The following two tabs change content below.
uyanneo

Latest posts by uyanneo (see all)

Hafif uzunca bir yazıdır.

Biz insanlar bize bir döneme kadar ne öğretilirse hayatımızın kalan yaklaşık %90-95’ini ona göre geçiririz. Buna bilinçaltı ya da psikoloji vb. isimler verebiliriz elbet fakat ben bunu programlanmak olarak adlandırmayı tercih ediyorum. Duygularımızın içten geldiğini düşünen herkese de bu konuda özellikle karşı çıkıyorum. Çünkü bir ateşin yakıcı olduğu bir çamurun pis olduğu düşüncesi nasıl küçükken aklımıza işleniyorsa yüzünde dolaşan narin ve yumuşak bir elin ya da  zarif bir kadının şelaleyi anımsatan özenle taranmış saçları içerisinde gözlerinizin ve kaba ellerinizin kayboluşu ve bunların ” duygulu” şeyler olduğu da aynı şekilde işlenmiştir.

Peki, buradan varacağımız sonuca gelirsek, sevmeyi küçükken öğrenmemiş bir insan ve hayatında daha önce kimseyi ördüğü duvarların içerisine alacak kadar güvenilir bir konuma koymamış bir insan ya da aldığı üç-beş kişide de büyük hayal kırıklığı ve hüsran yaşayan insan, bütün herkesin korktuğu o ürkütücü, soğuk ve bir taş kadar ölü hissi taşıyan yalnızlık hakkında sizin taşıdığınız o değerlere ne kadar referans eder? Hayatlarımızı kendimize göre ayarlarız ve dolayısıyla karşıdaki insanın yaşadıklarını aynı zaman dahil olmak üzere aynı şartlar altında yaşamadıkça o kişiyi anlayamayız. Anlayamadığımız birisi ya da hatta anlayamadığımız bizden başka herhangi bir insan durumu söz konusu iken nasıl oluyor da bana yalnızlıktan kaçınılabileceğini söyleyebiliyorsunuz? Yalnızlık hepimizin kemiklerine işlenmiş birkaç sözcükten oluşan bir şiir gibi fakat modern çağ ve erimişliklerimiz içerisinde avuntularımıza o kadar gömülüyoruz ki bazen, derslerimize, oyunlarımıza, arkadaşlıklarımıza, kemiklerimize işlenen ve her bir DNA örneğimizde bulunan bu vahşi yaşantı içerisindeki bireysel kalmaktan kaçınılamazlığı sadece bu avuntularımızdan uzaklaştığımız zamanlarda var zannediyoruz. Yanlış. Güneşi sadece doğduğu zamanlarda var, ayın karanlık tarafını sadece Pink Floyd dinledikçe var düşünmek gibi eksik bir düşünce. Hepiniz yalnızsınız sadece bazılarımız bu yaldızlı avuntularla boyanmış bize biçilen kaftan hayatlarımızdaki öngörülen uğraşlara o kadar bağlanmışlar ki, farkında değiller. Televizyonlar, radyolar, markalar, hepsi bu çürümüşlük ahtapotunun sonsuz kolları.

Konuyu saptırmadan devam edecek olursak, yalnız bir insanın olabilecek en üst konumu kendini sevmesidir. Bu aşama aşama gerçekleşir; kişi kendini tanır, kendini kabullenir, ve kabullendiği bu halden memnun olur. Bu aşamalar her zaman için sırayla sonuna kadar ilerleyecek değildir, nitekim çoğu modern insan kendini tanımamakta bile. Durum böyle iken, kendini kabullenenlerin çoğunluğğunda da kendini sevememeyi görmek doğal. Sahi kendini sevemeyen birisi başkasını nasıl sevebilir? Küçükken ve büyükken yalnız kalmış birisi, daha da büyük olduğu zaman birisini sevmekte ya da başka bir bağlamda hayatına insan(lar) eklemekte ve onlara güvenmekte büyük engeller ve zorluklarla karşılaşır. Bunları kendi kendisine kurar ve aslında rakibin baskınını engellemek için fakat kendisini kısıtlayacak şekilde kurulmuş ayı kapanlarından farkı yoktur bu engellerin. Böyle bir insan sevemez.

Ama baktığımız zaman yalnızlığın bizi birkaç manevi çöküntüyü geride bırakacak olursak başka hiçbir konuda yarıda bırakmamaktan ziyade başarıya taşıyacağını da görmekteyiz. Bütün liderler tekdir. Yalnız olmak aslında garip bir asillik barındırır içerisinde, çünkü başka insanların destekleriyle ve yardımlarıyla bir şeylere ulaşabilmek için başka insanlara güvenebilmek gerekmektedir ancak herkes için diğer herkesin başka olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda kimse diğer bir kimseye güvenmekte adım atmakta girişken olmayacaktır. Herhangi bir maçta kimse bağırmıyor bahanesiyle kimsenin bağırmaması gibi bir durum bu. Ufak çaplı birparadoks olabak adlandırılabilir belki ya da adlandırılamaz.

lonely-293625

Uzun süren bir çöküntünün ardından çıkmış bir üründür, yalnızlık ve hüzün içerir. Ruhsal çöküntülerimizi en azından tanımlayabildiğimiz sürece yalnızlıklarımızı da yönlendirebileceğimize inanmaktayım. Yalnız bir çürümüşlük ya da çürümüş bir yalnızlık, modernite.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın