Cazın Doğuşu ve Kökenleri

tuneslg

Cazın Doğuşu ve Kökenleri :

Caz müziği 1880′ lerde New Orleans’ta gelişmeye başladı ve 1920’lerin başında New York, Los Angles ve Chicago’da yapılan kayıtlarla son şeklini aldı. O zamanlar birçok değişik akım cazın ortaya çıkışında yol gösterici olmuştur. Bunlardan biri melodilerin ve akorların eşliğinde simgesel olarak özgürlüğe kavuşma çabalarıydı. Bu akım bugün doğaçlama olarak tanımladığımız olaya liderlik etmiştir. Bir diğeri ise, siyahi Amerikalıların yarattığı blues ve ragtime gibi müzik türleriydi.

Caz müziğinin neden ve nasıl Amerika’da ortaya çıktığını ve bu kadar farklı türde müziğin nasıl biraraya geldiğini anlayabilmek için, Afrikalıların kölelik Amerika’sındaki yaşamlarına göz atmamız gerekir. Afrikalı köleler Amerika’ya getirildikleri zaman yanlarına müzik aletlerini almalarına izin verilmemişti. Ama onlar müzikal zevklerini ve geleneklerini yanlarına almışlardı. Afrikalıların yüzyıllar önce yaptığı bu hareket, Avrupa müziğinin neden Afrika kökenli Amerikalılar tarafından çalındığında daha farklı duyulduğunu biraz da olsa anlamamıza yardımcı olabilir. Örneğin bazı köleler Avrupa kökenli kilise müziklerini, yöresel müzikleri ve dans müziklerini kendi müzik zevk ve geleneklerine uyacak şekilde değiştirdiler. Onların çocukları da atalarının müzikteki bu davalarının peşinden gittiler. Böylelikle bu müziksel tercih nesilden nesile devam etti.

Caz New Orleans’ta doğdu. New Orleans stili caz müziğindeki ilk stil olarak değerlendirilir. Oysa onun öncesinde Ragtime vardı. Ragtime’ın başkenti ise New Orleans değil, Scott Joplin’in bulunduğu Missouri eyaletindeki Sedalia’ydı.Halen Sedalia’da Scott’ın da adını taşıyan “Scott Joplin Festival” , her yaz büyük katılımla adını duyurmaktadır.

Ragtime’ın özellikleri

-Ragtime ağırlıkla besteye dayanır.
-Öncelikle piyano ile icra edilir.
-Doğaçlamadan yoksundur.
-Kırık dökükde olsa bir temposu vardır.

Ragtime’ın belli bir besteye dayanan yorumundan koparak, melodik malzemeyi daha özgür ve caz tarzında kullanan ilk müzisyenlerden biri New Orleans’tan Jelly Roll Morton’du. New Orleans geleneğini başlatan müzisyenlerden birisi olan Jelly Roll,ragetime geleneğini1920’li yılların çalkantılar içindeki Chicago’sun dan California’sı na kadar taşıdı.

O zamanların -boogie-woogie müzisyenlerini saymassak ragtime’dan etkilenmeyen piyanist yok gibidir.Scott Joplin dışındaki bir kaç ragtime piyanistlerini de şöyle sıralayabiliriz;

-Tom Turpin
-James Scott
-Joseph Lamb
-Eubie Blake
New Orleans cazında sadece siyahların olduğunu düşünmemek gerekiyor. “Papa” lakaplı Jack Laine’in kurduğu gruplar 1891’den beri New Orleans’da çalardı. Jack Laine beyaz cazının babası sayılırdı.Önceleri bu gruplar New Orleans’da “band wagons” adı verilen arabaların üstünde yada yürüyerek caddelerden geçerdi. Siyah ve beyaz gruplar eğer birbirleri ile karşılaşırlarsa aynı bizim ozanlarımızın taşlamaları gibi onlarda “contest” yada “battle” denilen yarışlara tutulurlardı.Eğer beyaz grubun başında “Papa” varsa galip taraf beyaz olan taraf olurdu.

New Orleans’ta beyazların tarzı hızlı bir şekilde oluştu;anlatım açısından daha zayıf olan bu tarz teknik açıdan bakıldığında daha yetkin bir hal alıyordu. Melodiler daha yumuşak armoniler daha temizdir.

İki rengin müziğinde cümleler şu şekilde olmalıdır.Beyazlar,”Biz istersek böylede çalarız.”.Siyahlar ise,”Biz böyle olmak zorundayız” ın dayanılmaz işlenişini kulaklara fısıldarlardı.

Cazın ilk başarılı beyaz orkestraları Papa Jack Laine’la başlar. Orginal Dixieland Jazz Band, New Orleans Rhytm Kings başlıca topluluklardır.Bu gruplarda solist doğaçlamalarına yer verilirdi.1917’ler de beyazların jazz yapmaya başlamasıyla,,jazz(caz) sözcüğü daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı.Beyaz bir orkestra şefi olan Tom Brown ise ,bu sözcüğü ilk kez 1915 yılında Chicago’da çalarken dinleyici önünde kullandığını idda eder.Oysa 1913’de San Francisco gazetesinde bu sözcük müzikal anlamda kullanılmıştı.

Erken dönem cazındaki beyaz çalış tarzını, New Orleans tarzından ayırmak için Dixieland cazı olarak adlandırmak alışkanlık halini almıştır.Dixileand sözcüğünün nereden geldiğine dair bir başka söylenti ise; Louisiana’nın 10 dolarlık banknotlarında ingilizce ten(on) yazısının yanında fransızcası dix(on) yazardı. Bu durum kuzeyli Yankee’leri öyle etkilemiş olmalıki,ülkeyi Dixieland olarak adlandırırlar, daha sonralarıda müziğe Dixieland jazz denmeye başlanır.
Ragtime,New Orleans ve Dixieland cazı ile caz müziğinin tarihi başlar.

20’li yıllarda caz konusundaki en önemli üç şey: New Orleans müziğinin Chicago’da süren parlak dönemi,klasik blues ve Chicago stilidir. New Orleans cazının Chicago’da şekillenmesi genel olarak ABD’nin 1.Dünya Savaşına girişi ile ilişkilidir.New Orleans bir savaş limanıydı.New Orleans deniz kuvvetleri komutanına göre,Story Ville’in eğlence hayatı askeri disiplini bozuyordu.Ve bu nedenlede Stroy Ville bir kararname ile kapatıldı.

Böylece burada bulunan bir çok caz müzisyeni Chicago’ya göç etmek zorunda kaldı.Bu göç kendi içinde siyahların güneyden kuzeye göç etmesinin sadece bir parçasıydı.

Cazın ilk stili New Orleans stili olsada, bu stil gerçek altın devrini 20’li yılların Chicago’sunda yaşadı.New Orleans cazının meşhur plakları,doğduğu kentte değil Chicago’da,popüler hale gelen gramofon için kaydedildi.

King Oliver Chicago’daki en önemli New Orleans grubunu yönetiyordu.Diğer isimlerin yönettikleri gruplar ise;
-Louis Armstorng — Hot Five ve Hot Seven
-Jelly Roll Morton –Red Hot Peppers
-Johnny Dodds –New Orleans Wanderers

Bugün New Orleans diye adlandırılan stil New Orleanslı müzisyenlerin 20’li yıllarda Chicago’da yaptığı cazdır.Blues’da parlak dönemini bu yıllarda Chicago’da yaşadı.
Tabi blues daha caz doğmadan öncede vardı.O zamanlarda yapılan Blues daha serbest ritimler içerir, belli bir vuruşa bağlı kalınmaz ve sonraları standart blues kalıbı halini alan 12 ölçülü blues kalıbı kullanılmazdı.

Bir çok blues şarkıcısı, elinde bir banço ve gitarla köyden köye ,tarladan tarlaya dolaşırdı.Yaptıkları müziğin tarzınada country ve “arkaik”blues denirdi. Caz ve blues birbiriyle okadar yoğun harmanlanmıştırki günümüzün en modern ve en “serbest” çalan müzisyenleri bile kendilerini blues’a bağlı hissederler;gerçekten de,blues bilinci bugünkü cazda çoğu erken caz stilinden daha köklüdür.

20’li yıllar klasik blues dönemi olarak bilinir. Bessie Smith bu dönemin en büyük şarkıcısıydı.Bu yıllarda New Orleanslı büyük caz çalgıcılarının ve meşhur blues şarkıcılarının çevresinde Chicago’nun “Southside”ında siyahların yaşadığı güney yakasında bir caz hayatı doğdu.Fakat New Orleans cazının o neşesi eksikti; bunun yerine büyük kent Chicago’nun kargaşası ve ırk ayrımcılığının izleride kendini hissettiriyordu.

Southside’daki caz hayatının etkisiyle Chicago stili diye adlandırılan stil gelişti.Bu stilde birey hakimdir.Melodisinde New Orleans stilindeki gibi birbiri ile kesişen çizgilerin örgüsü bu stilde yoktur.Solo,gitgide daha büyük önem kazanmaya başlar.Chicago stilinde yapılmış bir çok kayıt bir sololar geçidinden,ya da caz terminolojisiyle söylenecek olursa chours’lardan başka bir şey değildir. Bu stille birlikte saksafon önem kazanmaya başlamıştır.Chicago stili ragetime’dan sonra cazdaki ikinci soğuk stildir. Bix Beiderbecke bu stilin önde gelen temsilcisidir.

Doğaçlama :

Caz müziğini tanımlamak güçtür, ama olası tanımları arasında genel kabul gören, önemli bir öğesinin doğaçlama olduğudur. Doğaçlamanın kökenleri yine Afrika’ya dayanmaktadır. Özellikle blues’da sık rastlanan atışma, tek başına doğaçlamadır.

Doğaçlamanın formu zamanla değişmiştir. İlk zamanlarda sadece atışma iken, daha sonra sözlere ve nihayetinde melodiye yerleşmiştir. Dixieland cazında, müzisyenler sırayla melodiler çalarak, bir şekilde atışmaktadırlar. Daha sonra oluşan klasik caz formunda ise müzisyenler belirli bir melodiye bağlı kalarak doğaçlama yapmaktadır. Bu nedenle caza sürekli yeni bir yorum getirilmektedir.

Swing döneminde, büyük bandolar notalarla düzenlemeler yapmışlar, diğer yandan solo müzisyenleri doğaçlamalarına bu çerçevede devam etmişlerdir. Bebop’ta ise doğaçlama daha fazla alan bulmuş, en başta, çalınan melodi doğaçlamalar ile farklı yerlere götürülüp eserin sonunda melodiye tekrar geri dönülüyorken zamanla doğaçlamaların egemenliği caz müziğinde artmış, hatta ritim üzerinden bile gözlemlenebilir olmuştur.

Müzisyenlerden biri doğaçlamaya başlayınca diğer müzisyenler ona eşlik edebilir ya da bir kaç akor ile arka plana geçebilir.

Cazın Türleri

Caz müziği 100 yılı aşkın tarihi içinde çok farklı alttürler geliştirmiştir. Günümüzde de sürekli değişik açılımlara doğru giden caz müzisyenleri türlerarası geçişlere, kültürlerarası müzikal deneylere girişmektedir ancak ana hatları ile ve kronolojik olarak türleri ele almak istersek şöyle bir liste ile karşılaşırız:

* Swing
* Bebop
* Cool Caz
* Hard Bop
* Free Caz
* Caz Rock Fusion

Bebop :
Bebop veya bop, melodik bir yapıdan ziyade daha çok harmonik bir yapı üzerine kurulmuştur ve hızlı tempo ile doğaçlama (emprovizasyon) ile karakterize edilen caz türüdür. 1940′lı yılların başlarında ve ortalarında ortaya çıkmıştır. Hard Bop ise beboptan esinlenerek, Blues ile Gospel müziğinin birleştirilmiş bir şeklini oluşturmaktadır. Kurucuları arasında Dizzy Gillespie, Charlie Parker ve Kenny Clarke vardır.

Cool Caz:
40’lı yılların sonunda be-bop’a tepki olarak yeni bir be-bop alt türü doğdu. tepkisel olmasına rağmen be-bop kalıplarından dışarı çıkmadılar. sadece ateşli bir anlatım yerine nispeten sakin bir üslup seçtiler. üç dizi deneyin sonucunda oluşturulabildi: ilk deneyler claude thornhill’in orkestrasındaki iki yetenekli düzenlemeci Gil Evans ve Gerry Mulligan’ ın, Miles Davis dokuzlusunda yeniden bir araya gelerek, davis için be-bop besteleri üzerine düzenlemeler yapmalarıyla gerçekleşti. lee konitz, warne marsh ve billy bauer gibi yetenekli öğrencileriyle beraber sahnede –büyük bir cesaret örneği sergileyerek- cool caz çalan piyanist lennie tristano ikinci deneyi gerçekleştirdi. üçüncü cool eğilimini four brothers topluluğu –ki stan getz’in de içinde bulunduğu topluluktu- ile woody hermann orkestrasındaki saksofoncular gösterdi: Charlie Parker ve Lester Young üsluplarını birleştirdiler. cool caz daha sonra west coast müzisyenleri olarak anılan beyaz müzisyenler arasında da yayıldı.

Hard-Bop:
1950’lerin ortalarında genç zenci müzikçiler cool caza tepki olarak, cazı yeniden ateşlendirip, tüm o entelektüel-zengin yaklaşımından kurtarmak için harekete geçtiler. cazı yeniden zenci kökenlerine döndürmek için çalışacaklardı. bu yeni üsluba hard-bop ya da funky caz denildi. coşku ve tutku doluydu. daha çok beşlilerin çaldığı pentatonik yapıya dönüş şeklinde gerçekleşiyordu. max roach, sonny rollins ve cannonball adderley önde gelen isimlerdi.

Hot Caz:
Cazın perdeye ve sahneye geçmesinden sonra gelişen melodilerle meydana gelmiştir. Bu gelişmede herkes kendi stilinde bir solo yapar.

Cuse:
Hot Caz’ın devamı ve daha olgunlaşmışıdır. Bu gelişimle cazın karakteri kesin olarak belli olmuş, caz bütün yönleriyle olgunlaşmış ve tamamlanmış bir müzik haline gelmiştir. Bütün bu gelişim içinde özellikle klasik müzik parçalarının caz müziğine uydurulması ön planda yer alır. Bu çağda, Louis Armstrong, Coleman Hawkins, Lester Young, Roy Eldridge, Glenn Miller gibi büyük caz sanatçıları yetişmiştir.

Caz Rock Fusion
Bir bağlantı sanılsa da aslında tamamen birbirine yakın iki müzik türünün birbiri ile evliliği gibidir. Müzik ritmleri sert ve bazı yerlerde yapılan belirli ritmlerle rock müziğin içindeki o baskın isyan tavrını sergiler. Ama bazı noktalarda doğaçlama ile gelen çıkış ve inişler cazın tadını yansıtır.

Free Jazz :
1960′ larda Ornette Coleman ve John Coltrane öncülüğünde savaşı, ırkçılığı protesto eden politik mesajlar veren yeni bir caz modası çıktı. Her şeyin serbest olduğu bir çalış şekli idi. Yani altta belirli bir armoni ve ritm yoktu. Ölçü sayısı serbestti. Hiçbir zaman popüler olamadı.

Bu dönemde Brezilya’ lı Antonio Carlos Jobim (piyano ve gitar) ve Joao Gilberto (gitar) tarafından ortaya çıkarılan ve yayılan ‘ bossa nova ‘ da ilgi çekmişti. Stan Getz’ de Brezilya’ lı kadın şarkıcı Astrud Gilberto ile bossa nova yaparak yeniden müzik piyasasına girmişti

Acid Jazz

Günümüzde gelişmekte olan jazz müziğinin bir türevidir. ortaya çıkışını ve gelişimini daha iyi anlayabilmemiz için öncelikle jazz müziğinin tarihine bir göz atmamız gerekir.
Yüzyılımızın başlarından ortalarına kadar jazz müziği insanları dans ettiren bir eğlence müziğiydi. Sonraları ekonomik sebepler dolayısıyla big bandlerin dağılması ve müzisyenlerinin arayışları doğrultusunda jazz müziği bir gelişime girdi ve eğlence müziği olmaktan çıkıp, dinlenen modern bir müzik tarzı haline dönüştü. Buna paralel olarak da popülaritesini yitirdi. daha modern tınıları içermeye başlayarak anlaşılması zor bir müzik haline geldi. Jazz müziğinin eski popülaritesini kazanması pop jazz, acid jazz gibi türevlerinin ortaya çıkmasıyla başladı.
Acid jazz’ın günümüz kültüründe popüler bir yer alması, birçok popüler müzik tarzını içinde barındırmasından kaynaklanır. funk, hip hop, soul, r&b, rap, latin gibi öğeleri içinde barındırması sayesinde bu tarz müziklerin dinleyicilerini de kazandı. İçerdiği ritmler dolayısıyla dünyanın her tarafında insanları eğlendirip, dans ettirebilen ve bunun yanı sıra dinleyicilerin kulağını modern tınılara alıştıran önemli bir araç oldu.
Acid jazz’ın başlangıcına göz attığımızda bu gelişimin aslında müzisyenler tarafından değil, dj’ler tarafından gerçekleştirildiğini görürüz. 1980lerin sonlarında acid house dj’lerinden gilles peterson 1970lerden bazı jazz parçaları üzerine mixler yaparak acid jazz’ın doğmasına öncülük yapmıştır. Daha sonraları bu önemli müzik türü “club”lardan çıkıp kayıtlara girerek daha geniş bir kitleye hitap etmiştir. Bundan etkilenen müzisyenler bu müzik türünde kendi gruplarını oluşturarak orijinal yapıtlar ortaya koymuşlardır. Tabii ki bu grupların çoğunun vazgeçilmezi dj’lerdir. Acid jazz’ın bilinen temsilcileri arasında; james taylor quartet, night rains, united future organization(u.f.o.), brand new heavies, dj takemura, dj krush, jamiroquai, incognito, d-influence, mother earth, Jazzhole sıralanabilir.

Kullanılan Enstrümanlar :

İlk caz grupları enstrümanlarını nereden buluyorlardı peki ? Avrupalı bandolar; trompet, trombon, klarnet, saksafon ve tubayı içeren orkestra modelini geliştirmişlerdi. 20. yüzyılın başında New Orleans’ta bando enstrümanları kullanan birçok siyah ve beyaz orkestra vardı. Bunlar parodiler, piknikler, danslar ve cenazeler için marşlar çalarlardı. Yeni dünyaya köle sağlayan Afrika bölgesinin trompet, klarnet ve saksafonu anımsatan aletleri yoktu.

Cazda ölçü dört zamanlıdır. Dört zamanlı ölçünün zayıf zaman denilen ikinci ve dördüncü vuruşlarının vurgulanmış ve temponun dinleyenlere dans etme arzusu verecek şekilde hafiflik ve rahatlıkla yaşatılması cazın başlıca özelliğidir. Caz, armoni bakımından da müziğin doğasını beslemiş ve klasik armoniden ayrı bir armoni şekli geliştirilmiştir.

Bir caz topluluğu, çalgılar bakımından melodi (ezgi) ve ritim (dizem) olmak üzere iki bölüme ayrılır. Ezgi bölümünde trompet , trombon, klarnet, saksafon, gibi nefesli çalgıları; dizem bölümünde piyano, kontrbas, gitar ve davul vardır. Keman, flüt, akordiyon, mandolin gibi çalgılar ya az kullanılır ya da hiç kullanılmaz. Caz müzik topluluklarında genelde saksafon, trompet, klarnet, trombon, piyano, kontrbas, gitar gibi çalgılar kullanılır. İnsan sesi ön plandadır. Bestelenmiş şekliyle seslendirilmiş olmasının yanı sıra genellikle doğaçlama olarak çalınması en büyük özelliğidir.

Bugünün Cazı :
Dünyayı kasıp kavuran rock ‘ ın harareti 90’ lı yıllarda sönmeye başla-yınca neredeyse 10 yıldır adı bile anılmayan caz hayata döndü. Eski plaklar yeniden satılmaya başlandı. Caz sözcük olarak da arabalara, giysilere ve parfümlere marka oldu.
Bugün bir yandan Pat Metheny (gitar), Keith Jarrett, Chick Corea, Harbie Hancock, Cecil Taylor, Kenny Kirkland, Joe Zawinul (piyano), Wynton Marsalis (trompet) , Steve Coleman (saksofon), Jeffrey Watts (davul) gibi tekniği çok güçlü genç müzisyenler, bir yandan da Dexter Gordon, Art Blakey, Horace Silver, Joe Henderson, Woody Show gibi eski yıldızlar dinleniyor.
Hızlanan iletişiminin kültür alışverişini arttırması ile yer yüzü müzikleri iç içe geçmeye, yöresel müziklerin caz yorumları yapılmaya başlandı. Örnek: Jan Garbareck (Norveç), Peter Brotzman (Almanya), John Surman (İngiltere).
Caz bugün süratle değişen dünyaya uyum sağlamayı başararak uluslararası bir dil olmuştur. Her zamankinden daha bilinçli ve istekli milyonlarca insan bu dili konuşmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın