Japanese Kiss

The following two tabs change content below.
enjolras
İstanbul - Neo-Beat 'Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.Neler olacağını merak ettim.Hepsi bu.' twitter.com/enjolrasx
enjolras

Latest posts by enjolras (see all)

Emily, aynı anda iki gözünü kırptığında kendini aynada görseydi, biz şöyle diyecektik: Ya ayna gerçek değil ya da Emily

Japanese Kiss: French Kiss’in ötesinde Zen bilgeleri dokunmadan öpüşmeyi keşfettiler. 17 metre yaklaşmak yeterliydi.

syd-013

Devin hayatının bir döneminde yaklaşık 3 yıl boyunca tek bir film bile izlemedi. Ne var ki sinemaya ilgisi devam ediyordu.Warhol gibi karşısına çıkan her şeyi çekiyordu. Med-cezir dalgalarını, gri şehirlerin yalın yalnızlığını, kaldırımlardaki Rock’n’Roll serserilerini… Doğru oyuncuları bulduğunda Warhol’un Kiss filmini sil baştan çekmeye karar vermişti.

Bir liste yaptı sonra, bir an önce izlemesi gereken 300’ü aşkın film vardı. Günde beş film izlese, iki ayını alacaktı. Belki de bunun etkisiyle dünyanın en garip sinema çevrelerinden birinin ortasında buldu kendini. Karanlık bir odaya çekilip 8-10 kişi gün boyu film izliyorlardı.Yorum yapmak yoktu, konuşmak yoktu, önlerinde akan sahnelere bakıyorlardı kayıtsızca. Film izleme deneyleri bazen 24 saat kesintisiz devam ediyordu. Filmlere gömüldükçe kendi gerçekliklerinden uzaklaşma olasılığı doğuyordu. Oysa bütün filmler birbirine benziyordu. Klişelerle her karşılaştıklarında aralarında sinirlenenler oluyor, yönetmeni beceriksizlikle suçluyorlardı. Yine de bazı filmlerde her şeyi unutarak gülerken, bazılarında da gözyaşlarına engel olamayanlar görülüyordu.

Devin kayıtsızdı, görüntülerin akıp gitmesine izin veriyordu sadece. Sabaha doğru, yeni planlar yapanlar oluyordu. Gece yarısı 3‘ten sonra her şey ulaşılabilir ve meşru görünüyordu. Bu planlar tutarsız ve birbirleriyle ilgisizdi. Film çekme tasarılarından, müzik grubu kurmaya, ıssız bir ormandaki kulübeye çekilmekten, otostopla dünya turuna çıkmaya dek uzanan garip planlar… Ama bu karanlık salonu hiçbiri terk etmeyecekti. Biliyordu. Sinema onlar için bulaşıcı bir hastalıktı.

Bir gün “bütün filmlerin sonunu tahmin ettiğim an film izlemeyi bırakacağım” dedi Devin. Söylediklerine Vera’dan başka katılan olmadı. Vera, psikolojiye kendini kaptırmıştı; bütün filmlerin Oedipus kompleksinin açılımı olduğuna inanıyordu.W.Reich’ın hardcore taraftarıydı. Devin ona Warhol’un “Kiss” filmini yeniden çekme tasarısından bahsetti: “Modern öpüşmeler ezberlenmiş bir ritüelden ibarettir.İzlemeye de çekmeye de değecek ilginç bir yanı yoktur.”
-Bir insan neden öpüşmek ister sence, dedi Vera.
-İnsan terk etmek ister, ruhunu bedeninden ayrıştırmak, kozmostaki bu sıkışmışlığından kurtulmak ister.
-Ve aşık olmak, bunun en hızlı yoludur.

099ed0f726e003486df3cd826ad794ac-001

Devin tekrar perdeye baktı. Lost Highway oynuyordu, filmin her sahnesini ezberlemişti.18 saattir hapsoldukları karanlık odadan çıkmak istedi.Kendini sokağa vurdu. Gece yarısını geçmiş olsa gerekti, hiç uykusu yoktu.Kaldırımlar bilindik, bu şehirde sanki bütün insanlar onu tanıyormuş gibiydi.Kaçacak bir yer yoktu.Tiyatro oyuncularının takıldığı, sabaha dek açık cafelerden birine gitti. Belki burada “Kiss” i çekmek için doğru oyuncuyu bulabilirdi. Her şey gibi tiyatro da sıradanlaşıyordu. Sipariş için gelen garsona “One more cup of coffee for the road” dedi. Kahve önüne geldiği anda derin bir bulantı duydu.

Kahvenin Genleşmesi: Kuantum teorisinin doğruladığı gibi kahve başta iklim olmak üzere çok sayıda tepkimeye uğruyordu.Kalp ritim hızı, ışık hızına doğru yaklaşırken, kahvenin hacminde teorinin doğruladığı biçimde küçülme değil, büyüme gerçekleşiyordu.Çünkü hız bedenini etkiliyor ve bedeni küçüldüğü oranda kahve genleşiyordu.

-Bir sorun mu var, dedi Vera.
Bu saatlerde kaçmayı alışkanlık haline getirdikleri bu mekana geldiğini tahmin etmiş ve onu bir kuantum denkleminin ortasında bulmuştu.
“Kahveyi sen içmek ister misin” dedi Devin.
“Tabii içerim” dedi Vera.

Sıcak kupayı iki eliyle tutuşunu ve sanki daha önce hiç içmemiş gibi kahveye bakışını, kahveyle yeni tanışmış gibi ondan bir yudum alışını, büyüyen gözlerle Devin’e bakıp kahveyi sevdim deyişine Devin’in canlı biçimde “One more cup of coffee for the road” diye karşılık verişini ve Vera’nın ayağa kalkıp “Hadi yola çıkalım” deyişini ve Devin’in “önce biraz daha kahve”deyişini cafedeki kimse anlamlandıramazdı.

breathless-jean-seberg-film
-“Kiss” isimli filmde oyuncuların aslında öpüşmesi gerekmiyor, dedi Devin.
-Öpüşmenin olmadığı bir öpüşme filmi mi?
-Zen bilgeleri, dokunmadan öpüşmeyi keşfettiler. Şimdi sen şurada karşımdasın. Daha doğrusu kahve, masa ve sen… Ama aramızda milyonlarca elektron var. Ve sen, 17 metre uzağımda olsan bile ben sana dokunmuş olacaktım.Çünkü elektronlar 17 metre uzağa dek gidebilirler…
-Yani şu an öpüşüyoruzdur belki de…
Devin, birkaç saniye boyunca durakladı. Sonra ilgisini tekrar Vera’ya yöneltti: “Evet buna Japanese Kiss deniyor” diyerek gülümsedi.
-Sinemaya gidelim mi, dedi Vera.Bir gece sineması biliyorum.

Cinema Paradiso, isminde garip bir yere götürdü Vera onu. Altyazısız sanatsal Fransız filmlerinden biri oynuyordu. Ne var ki Devin, Fransızca’yı hiç bilmiyordu. “Fransızca’ya inanmam ben” dedi Vera; ama yakında bu kıtanın karşısına Paris’e gideceğim.Çünkü Paris Sartre’ın dediği gibi bir çılgınlıktır ve dünyanın tüm kaçıklarını bağrına basar.
-Paris çok uzak, dedi Devin.Söyle Paris buraya gelsin.Bu şehir isterse Paris’i komple satın alabilir.
Filmdeki karakterler neredeyse hiç konuşmuyordu. Salonda ikisinden başka kimse yoktu.Filmdeki iki yabancının gazete okumasını, parkta dolaşmasını, ara ara öpüşmesini ve boş boş birbirlerine bakmalarını izlediler.
-Şu an bizim onları izlediğimiz gibi onlar da bizi izleseler daha çok eğlenirlerdi, dedi Vera.
Sonra gülümseyerek tekrar Devin’e döndü: Filmin sonunda ne olacağını bilirsen, ikimiz de sinema kulübünü bırakalım, var mısın?
Seine nehrinin kıyısına gidecekler, biraz susacaklar ve sonra öpüşecekler, dedi Devin hiç duraksamadan.
-Peki sonra
-Film bitecek ve belki seni öpeceğim.
-Belki çoktan öpmektesindir.
-Nasıl?
-Japanese Kiss!

Paylaş
Önceki İçerikSahil
Sonraki İçerikTüm’den Yitiş
enjolras
İstanbul - Neo-Beat 'Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.Neler olacağını merak ettim.Hepsi bu.' twitter.com/enjolrasx

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın