Delilik Renklidir: Dark Side of The Moon

The following two tabs change content below.
lili marleen

lili marleen

lili marleen

Latest posts by lili marleen (see all)

Dark Side of The Moon

Hiç kimse beni Pink Floyd dinleyen bir insanın normal olduğuna inandıramaz, kabul edin bu dünyadan değilsiniz çünkü Pink Floyd tek başına bir gezegendir. Pink Floyd’un tınıları dinleyiciyi bambaşka bir dünyaya götürür, bulunduğunuz odada değilsinizdir artık. Bu gezegenin insanı ise ‘’Dark Side of The Moon’’ albümüdür.

‘’Dark Side of The Moon’’ Pink Floyd’un en çok satan albümlerinden, Rick Wright albüm için ‘’Ondan önceki her albüm bu albüm için atılan birer adımdı, kayıt tekniklerini ve yazma yetimizi her seferinde biraz daha geliştirdik. Kayıt öncesi bir araya gelip hazırlanabileceğimiz mekânlar bulmak için Britanya’nın ‘karanlık taraf’ını turladık.’’ der.

İnsanı merkez alan bir albüm olduğu için şarkılar baştan sona yumuşak geçişler ile birbirine bağlıdır ve bütünüyle tek bir şarkıymış izlenimi verir; bütün o duygular tek bir insana aittir. Albüm her insanın sıradan yaşantısı içinde hissettiği ne yaşarsa yaşasın ‘’beyhude geçti ömür’’ demeden kendini alamaması durumunu aktarıyor aslında. Bu durum insanı deli ediyor haliyle. ‘’Speak To Me’’ ile nihayet kişinin kendine yalan söylemeyi bırakıp kendisinin deli olduğunu kabul etmesiyle başlıyor her şey. ‘’Breathe’’de rutine takılı kalmış insanların aslında çürümeye yüz tutmuş olduklarından bahseder, sonrasında ‘’On The Run’’ ile ancak ömrünü boşa geçirenlerin sahip olduğu ölüm korkusunun yarattığı gerilim betimlenir synthesizer aracılığıyla.’’Time’’ daha yapmak istediğin çok şey vardır, ama farkına bile varmadan geçmiştir zaman der. ‘’Başlangıç noktasını kaçırmışsındır’’ denir ve sonra yıkıcı bir gitar solosu başlar. Ardından güneşi yakalamak için onun peşinden koşmaktan söz edilir. Belki de asıl delilik hiçbir şey değişmese de bir sabah uyandığında bazı şeylerin farklı olacağına inanmaktır. Güneşi yakalamak mümkün olmadığına göre yapılacak tek şey durumu kabullenip eve dönüp o sıkıcı hayatta kendine bir yer edinmeye çalışmaya devam etmektir ümitsizce.’’The Great Gig In The Sky’’, artık yaşayan bir ölüsündür ve evrenin bilinmeyen noktalarına seyahatin başlamıştır. Binlerce parçaya bölünmüşsündür; bazen her yerdesin bazen hiçbir yerde, bazen hepsisin bazen hiçbiri. Bu hissi sağlayan şey ise Clare Torry’nin kendisini müziğe teslim edip spontane bir şekilde söylemesidir. Tek seferde kaydedilmiştir çünkü Pink Floyd’a göre tekrarlanan bir şey kontrollü ve yapmacıktır. ‘’Money’’ tüketim çılgınlığının absürtlükleri üzerine bir şarkı. Para modern insanın hayatının merkezine oturttuğu, para yapmak istemediğimiz şeyleri zorla yapmamızı sağlayan, para gitmek istemediğimiz yerlere bizi götüren bütün bu koşuşturmanın sebebi. Ayrıca saksafonun şarkıya çok zengin bir hava kattığı da aşikâr. ‘’Us and Them’’de insanların sürekli birbirlerine fikirlerini dayatmaya çalışması anlatılır. Ya biz ya onlar olmanı, bir yere ait olmanı isterler. Bu boş oyunda senin adına seçilen bir rol edinmeni isterler. Oysa onlardan ya da bizlerden olman bir şeyi değiştirmez.’’Brain Damage’’ albümdeki delilik olgusunu açıkça ortaya koyan bir şarkı. Bir zamanlar grubun beyni olan Syd Barrett’ın gördüğü sanrılara değinilir. ‘’Any Colour You Like’’ ile rengarenk bir yolculuk başlar böylelikle karanlığa varacak olan kaçınılmaz sona yaklaşılır. ‘’Eclipse’’de hayatın bütün renkleri son doyumuna ulaşır. Her dört satırda bir melodinin değişmesi, şarkı hayatın farklı yönlerini yansıttığı içindir. Hayatın boyunca hep bir anlam aramışsındır ama zaten burası Güneş’in bile tutulduğu bir yerdir.

Ruhları ve beyinleriyle tek bir vücutmuşçasına senkronize olmuş bu insanlar bizi sıradanlıktan kurtarıyor. Bu yüzden Pink Floyd dinleyenlerin normal olduğuna inanmıyorum çünkü insan dinlediği müzikle var olur.

 

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın