cafetrieste

 

ABD’de 1957’de ilk çıktığında büyük gürültü koparan Allen Ginsberg’in ‘Uluma’ adlı şiir kitabının şimdi Türkiye’de de yayımlanmasıyla Beat Kuşağı yazarlarının başyapıtlarının Türkçeye kazandırılma süreci tamamlanmış oldu. Ayrıntı da ‘Yolda’nın yeni baskısını yaptı

Allen Ginsberg’in ‘Uluma’ (Howl) adlı şiir kitabının yayımlanmasıyla Beat Kuşağı yazarlarının başyapıtlarının dilimize kazandırılma süreci nihayet tamamlanmış oldu. (Gerçi daha önce C. Hakan Arslan bu şiiri çevirip yayımlamıştı ama kitap bir bütün olarak basılmamıştı.) William S. Burroughs’un ‘Çıplak Şölen’i (Naked Lunch) ile kuşağın isim babası ve bence en parlak yazarı Jack Kerouac’ın ‘Yolda’ (On the Road) adlı romanları daha önce yayımlanmıştı. ‘Çıplak Şölen’i Altıkırkbeş 1999’da, ‘Yolda’yı ise Kıyı Yayınları 1993’te basmışlardı. Şimdi ‘Uluma’nın basıldığı günlerde uzun süredir piyasada bulunamayan baskısı bitmiş olan ‘Yolda’nın 2. baskısını da Ayrıntı Yayınları yaptı. Yalnız kitabın Amerika’da ilk yayımlanışının 50. yılı için ‘orijinal’, Kerouac’ın bir kâğıt rulosuna yazdığı ve kesilmemiş halinin yayımlandığı düşünülürse yayınevinin neden bu edisyonu yayımlamayı tercih etmediği sorulabilir. Zira Amerika’da yeni çıkan bu baskısında karakterler gerçek isimleriyle ve yayınevi tarafından dava açılma korkusuyla kesilmiş olan bölümleri olduğu haliyle yer alıyor. Kitabın çıktığı ilan edilince bu baskısı olduğunu düşünerek coşkuya kapılmıştım, ama eski çevirinin yeniden basıldığını, yayınevinin bununla yetindiğini açıkçası az da olsa bir hayal kırıklığına uğradım. Ne yapalım, bu kadarıyla avunacağız. Değil mi ki Beat kuşağının sacayağı olan üç kitap da elimizin altında artık.
Amerika’da ilk olarak 1956’da Lawrence Ferlinghetti’nin City Lights Yayınevi tarafından basılan ‘Uluma’, yayımlanır yayımlanmaz büyük gürültü kopardı, tartışmalara konu oldu. (‘Yolda’ 1957’de, ‘Çıplak Şölen’ ise 1959’da yayımlanmıştı.) Şiirde geçen eşcinsellikle, uyuşturucularla ilgili bölümler nedeniyle kovuşturmaya uğradı ama ‘topluma yaptığı katkının günahlarından daha fazla olduğu’ gerekçesiyle aklandı. Ginsberg, sevgilisi Carl Soloman’a adadığı bu üç bölüm ve bir ekten oluşan şiirde Amerika’da o zamana dek görülmemiş olan yeni bir ses ve bakış sunuyordu. Walt Whitman’a dayanan, ama en çok Beat arkadaşları Jack Kerouac ile Neal Cassady’nin her şeyi içlerinden geldiği gibi, kendilerini kısıtlamadan yazma tarzlarından esinlenmişti.

‘Yolda’nın şiirsel karşılığı

‘Uluma’, Kerouac’ın yayımlanması için yedi yıl bekledikten sonra ancak 1957’de yayımlanmış olan ‘Yolda’nın şiirdeki karşılığıdır. Şiirin çok uzun dizelerle yazılmış olması dikkati çekmiş, Ginsberg bunu şöyle açıklamıştı. “Ben bu şiirlerde nefesimin yettiği uzunluğa göre yazdım. Her bir dize nefes alışımın süresine göre yazılmıştır.” Demek ki bu şiirin bedenimizin en temel işlevi olan nefes almayla ilgisi yüzünden varlıksal bir etkisi olduğu açıktır. Zaten şiir okunduğunda gerçekten de insanın nefesini zorlamakta ve bu şekilde üzerimizde bedensel etki yaratmaktadır.
Yayınevi, kitapta sadece şiire yer vermiyor, aynı zamanda kitabın sonuna koyduğu, şiirde geçen yerleri ve kavramları açıklayan dipnotlarla da bize şiire giriş kapıları sunuyor. Ki zaten Beat edebiyatı mekân ve mekânı aşmaya çalışan insan duygusunu merkeze alır. Ayrıca yazarın fotoğraflarının yer aldığı bir albümün de yayımlanmış olması kitabı zenginleştiriyor. Ancak, aykırı sesini ve bir makineninkini andıran ritmini duyabilmemiz bakımından İngilizcesi de yayımlanmış olsaydı çok daha iyi olurdu. Bu bir eksiklik. Ayrıca çeviriye de ne kadar güvenebiliriz ki…
Jack Kerouac’ın ‘Yolda’sının ‘Uluma’yla aynı günlerde yayımlanması sadece güzel bir tesadüf olmakla kalmıyor, bir kuşağın ruh halini daha bütünlüklü olarak kavramamızı da sağlıyor. Çıkan ilk eleştiride “Hemingway’in ‘The Sun Also Rises’ı (Güneş de Doğar) nasıl ‘Kayıp Kuşak’ın 1920’lerdeki en büyük tanığıysa, ‘Yolda’nın da Beat kuşağının tanığı olacağı kesindir” şeklinde değerlendirilen kitap, bir gecede yazarını ünlü yapar ve Beat kavramını hararetli tartışmaların odağına yerleştirir.
Tabii, terimin yaratıcısı Kerouac da hiç istemediği halde odaktadır. Kitapta, bütün Amerika’yı bir baştan bir başa dolaşan Dean Moriarty ile Sal Paradise’ın hikâyesi anlatılır. Bu hikâye Blake’in ışığı gibi saf ve gerçek bir ân’ın peşinde koşmanın, rüyalardan hiç uyanmamanın hikâyesidir de aynı zamanda. Otobiyografik olan kitabın karakterleri de Kerouac’ın hayatında yer alan kimselerdi. Allen Ginsberg ‘Carlo Marx’, Willim S. Burroughs ‘İhtiyar Boğa Lee’, John Clellon Holmes ‘Tom Saybrook’, Herbert Huncke ‘Elmo Hassel’ olarak adlandırılmıştı. Kerouac ‘Sal Paradise’, Neal Cassady de ‘Dean Moriarty’dir. Kerouac romanı ‘vahşi biçim’ dediği ‘spontan düzyazı’ tekniğini kullanarak yazmıştır. ‘Yolda’ sadece dönemin edebiyatını değil, yaşam tarzını da etkilemiştir. Romanda anlatılan yaşam tarzı gençler tarafından benimsenmiş, hippi kuşağının öncülüğünü yapmıştır. Her ne kadar kendisini koyu bir Katolik olarak niteleyip bu kitabın metafizik bir kitap olduğunu haklı olarak söylese de ‘Yolda’nın yayımlandığı dönemde çevresinde oluşturulan küçük çaplı bir tüketim endüstrisi tarafından malzeme edildiğini söylemem gerek. Gerçekten de kendisini münzevi olarak niteleyen Kerouac’ın bu kitabı içsel ve metafizik bir yolculuğun hikâyesidir, her ne kadar sonunda yollar hep ‘kederli bir cennet’e çıksa da.

Osman Çakmakçı

Türkçede Beat kitapları

Jack Kerouac
Yalnız Gezgin, Parantez, Mart 1998
Paris’te Satori, Parantez, Mayıs 1997
Pic, Parantez, Aralık 1996
Zen Kaçıkları, Söz Yayın, 1997
Yolda, Ayrıntı, 2008
Allen Ginsberg
Amerika, Altıkırkbeş, Mayıs 1998
Uluma, Altıkırkbeş, Ocak 2008
William S. Burroughs
Çıplak Şölen, Altıkırkbeş, Şubat 1999
Top, Altıkırkbeş, Ekim 2001
Canki, İletişim, 1994
İçerdeki Kedi, Altıkırkbeş, Ağustos 2003
Şans Hayaleti, Altıkırkbeş, Haziran 1996
Arabölge, Ayrıntı, Ocak 2006

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın