Jim vardı içinden.
Şimdi zaman algısı yavaş yavaş geriye geiip yavaşlayarak dönüşüyordu yeryüzünde;
Yeryüzünde zaman, çileden soyutlanarak adım adım ölüme doğru akmakta.
Yavaş yeryüzünün anahtarı bir kralın sarayında bir soytarının ayaklarının altında.
Her yeni başlayan yalnızlığını sorgulayan, toprak ana yeniden bir Kızılderili ile sevişirken,
Yeniden bilgelik taslayan insanların arasından koşarak giden jim kendi rüyasında,
Jim öldü, nefes alamadan, suskunluğunu haykıramadan, insanlar onu anlamadan,
Görülerle öldü, şimdi onun kabri başında her gece ağlayan bir delisi ile birlikte zamandan ve mekandan uzak.
464127697_640

https://soundcloud.com/ersinous/the-darkness-of-a-bus

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın