The following two tabs change content below.
enjolras
İstanbul - Neo-Beat 'Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.Neler olacağını merak ettim.Hepsi bu.' twitter.com/enjolrasx
enjolras

Latest posts by enjolras (see all)

JIM MORRISON, NEO-BEAT ve KADIKÖY ÜZERİNE

DSCF9801f

69 Woodstock, sadece tarihin en önemli festivali değildi; bir çağın en görkemli şekilde kapanışıydı. Sonrasında Beat deneyimi büyük oranda unutuldu ve tarihin kıpırtısız çağlarından biri başladı. Kendini bir Rock Star değil de şair olarak tanımlayan Jim Morrison o yıllarda bugünkü düzeyde tanınmıyordu. Ölümü de bir deneyim olarak gören Kertenkele Kral, intihar etmek yerine kendini yavaş yavaş öldürmeyi seçmişti ve Sartre’ın metafiziksel açıdan betimlediği Bulantı’yı doğrudan duyumsamaktaydı.
Jim Morrison, şüphesiz çağının çok ilerisindeydi ve özellikle 90’lardan sonra şöhreti çok arttı ve John Lennon’la birlikte döneminin en önemli figürü olarak görülmeye başlandı. Geçen yaz katıldığımız Zeytinli Fest’te ilk Neo-Beat olarak Jim Morrison’ın isminin anılmasının birçok nedeni vardı. Üniversiteyi terk ederek profesyonel anlamda sinema üzerine çalışmaktan vazgeçse de Morrison hayatını filme yaklaştırmayı seçen deneysel bir yönetmendi. Suçluluk duygusuyla kendi bedenine yabancılaştırılmış ve özü parçalanmış insanlara algının kapılarını nasıl açabileceklerini gösteren bir rehberdi. Modern çağda unutturulmuş pagan ezgilerini ve dansı, Dionysos’un ateşini ve yaşam coşkusunu anımsatan bir büyücüydü. 21 Şubat Buluşması’nı Jim Morrison’a adamıştık.
Kadıköy, sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada Beat’in canlı olarak duyumsandığı enerji alanlarından birisidir. 7 Haziran’da Yolda Projesi’nin başladığı bu enerji alanı en baştan bu yana Neo-Beat’e en çok ilgi gösteren bölge olmuştu ve simgesel olarak Neo-Beat literatüründe önemli yere sahipti. Nasıl ki Kızılay, Mart 2013’ten itibaren Neo-Beat’in ortaya çıkışında belirleyici bir role sahip olduysa, Neo-Beat’in geniş kitlelerle tanışmasında da Kadıköy’ün büyük etkisi olmuştu.

B-dyagYCQAAqhqH
21 Şubat Buluşması, önceden tasarlanmış neredeyse hiçbir şeye dayanmıyordu. Bu nedenle kontrolsüzce gelişti ve 50’li yıllarda sık sık baskınlara uğrayan Beat partileri gibi gece 01.30’da kendimizi dışarıda bulduk. Kadıköy gibi kurtarılmış bir bölgede bile böyle bir kitleye ev sahipliği yapmaya hazır bir mekan yoktu. Bunun üzerine biz de amaçsızca Kadıköy sokaklarında ilerlemeye başladık. Kadife Sokak’ta hiçbir mekan bu kadar kalabalık kitleyi almaya hazır değildi. Zeytinli Fest’te olduğu gibi o an aklımıza ne geldiyse onu bağırdık. Alkışlarla bize destek verenler, aramıza katılanlar oldu. Kalabalığın önünde şaman dansı yapan arkadaşlar vardı. Rock’n’Roll çığlıklarıyla RockNRolla’ya kadar ilerledik. RockNRolla’da bu kalabalığı kabul edecek ölçüde yer yoktu.Gecenin geri kalanı amaçsızca oradan oraya savrularak geçti.Moda Sahil’den Kadife Sokak’a Kadıköy’ün ara sokaklarında amaçsızca ilerledik. Hatta bütün mekanlar kapandığından ısınmak için bir ara Club’a girmek zorunda bile kaldık. Ve belki de ara sokaklar Arayış’ı durdurma konusunda yetersiz kaldığı anda asfalta vuruyordu insan. Çünkü asfaltın açılacağı daha uç bir nokta yoktu. Bir yere varmak ya da bir şey bulmak için ilerlemiyorduk. Sadece gidiyorduk. Ve bir virüs gibi kanımıza karışan Arayış’ın panzehirini yollarda bulmuştuk.

B-d_eYaCIAA4tEf-001
21 Şubat’ta Kadıköy için yapılan çağrı, çok farklı şehirlerde Beat’i duyumsayan insanları bir araya getirdiği için önemliydi. “Yolda Projesi nasıl ortaya çıktı?” diye sorulduğunda sanırım en doğru cevap “kozmosta anlamını yeniden tanımlamak isteyen bir grup insanın yolda tesadüfen karşılaşmasıyla oldu” demek doğru olacaktır. Ve belki her şey böyle doğal gelişmeseydi, bu kadar birbirimizi sevmezdik ve içimizde olmayan birinin hiçbir zaman anlayamayacağı bu heyecanla, yeri geldiğinde yüzlerce kilometre aşarak festivallere ya da diğer şehirlerdeki buluşmalara doğru yol almazdık. Her şeye rağmen güzel şarkılara inanan ve Jim Morrison’ın 60’larda ifade ettiği gibi “Dünyayı hemen şimdi isteyen” bu insanlar arasında alışılmadık düzeyde bir uyum var. Bu uyumu ancak Zen başarabilirdi –ki Zen kitaplarda anlatılmaz, öğretilmez… Her gün doğumunda yeniden Zen’e doğarsın.
Bu süreçte ortak değerlerimiz oluşmuştur. The Wall, Jim Morrison, Beyaz Tavşan, Supertramp ve Woodstock gibi sözcükler bir araya getirildiğinde bir başkasına çok şey ifade etmezken biz bunların Neo-Beat’in keywordleri olduğunu biliriz.Neo-Beat buluşmalarının enerjisi bu nedenle her zaman yüksektir.Çünkü ilk kez katılanlar bile yıllardır parçasıymış gibi kendilerini ait hissederler.

10384108_10152831635888050_3442193930277641736_n
Baharla birlikte Yolda PROJESİ yeniden canlanacak ve çok eskiden beri beklenen Beat komününü bu yaz kuracağız(Neo-Beat Olimpos’ta bir komün oluşturma tasarısından doğmuştu).
Ve bütün bunlar olurken, daha iyi tanıyacağız birbirimizi, öğreneceğiz, birlikte yürümeyi, yeni müzikleri ve karanlık bir barın bodrum katında The End’le saatlerce sarhoş şekilde dans etmeyi… Öğreneceğiz, yazın gelmesiyle kızgın kumlara çıplak ayakla basarken Morrison’ın neden bir kumsalda The Doors’u kurmaya karar verdiğini… Ve aşık olacağız: Yaşama, bizi bir araya getiren sonsuz Beat enerjisine…

Yıllar silinip gider ve görürüz ki otobanda bir köprünün duvarına 12 yaşında çocuk ‪#‎yoldaprojesi‬’ni yazılamaktadır. Gülümseriz ve içinde bulunduğumuz kaosu, işi, eğitimi bir yana bırakıp yine düşeriz yola. Her şehirde bir dostumuz vardır, paylaştıklarımız, anılarımız ve yol bizi çağırır, devam ederiz. ‬
Severim gülümseyen insanları… Ancak gülümseyebilen görebilir Zen’in anlamını. Onlar ki yaşamın değerini bilirler; bir şeylerden nefret edemeyecek kadar kısa ve gerçekten bir şeyleri sevmemiz için kozmos tarafından bize verilmiştir.‬

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın