(C. Hakan Arslan) Allen’a Uzun Soluklu Bi Selam

The following two tabs change content below.

KissedTheMoon

Hala sekiz yılım var

Latest posts by KissedTheMoon (see all)

C. Hakan Arslan
Allen’a Uzun Soluklu Bi Selam

I

N’OLMUŞ YA?

1

Para bitti!
dönüyorum artık,
Allen, hazırlan yeni bi şenliğe,
az mı dolaştık seninle Hüseyin Gazi’de
Jack’le sokakları arşınlaya arşınlaya, yahu çok matraktı be,
ne zıprlıklar yaptık,
Sakarya’da Gary’ye falan rastlardık, bi muhabbet,
City Lights’a uğramadan edemezdim, adı değişmişti
Üniversal mi ne
Elmadağ mı? Ekşihamur gibi bi şeydi işte,
kızaklı ayılar geçerdi yanımızdan, vay be!
saçımın sarkıtları, Alp’in binlerce fanilası, soba başında laflaya dura çı-
karıp güneşe bi güzel yaydığı,
fırıldak gözler, hemen bulundu salçalıkları,
sıcak bi çay, yarım ekmeğe salam kaşar, götümü yerinden uçuran
köpek havlamaları, çoraplar, kutsal çoraplar,
gururla giderdim eve ayaklarım su içinde,
masanın başına oturunca bi keyif bende
inan, çok sıkı şiirler yazardım
hani Improvised-Projective-Spontaneous-Confessional filan
bön bi herifmişim herhalde
ağlamadan, odada deli gibi dolaşmadan, yüreğim sıkışmadan
bi bok yazamazdım
bi gün genç Sanat’ta
Ahmet galiba, bana birkaç dize okudu senden
ulan, dedim, bu herif yüreğimin dibinde bi yerlerde
kıvrılmış bi köşeciğe arada homurdanıp filan bi laf patlatıyp akılımı
başımdan alan
felaket kafa bi herif ya
tam bana göre

imanım gevredi senin için kitaplık raflarını eşeleye eşeleye
öyle kitaplıklara falan girince, ne biçim, havayı koklardım gözlerimi
yumup dangalak bi gülümsemeyle
insanbilim kitapları, Charles Olson, James Wright
karştıtırp dururdum boktan dergileri bile,
derlemenin birinde Lawrence’ın yeni bi şiiri
Corso’ya bak amma faul tipmiş
aynı anlattığı gibi, Jack sahnenin önünde
elinde şarap şişesi
Hey be!

Allen, benden daha içtenlik dolu bi salak bulamazdın!

2

Bi şeyler oldu herkese, bi şey yeğlemişçesine
hey, elbette buradalar
Nihat hala aynı saflık, Ahmet eskisi gibi kırılgan, Alp’in yüzünde hep
bi şeyler okuyorum keyfini kaçıran, Çetin baba oldu şimdi Al-
manya’da bi yerde son görüşmelerimiz tam bi düş kırıklığı oldu
herhalde, susku erimişi Müslim askerde, Ginsberg bi söylen, Ke-
rouac’ın kemikleri bile çıkmaz artık gömütten, Lawrence kim
Peter nasıl biri Gregory harbi yavşağın teki mi, mektup yazsam
yanıtlar mı Gary

hey, Allen bi şey söyleyiver

Allen bıktım artık bu işten
hey, Allen bende bakıyorum işte, yıllarca sıçtığım kenefteki aynanın
taa içine, bakıyorum, bakıyorum kendime ne vakit gitsem bizim-
kilerin evine, anlıycağın haftada bir, haftada bir yetmiyo hiç bi
şeyle yüzleşmeye, veledin tekiyken ne yüce bi onurdu o kenef,
neler düşlemedim ki şıçarken, neyse, Allen, belki hepsi bu işte,
Kerouac Nevzat Erkmen bizim dingin çılgın Gary artık kim söy-
lemişse, her yıl biraz daha yitik bi ses oluyor bu zırva, kim söy-
lemişse işte: kart papaz çorba
kart papaç çorba
kart papaç çorba
kart papaç çorba
bırak ya, hiç karşılaşmıycaz nasıl olsa
hiç dokunamıycam sakalına
bi söylen değil bu elbet, yalın bildik herze,
Hah! sanki sen dokundun Whitman’ınkine!
neyse be
geceleyin sekizinci katta ne biçim görünüyo gökyüzü, lafa bak,
biliyor musun nasıl çılgın bi çağrıyla ayartıyo gözü,
bi bok var sanki ardında,
her boku kuşatacağım sanki alık bön bi havada düşe kalka
ne Shelley’e basıyo kafam, ne sana
yine de oradalar, işte, oradalar ve ben çok sıkı bi şekilde düzülmüşüm
sanki
hey, Allen, bu kitabı nerdeyse ağlaya sızlaya hazırladım
hey, Allen, inan moruk, çok kıyaksın, sıkı yazmışsın, eski günlere
değgin nice şeyi anımsadım
ulan Alp hıyar herif, sen de biliyorsun ha dönülmeyeceğini o günlere
ulan Alp çok kıyak bi herifsin o parıldak yüreğinle
Alp, seni hergele, bozuk atma bana sakın, sakın boktan şeyler söyle-
me
aman Alp, bırak ya öyla yazıyoz işte, yazıyoz gitsin

Ahmethan, bu kitabı basıcan, benden bi eyvallah sana
İbrahim’e de, sevdim herifi, selam salla

3

Altmış yıllık bakır zirveler, göğün dibini eşeleyen çelik sporlar, gürül-
dek taş ocağı, bit yeniği tepeler, çamlığın sarsak bi başınalığı,
ayığım, kafam dinç, ciğerlerim ağrıyor, doğruluyorum yerimden,
şöyle bi göz atıp önümdeki çevirilere,yeraltı dergilerinden bölük
pörçük metinlere, argo kılavuzlarına, donun çıkarıp lastik pabuç-
lar gözlük filan tam tekmil çiftlikte şavalak gözlerle alıcıyı süz-
düğün fotoğrafına, dolanıyorum evin içinde yepyeni berbat dizeler
mırıldanarak, karar veremiyorum bi türlü, bu kağıdın rengini sev-
miyorum, burası çok sıcak, mutfakta tuhaf bi koku, vızıldak ser-
sem sinekler, kendimi yatıştırmaya çalışarak, Allen, olacak şey
mi bu kulağımda o bilindik çınlama, içimde zevzek bi çığlık duyu-
mu, anla işte, doğru kılmaya çalışıyorum sana yazıyor oluşumu
Allen, seni aldatmış değilim, çevirilerimi bastırmak benim fikrim
değil, Aysun didinip durdu anlamaya çalışarak, belki bi yamuk
var bu işte, şiirleri kendime saklamak istiyorum düpedüz kıskana-
rak, belki de kimseye inancım kalmadı, belki de yorulmak gerek
artık, işte burada şaşkın şaşkın ağlayarak, bunların kimseye duyur-
mamak, tam zırva, sevgilim, birkaç dost, yitik bi yaşam biçimi,
sana ilişkin düşünceler yarım yamalak
böyle zevzek bi havada sana yazıyor olmak,seni koca sakal dörtgöz
uçuşkan delik bön zıpır içten dudak felçli yanak, elbet okuya-
caksın bunları gözlerin yaşararak
burdayız işte, tao ben acun tıngır mıngır
bi mandalanın gözden kaçmış bi köşeceğinde tıkır tıkır
tanrım tanrım, bütün bunlara hiç boşlamadım, Aysun işe gitme,Yur-
dakul boşver Küba’yı filan be, bana ne ev eşyasından, İbranice
sözlük, Bataille’dan Yazın ile Kötülük, katalog için karton kutu-
lar, plastik ucuz dosyalar kırk saat özene bezene yerleştirip dur-
duğumi eskimiş bi çanta, İlhan’dan ödünç aldığım elektirikli yazı
makinesi, boş cıgara paketleri, tam iki milyon mangır tutan bi
kitaplık, toz bezleri, içrek ozanlar, şaşkın teknisyenler, kutlu
yazın, toplu suç ortakları olup biten tüm saçmalıkların, bilimin
ilerleyişi, ne oldu eskidi mi, çizgidışı düşünceler, kıyıda kalan
düşük çeneler, umutsuz beyinler, düşüncenin yorgun dorukları,
vay vay, Grateful Dead’in o kıyak konseri Frisco’da altmış bil-
mem kaçta, punk rock, kargışlı yazarlar, yaracı politikalar, etnik
zırıltılar, kıvamında içe doğmalar, yayınevlerinin dümbük savaşı,
matbaaların zangırdak uğraşı, dört yana boca edilen kitaplar,
çağcıl dünyanın okurları
sanki bok olacak
sanki seninle mektuplaşacağız
sanki Aysun’la ben para karabasanlarından yırtacağız
sanki başka uğrak yok
sanki değişkenliği iplemiyorum
sanki çevirilerimi yayınlatmayacağım
sanki birbirimizi satmayacağız
sanki neolitik çağdayız
sanki yaban bi oymak düşlemim son bulacak
sanki insanbilim kurumlarına başvurmayacağım sanki oturmuş laflıyoruz

takma moruk, seni çekici bulmayanları da ipleme, son şiirlerin
nasıl, şu eski tınıyı yakalayıver be, eğlenip gidiyoz işte

(Kuşbeyin-önsöz)

Paylaş
Önceki İçerikÖlümsüz
Sonraki İçerikSıvadık Limon #limon
Hala sekiz yılım var

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın