The following two tabs change content below.
afroditgemisi

afroditgemisi

Yazmak benim için geri dönüşüm. Zihnin atıklarından büküp, bilincin sularına bıraktığım kağıt gemiler gibi yolculuğa çıkıyor. karanlık bir oda kurdum. Siyah kağıtlara siyah sözcükler karalıyorum. Merak ediyorum sadece merak, cevabı bulmak için değil bulmaca labirentinde oynamak için yazıyorum
afroditgemisi

Latest posts by afroditgemisi (see all)

Tiksinti, mide bulantısı, açlık çeken düşler, boğulanlar, bedenin bunaltıcı yaraları; ruhun ıssız kapılarındayken bu türden fotoğraflar çekiyorum bay siyah. Soğuk binaların arasında hayatımızın dağılan sayfalarını okuyorum. Gelecek vaat eden kitaplar ve hayallerimin tatsız kahramanlarıyla büyümek benliğime kelepçeler geçiriyor. İnsanlar ve onların tuzak dolu parmakları, beni sahte bir yatakta öpüyorlar. Hata sonucu doğan aklımın, bedenime yaptığı yanlış teşhisler, yalan aldanışlar ve aşkın bencil oyunları… Bu suç benim değil, bu suç benim değil anlıyor musun? Ben aldatmadım. Bedenim hatalı, duygularım gerçek… Ruhum kuru bir hapishane, o hapishane de kanın tazeliğinden yoksun yaratıklar çürük bir aşkı kokluyor. Yatıştırmak için çektiğim lanet otlar ve sancımı okşayan renkli alkoller. Bu bir süreliğine iyi, bu bir süreliğine iyi… Bacak arama aldığım lanet sikleriniz ve kutsal hastalıklarım bir bıçak gibi parçalıyordu içimi, bu bir tür ispatı olmayan cinayet şekliydi benim için. Şekilsiz bir portre, şekilsiz bir tecavüz, vajinam vahşi kır çiçekleri gibi dağların tapınağından koparıldı. Her gece uyurken melek sesli katiller kanatlarımı çalmışlardı. Bana ait olmayan düşünceler hayatla takas ettiğim yaşamlardı. Yaşamsa capcanlı ve hayatım espirisi olmayan tecrübelerle büyüyordu. Küçük bir çocuk gibi espirisi olmayan hayatlara gülüyordum… Bu bir tür çağımızın hastalık türü, klişe bir söylemle ne kadar da ironik demek, edebi cümlelerle yatıştırmak daha kolay bir yol sanırım. Vücutlar moraran bedenlerini pahalı nesnelerle kapatırken, gün boyunca taze ve ışıltılı bir tehlike geziniyor, geceleri uyurken korku bedenime yapışıyor. Ahlaksız boşluklardan bakıyorum, kanlı ve çiğ sözcüklerle tıka basa yediğim yaşamlarınızı kusuyorum. Sözcükler siyah bir surat gibi bana bakıyor, hisleri olmayan bavullarda hiç çıkılmamış yolculukların kirli kıyafetlerini giyiyorum. Yumuşak haplar ve soğuk iğnelerin aşağılayıcı duygusu, komik mikrofonlar da çılgın kelimelerle ağlıyorum bay siyah. Hiçliğin bana verdiği son sözcüğüm. Ben hiçlikten gelen kadın, yağlı ve ıslak. Üzerinizdeki bu kıyafet çiğ bir sözcüktür sadece, lütfen köprücük kemiklerime sığınan hissiz bir surata gömün beni
.
burçin pehlivan
Paylaş
Önceki İçerikBadlikAmirliği
Sonraki İçerikSAYGI
afroditgemisi
Yazmak benim için geri dönüşüm. Zihnin atıklarından büküp, bilincin sularına bıraktığım kağıt gemiler gibi yolculuğa çıkıyor. karanlık bir oda kurdum. Siyah kağıtlara siyah sözcükler karalıyorum. Merak ediyorum sadece merak, cevabı bulmak için değil bulmaca labirentinde oynamak için yazıyorum

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın