Kaçınılamaz Ay Işığı

The following two tabs change content below.
uyanneo

Latest posts by uyanneo (see all)

Hayatın bazı dönemleri artık tekerrürden kaçınılamazlıkla geçer. Bu tekerrürün ilk döngüsü ise ortaya çıktığımız ve yeni yeni varlığımızın farkına vardığımız programlanma döneminde oluşur. Öğreniriz, dikte ediliriz. Kaçınılamaz endoktrinedir bu, ne zaman ki zincirler birazcık gevşek bırakılır işte o zaman ortaya düşünürler, şairler, yazarlar çıkar ya da tam tersi ne zaman ki çok sıkılır o zaman etki eş değer büyüklükte tepki doğurarak tarihi değiştirecek bir bireyi sahneye çıkarır.

Daha sonraki süreç ise kendi hareketlerimize alışma, toplumun durumunu kabullenme ve kendimizi haklı çıkarma yöntemleri üzerine uzmanlaşmak üzerine geçer. Kusursuzuzdur, bir arkadaşımın yazısında okuduğum gibi biz yere düşmüş olmamıza rağmen yere kızarız canımızı yaktığı için. Bu dönemde ne kadar başarılı olursak, o kadar güzel dikte edilebiliriz hayatımızın geri kalanında, istediğimizi yapar istemediğimiz sonuçları elde eder ve topu hep ” öteki” lere atarız, işte bu dönemde oturan bir karakter döngüsünün kaçınılamaz iki duygusu da nefret ve kindir. Nefret ederiz, saldırmasak bile her bir hareketimiz nefret yönelttiklerimize karşı niteliktedir ve her geçen gece iyice devleşen bir kara kin kaplar kalplerini bu karakterdeki insanların. Nitekim ya hiçbir olaya bulaşmaksızın kalp krizinden ya da saldırganlığını saklayamaksızın kavga/dövüşte bıçaklanıp/vurularak genç yaşta hayatını kaybeder bu birey. Sevgi ancak bir çıkar ilişkisinin tarif edildiği sözcüktür, kavramdan ibarettir. Haz veren şey sevilir, haz vermeyi en ufak bir an dahi kestiği an gözden düşer. Hiçbir şey sevgiyi hak etmiyordur, birey sevgiyi layık görür ya da görmez. Sevgi, ona ait bir maldır.

foregin-exchange-greed

Eğer karakterimiz bu süreç içerisinde oturmazsa toplumu kabullendikten sonra gelen kendini kabul ettirme, beğendirme ve hatta karakterin buraya takıntısı olası sonucu ortaya çıkacak olan toplum tarafından ilahlaştırılma isteği kaçınılamaz karakteristik döngüyü oluşturur. Beğenilme, nitekim günümüz sisteminin insanları kendi bireyselliği içerisinde boğarak öldürmek ve kan dökmeden toplumları yok etmek için kullandığı ve hatta amaç gibi aracı da kendi tayin ederek büyük kapitalist şirketlerin ekmeklerini yağ, bal, kaymak, çikolata gibi kusursuz kahvaltı kaçınılamazlarıyla donattığı kavramdır. İnsan, kendini tatmin etmek için kendi düşünceleri dışında bir şeye bağlandığı an( ki günümüzde kaçınılmaz olarak insanların %99’u böyledir ve diğer %1’i de böyle olanlara özenerek ölür.), işte o an kapitalizmin ve musluktan akarcasına para kazanan ‘ DEV’ bireylerin gözünde tamamen yürüyen para çuvalına dönüşür.

Sen yürüyen bir para çuvalısın, ben yürüyen bir para çuvalıyım, bizler ciğeri beş para etmediği halde elindeki kağıtlara güvenerek yaşayan ve amaçsız varlığını anlamandırmak için çok aşırı geçmişlerden beri salak saçma yöntemlerle kendini tatmin etmeye çalışan ve bunu ‘ kusursuz’ araçlara döken bir ırkız.

Öteki kavramı ile güdülen insanları kenara çektiği zaman, sistem kalan insanların entegrasyonu için işte bu beğenilme ve tatmin konusunu masaya koyar ama her zaman için özgürlük kaybeden taraftadır.

IMG_2083

Bu aşamayı da şöyle ya da böyle hasarsız kaybeden birey ki eğer programlanma döneminde buna uygun bir şekilde zincirleri gevşek bırakıldığı halde zamanını etrafın analiziyle geçirdiyse, ortaya YALNIZ birey çıkar. Yalnız bir birey için kaçınılmaz bir tek şey vardır, bunu kabullenmek. Hayatının yarısını birisiyle elma gibi paylaşmak, insanlarla arkadaşlıklar kurmak, zamanını insanları memnun etmek ve para kazanmak için harcamak, bilmem nerelerin sitelerinde yazılar paylaşmak, fanzin çıkarmak, popülerizmin ve gizlice fanatikleştirildiğimiz kapitalizmin KAÇINILAMAZLIĞI içerisinde eriyen bu birey, düşüncelerini hiçbir zaman hiçbir bağlamda hiçbir birey ile paylaşamaz, paylaşsa da anlaşılamaz nitekim düşüncelerinin tamamı zaten programlanmışlığın temellendirdiği düşünceler olduğu için gereksiz ve saçma bir şekilde diğerlerin temelleriyle farksız ama sadece başka bir pencereden aynı olayın analiz edilmesi gibidir.

Eğer bir bireyin geçmişini bir sinevizyon gibi, tabula rasa ile yaşayamıyorsak ki sanırım hiçbir zaman öyle bir teknolojiye erişemeyeceğiz şükürler olsun ki ve eğer erişsek bile artık ikinci birey, birinci birey olmaktan kaçınamayacaktır, YALNIZ olan bireyin bu kaçınılamaz karanlık evinin hiçbir çıkış kapısı bulunmamakta sadece dışarıdan gelen sesler ona kabullenip kabullenmemesi konusunda direktifler verebilecek nitelikte olmaktadır. Amaçsız insanın hayatını anlamlandırmaya çalışmasını bir kenara bırakarak öncelikle varlığının analizini yapma çabaları bu yalnızlığın en büyük göstergesi olarak nitelendirilebilir.

Üzgünüm, yalnızlık dünyanın en büyük lanetli en büyük ödülüdür. Paylaşılamaz, anlatılamaz, aktarılamaz, KAÇINILAMAZ. Eşdeğer nitelikteki tek kavram ise BOŞLUK‘tur.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın