The following two tabs change content below.
karkalaki

karkalaki

karkalaki

Latest posts by karkalaki (see all)

Hitchcock sarmalı İtalya-Slovenya sınırında bir tren istasyonundaki taksici ile başladı. Gorizia komününde otobüs o akşam gelmeyecekti. Bu arada tren istasyonunda tren dışında her şey vardı galiba. Durakta takılan İtalyan gençler sarmalın yalnızca ergen kısmını oluşturmak için orada duruyor gibiydiler. Atom hearth mother durağı koydum durağın adını. Ergenler patlamaya hazır bomba ve annelerinin yüreklerinde. Dopdoluyum. Ceplerim boş. İtalyan pizzası asfalt mozarella peyniri gibi yavşak.  Beynim Sloven asfaltına özlem duyuyor.  Keyif saçan bir sintomdu asfalt. Sarmalın baş döndüren aldatmacasına direnen başı sonu belli bir döngü. Bir yanda matrislerin karmaşasının keyfi ve mayhoş refleksleri, diğer yanda basit ve düzlemsel zift. Gidiyorum. Tam olarak, ayaküstü bir hesaba dayanarak, gergin tel üzerinde ‘’arka pencere’’den bakan tedirgin bir gezgin gibi. Hitchcock adımlarıyla.

sarmal-1

Bu sarmal gezegenin en bakir sarmalı. Ilıman iklime siktiri çekmiş tundraların sarmalı. Göçen kuş sürülerinin ve bir türlü göçemeyen kuş sürülerinin sarmalı. Kelimelerin tükendiği ve yeniden ürediği anın sarmalı. Aslında acının ve nefretin bu sarmalın dış çeperini oluşturduğu düşünülürse, bu sarmal yaşamaya çalışmanın sarmalı. Çünkü güzel bir çirkinlik bizimkisi. Etten kemiğe kadar ‘’I have a dream’’ diyenleriz. Birayı yudumlarken içeriz, içerken yudumlamayız. Bira bizim güzelliğimiz. Bira bizim rüyamız. Hayır ve evet’in şerefine içmenin sarmalı. Bu arada kumsalda kusmanın erdemi üzerine konuşulacaksa eğer caretta carettaların kuluçkaya yattığı kumsallarda kusmanın erdemi üzerine konuşulmalı. İnsanların bilmesi gerekir böyle şeyleri. Kumsallarda içelim Pink Floyd’u, dinleyelim birayı. Şaraba daha bir ışık yılı var. Şarap gözümüzün önünde duruyor. Işık yılını görebilmek güzel bir his ve tam bu anda sarmal yavaş yavaş çeperini kırıyor. Kumsal bir çeşit paranoya. Çelişkilerimizle oradayız. Sadece, öylesine, herhangi bir zamanda orada olmamızın sebebi bile çelişki. Kendi bardağımız bizim değilse gerçekleşebilecek bir milyon olasılık, kumsalın tam merkezinde bir caretta yumurtasına denk geliyor. Yaşam bir çelişki. Hoşumuza gidiyor gibi görünse de biramızı içtikten sonra merkezimiz başka bir eksene kayıyor. Ne kadar umut kırıcı. Ne kadar. Ve her ne kadar acı verse de merkezimiz o yumurtayı hep kırıyor. Yaşam kırılgan. Sarmal sonsuz görünümlü bir hiç. Sokrates ve Platon gibi. Geometri bilmeyen buraya giremez gibi. Hiçlik hiçliği doğuruyor gibi. Dönüşüm gibi. Küçük adam gibi. Zerdüşt gibi. Çavdar tarlası gibi. Yolda gibi. Sarmal gibi. Ne garip, yaşamla dolabiliyoruz gibi.

lanzagorta-ag-psycho

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın