D-Ü-Ş-T-Ü

The following two tabs change content below.
Sylvan Clownson
kimim ben? kendi kendine vızıldayan bir sivrisinek mi? kalabalığın gürültüsünden kendini duyamayan bir sağır? kelimelerini soru işaretlerine bağlayıp havaya asan bir cellat? yoksa sadece kafasının içini adımlayan bir gezgin mi? gezdiği yere hapis bir mahkum, belki bir deli ya da bir palyaço mu? gerçekten kimim ben? siz kimsiniz?
Sylvan Clownson

Latest posts by Sylvan Clownson (see all)

Nereden başlayıp nasıl anlatacağımı bilmiyorum.  Eski bir şarkı kadar kolay değil hiçbir şey. Tek bildiğim o zamanlar da yalnızdım…

O zamanlar ise artık uzak bir hayal. Bitmiş bir hikaye. Uyanılmış bir düş.

Gelinen noktada öfkem, varlığımı benden uzak tutuyordu. Onu küçük bir kafese tıkmıştım ve sistematik olarak kendime zulmediyordum.  Geçmişin kafasına silahı dayamış ve geleceğine küfrediyordum geldiğim noktanın.

O sırada bilinçsizdim ve merkezinde  durduğum noktadan düştüm. Düşüşüm adeta bir düşü andırırcasına bulanık ve anlaşılmazdı. Gerçekliğe dönüşüm o denli hızlı olmuştu ki; kafama birazdan girecek olan acının, onu sertçe vuracağım tuvalet taşından kaynaklanacağını bilerek uyanmıştım. Uyanmamı sağlayan şey ise kafamı çarptığımdaki ışık hissi değildi. Bundan oldukça emindim fakat tam olarak ne olduğunu bilmiyordum. Peki neydi o?

Kolay düşmeyeceğimi biliyordum. Dengeli biri olmuştum her zaman. Ve bunca yıllık hokkabazdım.

(Biri itmiş olmalı… Kimdi o?)

Ağrı ve kan!

(‘O benim kendime yarattığım bi aşk oyunu. Mutsuz bir hayal, kötü bir masal…’)

(‘O, sorularla cevaba ulaşma çabanın altında yatan gerçek…)

Belki sadece ayağım kaymıştı. Bir an uçtuğum hissine kapılsam da, zemine bağımlı yaşadığımı hatırlamam uzun sürmedi sanyelik süzülüşümde. İçimde peyda olan his dudaklarımı germiş gülümsüyor gibi görünmeme sebep olmuştu.

Bir bağımlılığımın olmasına sevinecek duruma gelmek… Kendini patlacak duruma gelmek. Kendini kanalizayona atarak hayatına son verecek duruma gelmek…

Sonu kötü bile olsa bir yerlere gelmek için bile bir hareket gerekliydi. Ben ise son otuz yıldır stabildim. Noktanın üzerinden yuvarlanmam istem dışı bir eylemdi. Tuvalet taşıyla kafamın buluşma anı… Kadim iki sevgili gibi yine bir aradaydılar. Bir kumsalda ağır çekimde koşup birbirine sarılan. Sonra adam kadını tutup kaldırırarak çevresinde bir tur döner. Bu kadar romantik değil fakat daha parlak bir an.

Sonra sakin bir başlangıç için gerekli her şeye sahip olmuştum. Bişey olmuştu… Neydi o?

(‘O cevaba ulaşabilirsen bir amacı kalmayacak olan şey.’)

Gidilen yol. Tüketilen zaman. Havada kalmış bütün olasılıklar.

Uzaklık.

Kanın damarlarımdan uzaklaşması. Bilincimin gerçeklikten uzaklaşması ve ruhumun bedenimden… Varılan noktada, yeni bir başlangıç evet. Yeni bir umut, yeni bir arayış, yeni bir ufalanma süreci. Varlığımdan uzaklaştıkça dönüşeceğim şey bir mesafe olacak.

Fakat şimdilik buradayım ve Gelinen nokta, geçmişe ve geleceğe eşit uzaklıkta durup sadece onlara bakabildiğim bir yer.

(O ise sadece burada olmasını istediğim için var. Bir gereklilik değil fakat o bir renk. O bir his. O bir sığınak. Belki sadece o bu hikayenin kahramanı. Belki ben yokum.)

13.10.16

Paylaş
Önceki İçerikSAYGI
Sonraki İçerikBüyük Buhran ve Sinema: Buhran Döneminde Geçen 5 Büyük Film
Sylvan Clownson
kimim ben? kendi kendine vızıldayan bir sivrisinek mi? kalabalığın gürültüsünden kendini duyamayan bir sağır? kelimelerini soru işaretlerine bağlayıp havaya asan bir cellat? yoksa sadece kafasının içini adımlayan bir gezgin mi? gezdiği yere hapis bir mahkum, belki bir deli ya da bir palyaço mu? gerçekten kimim ben? siz kimsiniz?

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın