The following two tabs change content below.
uyanneo

Latest posts by uyanneo (see all)

Dikkat! Bu bir gerçek kusmasıdır.

Yazılanlar belirli bir kişiye atıf değildir ve ağır ithamlar içerir.

Kendi kararlarımızmış gibi gösterilen seçimler içerisinde boğulan zihnimizi ölüme terk ediyoruz ve bağımlılığı olan fakat kısa sürede etki etmeyen trilyonlarca şeye göz yumarak kendimizi bağımlı ettikten sonra bunların oluşturduğu o midemizin tam ortasındaki noktadan ortaya çıkıp vücudumuzun %60’ını yok eden boşluğun sebebini göremiyoruz. Çünkü zihnimizi o kadar çok doldurmuşuz ki millete dair dar düşüncelerimiz ve onların bizim hakkımızdaki düşüncelerine dair boş merakımız ile bunları aklıma getirip düşündükçe bile suratımı istemsizce ekşitip, tiksinç bir hise kapılıyorum.

Şahsi olarak bizzat karar verip bir sürü şeye kendimizi bağladıktan sonra bir de bunların oluşturduğu aslında yararlarından daha etkin yan etkilere karşı salak bir savaşa girişiyoruz. O kadar salağız ki, bu salaklığı görmekten bile aciz durumdayız. Adeta tek bir prize sahipken aynı anda iki elektronik aleti takmaya çabalayan, bu sebeple birini takıp daha sonra onun kablosunu tahrip ederek oradan elektrik kaçırarak akıllı olduğunu sanan bir beyinsiz gibiyiz ve ne o prize takacağımız eşyalara ihtiyacımız var ne de ikisini de kullanabiliyoruz. Mide bulandırıcı bu hissiyatı göz önünden süpürebilmek adına bir de o kadar çok şeyle meşgul ediliyoruz ya da kendimizi meşgul ediyoruz ki, listesini yap dediğimizde aklımıza hiçbiri gelmeyecek kadar güzel aptal rolüne yatıyoruz açıkçası. Hiçbir dizi, hiçbir oyun, hiçbir gerizekalı elektronik şey ya da boşa zaman öldürücü popüler kitap- pop müzik aslında en ufak ihtiyaç duyduğumuz şeylerden değil.

  1-human-body-by-da-vinci-omikron

Şuan o kadar kötü bir his oluşturuyor ki bunun farkına varmak, işte insanlar bu yüzden geceleri yalnız kalmak istemiyorlar. Bu yüzden oturup düşünmek istemiyorlar. DÜŞÜNMÜYORLAR! Düşünemiyor değil kimse. Hiçbir haltı umursamadan yaşayan milyarlarca kişi var dünyada ve onlar sırf onlara hiçbir haltı umursamamaları gerektiği söylendiği için bunu yapıyorlar.

Bir elektro gitarın tınısı bir insanı ne kadar derin düşüncelere sürükleyebilir açıkçası daha önce hiç böylesine görmemiştim. Yok oluyoruz, 70 yıla yakın bir ömür sürüp aslında tüketmekten ve yok etmekten başka hiçbir işe yaramayan et torbaları rolünü yapıyoruz, salağa yatıyoruz. Dünya’nın yok olduğunu, elimizdeki siktiriboktan kartların da paranın da gerizekalı telefonların da hiçbir halta yaramadığını ve en ufak değeri olmadığını, o ” Facebook” arkadaşlarımızdan ” Twitter” takipçilerimizden neredeyse %99’unun ölüm gibi ciddi bir mesele ve ölümü çaktırmadan hatırlatacak doğumun yıl dönümü olmadığı sürece ki onu da özellikle kişilik bilgilerinize eklemeniz gerekiyor, o sizle alakalı en ufak düşüncelerin bile yer almadığı aslında sınırsız bir okyanus olan fakat salak modernite ile bir kaşık suya dönüştürdükleri zihinlerinde en ufak değeriniz olmadığı ve buna benzer milyonlarca, trilyonlarca gerçekle yüzleşmek çoğu insanın boşa taşıdığı bir et parçası olan beyni için çok çok ağır.

Melting Pop - The World_Design_B

Yalnızlıktan kaçıyoruz. Düşünmekten kaçıyoruz. Gerekli ciddiyetten kaçıyoruz. Böylece kendimizi toplum içinde yalnız bırakıyoruz. Gerekli şeyleri düşünebileceğimiz beyinlerimizi EN APTAL varlıkların bile 1 km yakınına yaklaştırmayacağı derecede salak uğraşlarla dolduruyoruz. En ciddiyetsiz şekillere bürünebilmek için kendimizi rezil rüsva haller içine sürüklüyoruz. Sokaklarda, barlarda, clublarda yapıyoruz bunları, evlerimizde internete dadanarak yapıyoruz ve en göz önünde olup gözardı edileni ise bu tarif edilemez derecede beyin yoksunu, aptal ne derseniz yetersiz kalacak durumlara kendimizi sokabilmek için ” ücretsiz” olarak ” yarışmacı” diyerekten televizyonlara çıkıyoruz. Televizyona çıkacağız diye o tuvalet kağıdı olarak bile kullanamadığımız ama bütün dünyanın üzerine oturtulduğu PARA ile gidip elbiseler alıyoruz, ömrümüzde adını duymadığımız yemekleri araştırıyoruz ya da yaktığımızda bizi ısıtmaktan bile aciz olan PARA için köpek rolü yapıyoruz, betonlara kafa atıyoruz, popüler şarkıcıların taklidini yapmaya çalışıyoruz, ömrümüzde giymediğimiz şeyleri giyip yemediğimiz yemekleri hazırlayıp yapmadığımız ne kadar APTALCA hareket varsa yapıyoruz.

Bilgilerimizi pazarlıyoruz, karakterlerimizi pazarlıyoruz; suratımızı, gözümüzü, göğüslerimizi, bacaklarımızı, kalçamızı, dilimizi pazarlıyoruz. İlgi çekebilmek adına bir yerimizi yırtıyoruz adeta, uğraşmadığımız saçmalık el atmadığımız gereksizlik kalmıyor 2 tane daha fazla insanın gözleri 10 saniyeliğine daha üzerimizde olsun diye. Ve buna güle oynaya, normal bir şeymişçesine karşılık veriyoruz. Doğal dünyamızın bu olduğunu sanıyoruz.

Ben 20. yy’da doğdum, öncesini sadece bana aktarmak istenildiği kadar bilebiliyorum, asla daha hızlı gitmenin bir yolu olmadığı zamanlar ata binmenin ne gibi bir his verdiğini bilemeyeceğim ya da 1 metreye kadar kullanabileceğim bir sopa dışında beni koruyacak hiçbir şeyin olmadığı bir şekilde sık bir ormanın içerisinde ilermenin doğallığını anlayamayacağım. Ve ben hiçbir zaman fiziksel olarak tehdit altında olan bir benliğe sahip olarak erimeyen bir dünyada yaşamayacağım.

Ben 20. yy’da doğdum ve benliğim tehşircilik karşısında bir tehlikede, yemek ve barınma ihtiyaçlarımı çok ufak bedeller ödeyerek karşılayabiliyorum ama isteklerimin arttığı o kocaman egomun açlığını ömür boyu durduramamak üzerine eğitildim, öğretildim, programlandım.

the-world-is-melting-liane-wright

Ve bu çağa dair en belirgin şey de şu ki, Dünya her birimizin özel katkısı sayesinde eriyor ama kimse bunu görmek istemiyor.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın