The following two tabs change content below.
lili marleen

lili marleen

There's someone in my head but it's not me!
lili marleen

Latest posts by lili marleen (see all)

Tüm şehri adımladıktan sonra soluklanmak için bir puba girdim. Orada şu istenmeyen çocuklardan bahseden blues şarkılarını dinlerken en azından yalnız değilim bu şarkıların hissettirdiklerini hisseden başkaları da var diye düşünürken mekândaki insanları gözlemleyince durumun pek öyle olmadığını fark ettim.  İçeri girdiğinden beri insanların gözü kendisinin üzerinde mi değil mi diye anlamak için etrafı gözlemleyen biri yüzümdeki buruk ifadeyi fark etmiş olacak ki ağlayacak bir omuz aradığımı düşünüp yanıma yaklaştı. Böyle birinden ancak böyle küstahça bir davranış beklenirdi zaten. Yanıma gelip yalnızlığımı bozmuştu. Oradan ayrıldım ve şehirlerin vaat edebileceği pek bir şey olmadığını fark edip yola koyuldum.

İçimdeki mutsuzluktan beni kurtarabilecek tek şey yoldu. Yalnızlığımı seviyordum ama yine de uzun süre tek başıma kalmaya cesaret edemedim. Belki de uzun süre yalnızlıkta kalamıyordum biriyle uzun süre kalamadığım gibi. Böylelikle başka birinin bana eşlik etmesine izin verdim. Onu ilk gördüğümde sıkılgan bir çocuğu andırıyordu. Dizlerini sürekli oynatıyor ve ne zaman gideceğini düşünüyor gibiydi. Anime filmlerdeki karakterler gibi perçemi yüzünün önüne düşüyordu. Biraz konuştuktan sonra birlikte yola çıkmaya karar verdik. Yolun arabanın altında kayıp gidişi, kulaklıklarımızla dinlediğimiz müzik ve kalp atışlarımız hepsi birer uyum içerisindeydi. O an durmamamız gerektiğini anlamalıydık. Hiç durmadan ilerlediğimiz birkaç haftayı geride bıraktığımızda eve dönme vaktimizin geldiğini anlamıştık.

Eve geldiğimizde yoldayken oluşan psikedelik renkler yok olmuştu, bu biraz da gerçeğe dönmek gibiydi. Onun bu kadar katlanılmaz bir insan olduğunu fark edememiştim. Kendisine onunla ilgilendiğimi belli ettiğim andan itibaren vurucu darbeyi ne zaman indireceğini planlıyordu muhtemelen. Tıpkı diğer küçük insanlar gibi aşkı bir yarış haline getirmişti.

Bana kadınların acı çekmeyi sevdiğine dair bir nutuk çektikten sonra artık biraz geç de olsa yapmış olduğum tespitten emindim bu zavallı için yeterince vakit harcamıştım. Erkeklerin çoğunda vardı bu; bir takım özgürlüklerden bahsediyorlarsa bile söz konusu kadınlar oldu mu onların nasıl davranması gerektiğine çok biliyorlarmış gibi karar veriyorlardı. Sizin özgürlüğünüz için sizin adınıza kararlar alabilirlerdi rahatlıkla. Bu duruma daha fazla katlanmayacaktım.  O uyurken evden ayrıldım kolay değildi ama kalırsam pişman olacağımı biliyordum. Uyanıp beni evde göremeyip aradığında ona çoktan yola çıktığımı söyledim, şoka girmişti. O büyük egosuyla kendisini terk edilmez sanıyordu büyük ihtimal. Erkeklerin şunu anlaması gerekiyordu kadınların fedakârlıklar yaptığı dönem artık sona ermişti.

İçimde hüzünle karışık bir heyecan duygusu vardı. Gözyaşlarımı içime akıtıyordum ama bu yolun sonunda başka bir şeye evrildiğimi hissediyordum ve bu içimdeki yeni oluşumun beni daha yalnız biri yapacağını biliyordum ki bu ihtiyacım olan şeydi.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın