#Hiç Ölü Kuş Yok

The following two tabs change content below.
canephora
Kaybolmuş bir neslin gizli haykırışlarını açığa vurmak için çıkagelmiş olan bu nüshalar,aslında o neslin aforizmalarıdır da.
canephora

Latest posts by canephora (see all)

2015-02-16 18.58.11

 

 

 

 

 

Karlı bir sabahın göz yakan ışıkları altında-kaybolduğumuz camekanlar üstüne

Bir kahve koyuyorum avlunun sahipsiz kuşları için-varış yakın olacak mor benekli mevsim ağaçlarına

Turuncu’nun en salt hali dilin yamacına yaslanmış-karamelize bir dövme dondurma gibi

Küçük çocuğun ruhuna üfleniyor buzlu köyün rüzgarları-altın bir serçe seyrediyor kadını

Altın bir serçe kapıyor kasaptan arta kalanları-kediler için sefalet yakın

Huzura kavuşan asmalı konaklar salıveriyor nisan ayının kaçamak arılarını-yazlıkta öğreniyor bir çocuk ilk kez sevişmeyi,ağlamayı

Analog bir makine ne çok saniye yapıştırıyor karlara-yüzüm düşüyor,gökyüzü beyaz ağlıyor-piksel ve tinsel

Kadın kırmızı bil’hakis-tan vakti gemileri çağırıyor bulutların arasından

Bir ağaç ne kadar bükülebilir gece yarısı? –dallarının içine pamuk şekerler dolanmış

Ve saltlığını hiç kaybetmemiş karıncaların ateşi-yüreğimi dağlıyor uzun patikalar

Yol boyunca-ne çok şey konuşuyor tanrı-sen susuyorsun ben kaçarken sarp kayalardan baba ocağına

Senfonin son kısmı için yaptığımız vals geliyor aklıma-ellerini bıraktığım an

Ay ışığı yüzüne çarpıyor bana sormadan-gözler ve keder ve kader

Geçip gidiyor parçalayarak çakraları

‘’pat’’ küt’’ ‘’pat’’ ‘’küt’’

Sonsuz binalar arasında sigaramı yakıyorum-dumanlar sistematik bir dizilim içerisinde

Bir oradan bir oraya uçuyor kelebeklerin komutasında

Kaçırıyorum son ilk baharı hüzün çökmüşken diz kapaklarıma-canım yanıyor baba

Şafak vakti cenk ediyor yarasalar viranelere-korkuyorum yorgan altından

Derinlere iniyorum kara sulara tekme atarak-bulanık ve anlamsız ufkun öteki yüzü

Karnım aç ve yalnızım denizin orta yerinde-martılar simit atıyor bedenime

Duyuyorum onca isimsiz kalmış hikayeyi ekinoks zamanı-bir deniz yıldızı var kalbimde

Kalbimi gemilere atıyorum-fotoğraf çekebilsinler diye turistler

Bu ülkede yalnızca hüzün var.-demek istiyorum.

Ayaklarım kararmış ve yosuna bulandı tırnaklarım-çehremi dört parçaya ayırıyorum

Nereye gittiler bilmiyorum-durduruyor bi’ şeyler güneşi

Sonra o bile vazgeçiyor arka çıkmaktan kelimelere-sessiz

Belki göremiyorum denizin dibini ama-hiç ölü kuş yok buralarda

Ölü olmadığı gibi tüm ölümlüler-ölüme geçiş yok-ölüm

Kementine bağlamış atlıları dört nala-ne hoş geliyor kulağa

namesiz bir melodi çınlıyor deniz kabuğundan atardamalara-beyaz duvara açılan kara delik

Canımı yakıyor takvimdeki sayılar-cebir ve laf dalaşı

Bir de briç oynuyor solcular-lokalde hiç ölü kuş yok

Saçlarımı kısalt uzayıp giden geceye rağmen-yüzün portakal ağacı

Satırların arasına kalınca bir çizgi çek-adap yerini bulsun

Tavuk yumurtadan çıkar ve hiç zamanı değil çekip gitmenin

Gitme-diyebilmek üzerine kurduğum sahneleri

Cannes’a yolluyorum Nuri Bilge’yle-tirad ve viraj

Kesişiyor pabuçlar kirli kaldırımların arasında-tak tak ,geldim ve

Kayboldum ben öksüz sokakda-16 numara ve ekmek kalmamış evde

Hacivat Karagözü bıçakladı-tüm gölgeler serbest artık-malum namus belası

Cem Karaca şarkıları gibi olsa keşke hayat-teessüp

Ah!

Her sabah tekrar tekrar Atatürk oluyorum çocuk parkında-sulh ve ruhi mücereddet

sinekler şekerime konuyor-tahteravalli sesimi hisset!-eğil,dua-yen

kazağımı balkona fırlattım-don gömlek miğferim benim-kaos,tasolar

mahallede bir ismim yok-çokca hayat gördüm elbet gözlerin idrak edebileceğine

sürahiden su içtim-koştum,yoruldum,arşa değdim parmak ucunda

sen bilmezsin ama-ah!

ben her sabah tekrar tekrar Stalin oluyorum,17 yaşımda-cesurum alabildiğine

kömün ve yürek sızısı,yırtık manifestolar

-aşk,çay

-çay,sigara

saçlarım demleniyor ocak üstünde-buharlar şeytan yoluna ulaşmış çoktan

cehennemin içinde ot dönüyoruz yoldaşlarla-avareler ki ne avare-komandante

hiç bilinmeyen dizeleri geri getiriyor bozkırlılar-kapılar buz tutmuş

biliyorum,

ankara göt dondurur-bir de çok sevdirir kabanlı adama-postunu yere bırak

her şey gönlünce olsun ama botlarında olsun kış vakti

kargalar martıları yediler-gece lambaları üstünde piyasa çekiyorlar aleme

belki bi’ boğaz yok ama-çok çarpar derler kederi baştan aşağıya aç karna

dudaklara dokunma vazgeçtiğinde mevsimler-geri dönmek için çok geç

bugün Pazar-halıya kustum ve daktiloya hiç not bırakmadım saatlerdir

bol sigara bol fiyaka-sabaha karşı çalışma masasında caka satıyorum kuşlara

çok şey biliyorum ama kimse bilsin diye değil-hakikatim eksenimi şekillendirirken

ben kozmosa küfür etmem yağmur yağarken tenime-az yerim az konuşurum

ökçe ökçe yorgunluk taşıyorum sırtımda-kaşlarım düşüyor

başlarım böyle işe!-kazanlar kaynar kaynar durulur elbet

yıldızları eritmeyin-allahı sevin haftasonları

veda-veda-veda

mektupları raflar ardına bıraktım-seccadenin altına sakladım dedemin aşkını

dedemi hiç tanımadım-güneşe karşı dikilmişim işte

bacaklarım ayrık ve göğsüm şiş kaldırımda

bakıyorum ölesiye ufka doğru metronun içinden-ayaklar ve insanoğlu

ne kadar geç kaldı duvar saati?

ipler ağaçlara takılıyor gün doğarken derme çatmada-sıradaki istasyon kızılay

ve

kızılayda hiç ölü kuş yok.

hiç ölü kuş yok.

hiç ölü kuş yok.

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın