1. Farkettim ki her şeye ne kadar bakarsak, masaya, üstündeki eşyalara, odaya, burnunuza, dünyaya…

– Birden bütün şekil ve boyutlarda bir tür kozmik uyum olduğunu farkediyorsunuz.

2. İlham bir bebek gibidir. Dünya’ya gelmek için güzel, uygun bir saat seçmez…

– Zavallı şairi hiç göz önünde bulundurmaz. Ama geldiğinde, gelmeye tenezzül ettiğinde bilirsin ki…

3. Çevremize baktığımızda gördüğümüz nedir? Tam bir kaos di mi?

– Ama yukardan Tanrı’nın baktığı gibi bakınca her şey yerine oturuyor.

4. Dünya’yı değiştirmeden önce onun bir parçası olduğunu kabul etmelisin.

5. Başka aile her zaman çok daha iyidir. Ve her nedense büyük anne ve büyük babalarımız her zaman daha iyidir…

6. Herkesin babası var. Ama Tanrı’nın olmaması onun yerini alacağı anlamına gelmez…

7. Tanrı’ya inanmıyorum, ama inansaydım, bu solak, siyah bir gitarist olurdu…

8. Film yönetmeni bir bakıma röntgenci gibidir. Kamera sanki anne babanın yatak odasının anahtar deliği, onları gözetliyorsun, suçluluk duyuyorsun ama yine de bakmadan edemiyorsun…

– Bu filmleri suç, yönetmenleri ise suçlu yapıyor…

9. 9 dakika 28 saniye! Rekoru 17 saniye farkla kırdık!

10. Daireden artık neredeyse hiç çıkmıyorduk. Gece ya da gündüz olması umurumuzda değildi.

– Dünyayı arkamızda bırakarak denize doğru sürükleniyorduk…

11. Devrim bir şenlik yemeği değildir. O, bir kitap, resim ya da goblen gibi yaratılamaz. Zarafet, sakinlik ve nezaket ile meydana getirilmez. Veya tatlılık, yumuşak başlılık, kibarlık, kendine hakim olma ve cömertlikle…

– Devrim, bir sınıfın başka bir sınıfı devirdiği, bir başkaldırı, şiddet içeren bir eylemdir.

12. Dışarıda, sokakta. Dışarıda bir şeyler oluyor, gerçekten önemli olabilecek gibi görünen bir şeyler. Bir şeyler değişebilir hissini veren bir şeyler…

– Bunu ben bile görüyorum. Ama sen orada değilsin. Benimle birlikte burada oturup, pahalı şaraplar içip filmlerden bahsediyorsun. Maoculuk hakkında konuşuyorsun. Neden?

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın