Satürn/Pan/ Düşlediğimiz gelecek ve tutkular…devam 3

The following two tabs change content below.

Yürüyüşümüzü sonlandırmaya yakın hepimiz epey ferahlamıştık. Dahası otlanmış gibi başımız dumanlı duygularımız gelgit haldeydik.İki yükselme bir alçalma halinde. Pan iklimlendirme ve atmosfer sorumlumuz yürüyüş alanına yoğunlaştırılmış oksijen ve bitkisel eser gazlar pompalamıştı. Yaşam alanlarımızdaki hava ise sabit dağ esintisi orman havası kıvamındaydı. Jürgen ve Fernando derin bir sohbete dalmıştı tam gülüşürlerken katıldım onlara. Fernando birazdan barda bize kokteyl içkiler hazırlayacaktı. Bağlantı kapısını geçtikten on dakika sonra kendimize geldik. Ne ki birazdan içkinin etkisiyle yine kendimizden geçecektik. Bar masasının etrafında bu defa düzensiz oturuyorduk. İvan ve Liam hep birlikte votkalamamızda ısrar ediyordu yalnızca bu defalık. Ülkelerinden getirdikleri ve zorlu uğraşlarla içeri sokmayı başardıkları votkanın hakkını vermeliydik. Kabul ettik. Fernondo maharetle içkilerimizi hazırladı. Fernando bir peyzaj mimarı ve çok iyi bir ahçı ve buradaki bahçemizde dilediğince bitkiler yetiştirecek. Finli olmasına rağmen adının tuhaflığına şaşıranlara isim hikayesini gururla anlattı. Babası futbol takımı Barcelona ve orada oynayan efsane futbolcunun aşkından adını,”Fernando”koymuştu. Koca iki şişe votkayı dipledik. Barda her birimize günlük belli ölçüde içki tayınları belirlenmişti. İster o gün içer istersek başka bir arkadaşa hibe edebilirdik. O günlük içtiğim votka bana yetmişti. Diğer arkadaşları ise oncacık votka kesmemiş haklarını da extra içmeye başlamışlardı. Ben hakkım olanı hep sessiz duran Jan’ a verdim. İstiyordum ki alkolün etkisiyle Jan da bize katılsın ve hep birlik olalım. Oradan buradan, hatta dünyadan bile bir parça konuştuk.  Ardından odalarımızın yolunu tuttuk. Olduğumdan durgundum. Seksolog Helen da bunu fark etmiş olacak ki odama onun isteğiyle, ”The Doors/ Light my fire” verildi. Şarkı çok yüksek sesliydi ve damarlarımı tazelenmiş kanla doldurdu. Kubbesi, duvarları cam odamın akustiğinde şarkı müthiş çınladı. İçimden Pan’da cümbüş işte şimdi başlıyor dedim. Valizimi boşaltmaya, odamı düzenlemeye koyuldum. Geldiğimden beri yeni fırsat bulabildim. Hepimiz üzerimizdeki giysilerle bir parça uyuklayıp düzenlemeyi bu saatlere bırakmıştık. İlkin üzerinde kırmızı Japon Gülleri olan siyah saten kimonomu çıkardım valizden. Büsbütün soyundum ve üzerime yalnız onu sarındım. Sütyen ve bedenimi sıkan diğer giysilerden kurtulmak iyi gelmişti. Şarkı tekrar konumunda çalmakta  beni ateşlemeye devam etmekteydi. Valizimdeki fotoğraflara uzandım ve o an bedenim yüreğim titredi. Sevgilim avuçlarımdaydı. Her bir fotoğrafını dudaklarıma ve göğsüme ayrı ayrı bastırdım. Musa Ağacı ardında kalarak bana gülümsediği fotoğrafı, ”Brüksel Hatırası”’ beyaz bornozu içinde zambağı andıran duruşu, erekte halde heybetli penisi erotik porno pozu ve henüz on yedisinde öğrenci formalı hali fotoğrafları yanımda getirdiklerimden. Her birini tek tek yatağımın karşısındaki panoya mıknatısladım. Uyurken ve uyandığımda ilk onunla karşılaşmak selamlaşmak niyetindeydim. Valizimdeki üç kitabı yanı başımdaki piramit komodonin nişlerine yerleştirdim. Siyah dantelli maskemi öyle gelişigüzel yatağın başına bıraktım. Güncemi aldım yatağa uzandım ve iki cümlecik not düştüm. Elimdeki dijital kalem tüm yazdıklarımı kayıt cihazına aktarır cinstendi. Hepimizin kalemleri öyleydi. Yazdıklarımız bile dünyadaki bir merkezden değerlendirilecekti. Kimonom yeniydi ve üzerimde nasıl duruyor hiç bakmamıştım. Bel kuşağımı çözüp kalktım ayağa. Aynada siyah içinde beyaz bedenim bir ipek gibi parlıyordu. Kırmızı Japon Güllerinin ortasında nar çiçeği rengi pembe meme uçlarım tam bir bütünlük içindeydi. Sevgilimle karşılaşmaya hazırdım. Onun beni bu halde beğeneceğine arzulayacağına ümidim tamdı. Ondan çok uzakta Satürn’ de, Uydu Pan’da ve bu cam kubbenin altında adını bir defa sesledim ve tüm gücümle ona odaklandım. Gelip beni burada da bulsun sarsın diye. Tüm ateşi ve çekilciliğiyle bana sahip olsun tüm benliğime hükmetsin diye. O anda tele ileticimin üzerinde yalnızca bir kırmızı ışın belirdi. Ah sevgilim. Erkeğim. Daha mesajı okumak için tuşa basmadan odayı bir ışık seli bastı. Mavi mor kırmızı. Birden başım döndü. Bu da Helen’ ın bana odama ilişkin uğraşlarından sürprizlerinden biriydi. Sevgilimden mesaj geldiğinde eş zamanlı bu ışık gösterisi bize daim eşlik edecekti. Sahiden o ana kadar kadınlığımı unutmuştum. Sevgilimin sözcüklerinin duyguyla dokunuşu tüm bedenimde bir devinim oluşturdu. Sadece kimonom omuzlarımda çırılçıplak çektiğim üç poz yolladım hemen o anda. Hemen ardından bana o andan güzel yüzünü yolladı. Boynunu öperken ve emerken oluşturduğum çürük henüz renk değiştiriyordu ve fotoğrafa yansımıştı. O an lezzetli dudaklarının ve derisinin tadını ağzımda hissettim. Coştum ve daha da yükseldim. light my fire…light my fire…light my fire… Odamdaki müziği tele ileticimden sevgilime aktardım. Soyunmasını istedim ve en derininde beni hissetmesini. Düşlerinde aceleyle üzerime abanmıştı bile. Vajinamın derinliklerine kaydırmaya hazırken çok sert yüklendi ve temponun artmasıyla şarkı da başka bir formda çalmaya başladı. Bir anlık soluk alsın diye onu usulca üzerimden attım ve saxo çekmek istedim. Penisini dudaklarımla emerken ve vakumlarken tersine solukları sıklaştı ve aniden cedron! Beyaz köpüğünün sperminin tadı harikaydı. Vodkalı ağzımın ve dilimin üzerinde extra güzel başka bir tat bıraktı. Dinmedi kimononun uzun eteğini kalçalarıma kadar sıyırıp bana arkamdan yüklendi. Ritmik girip çıkıyordu müziği takip ederek. Sarsıla sarsıla geldim ve çığlık çığlığa. Ona Uydu Pan’a ilk konduğumuzda çektiğimiz fotoğraflardan iki kare daha yolladım. Öpüştük ve vedalaştık. Sex evrenseldi ve iletişimin en doğrudan biçimiydi. Mekan ve zamanda değişim ve sıçrama bile seksin iletkenliğinden hiçbir şey kaybettirmiyordu. Helen’den güzel bir mesaj aldım. Bana farklı sürprizleri olduğunu müjdeliyordu.  İlk andan buraya özgün tek endişe duymadım. Bilakis bu alemin renkliliği ve yüceliği bize daha fazla şeyler katacaktı hissediyordum.

*    *    *
Andrea’ nin mesajını gördüğümde saat sekizdi. Hiç şaşırmadığımı hatırlıyorum beklediğim bir şeymiş gibi. Hazırlanmak için yalnızca yirmi dört saatim vardı. Mesaj saat altıda atılmıştı ve ben mesajı saat 8’de okumuştum.Kalmıştı yirmi iki saatim. Düşünecek daha çok zamanım olsa belki davete olumlu yanıt vermeyecektim. Andrea mesajında çok ağırlık yapmamamı  yanıma sadece iç çamaşırlarımı ve sevdiğim bir iki kitabı almamı öğütlüyordu. Vizeyle pasaportla işim olmayacağını da ayrıca eklemişti. Yatağımdan doğrulup etrafıma göz attım. Kitaplıktakilerden üç kitap aldım. Çerçevelerinden resimleri soyup kitapların üzerine koydum. Komodini boşalttım tek bir jartiyeri geride bıraktım. Hepsini yatağın üzerine yığdım. Valizimi çıkarıp orta yere bıraktım. O arada yeni neler alacağıma karar verdim. Bir kimono ve bir çift maske alacaktım yalnızca. Andrea o ara görüntülü aradı ve kısaca ayrıntılardan bahsetti. Paniklemediğime sevindi. Bir kişi hariç kimseyle vedalaşmayacaktım. Tüm yakınlarıma dostlarıma aynı metinden oluşan, ”İki yıl sonra görüşürüz sizi özleyeceğim.” mesajı atacaktım. Telefondan attığım toplu ilk mesajım. Telefona sarıldım sevgilimi aradım. ”Eve geç sana geliyorum” dedim. Kaygılandı kaygısını giderdim. Aslında zaten onunla o gece buluşacaktık. Bu saatteki görüşme talebim garibine gitmişti. Telefonu kapadıktan sonra sarsıldım duygulandım. Sevgilimi son defa görmeye gitmenin bilinci fefkalade yakıcıydı. Üzerime  gördüğünde çıldırdığı siyah dantel elbisemi giydim. Hatırasında o son görüşmemizle şuh ve güzel kalmalıydım. Evine yakın pastaneden sevdiği acıbadem kurabiyelerden aldım. Bir şişe nane likörü ve bir şişe şarap. Hanem Apartmanı/ Daire No:4. Anahtarı kapının kilidine taktığımda çevrilmeden kendi açıldı. Sevgilimle eşzamanlı eve varmıştık ve o ayakkap bağcıklarını çözüyordu. Sımsıkı sarıldık. Neşemden şehvetimden eser kalmamıştı. Elbisemi fark edince ”Ne o dışarıda bir yere mi çıkacağız?”dedi. ” Yok” dedim, ”sana geldim ve bir süre daha buradayım”. The Doors/ Love Me Two Times… kulağına fısıldadım.
İki defa seviş benimle.
Bugün iki kere.
İki defa seviş oğlum!
Uzaklara gidiyorum.

Biri yarın,
Biri yalnız bugün için.
İki defa seviş benimle,
uzaklara gidiyorum.

Dilim tutuldu.
Dizlerimin bağı çözüldü.
Bir kere seviş benimle.
O gün tüm döllerini istedim sevgilimden. Onun bir parçası vajinamın ateşinde döllensin ve karnımın ılık sularında can bulsun diye, o gün tüm döllerini.

* * *
Yeni günde bu defa Salih’in kapısına ben vardım. Pembe rujla kapısının panelinde, ”Ve tüm aşıklar ve üzgün insanlar gibi ben bir şairim!” yazılanmıştı. İçeri davet etti beni. İç Savaşta kaybettiği sevgilisinin ve iki kardeşinin fotoğraflarını mıknatıslamıştı panoya. Beni onlarla tanıştırdı……Arkası Yarın

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın