The following two tabs change content below.
hack_tor

hack_tor

0 ve 1 arasında, hayatın virüsü, sabit bir yer yok ama Gondor diyelim.
hack_tor

Latest posts by hack_tor (see all)

Otobanda saatlerdir gidiyorduk. Bir kamyonun içinde onlarca Kızılderili. Kültürümüzü az da olsa devam ettirebiliyorduk, ve kabile Şefimiz Çalışkan Kuzgun kabilemizi taşımamız gerektiğini söylemişti. Bir kamyonun arkasında onlarca Kızılderili… Şef Çalışkan Kuzgun, Hırçın Kurt, Kırmızı Bulut… Herkes bir ağızdan şarkılar söylüyordu, ben artık çok yaşlanmıştım bunu toprakta ve su da hissediyordum. Kamyonun arka kısmında bir örtü vardı rüzgarı kesmek için.  Onu aralayıp sadece yolu izliyordum. Yol bir bütündür, kamyondakiler, şeritler, azar, azar  görünen ağaçlar…   Yol tamamıyla Hayalet Dansıydı.
Oturarak dans eden kadınlar, hem çalıp hem söyleyenler, ve sadece mırıldananlar. Herkes şarkıyla bütünleşiyordu. Şef bana doğru yöneldi, emekledi ve yanıma geldi.

-Özlüyor musun ihtiyar, topraklarını, yaşamayı ?
+Yaşamak için çok yaşlıyım, ölmek içinde çok erken.

-Neden şarkıya katılmıyorsun ?

+Dinliyorum, ama şarkıyı dinlemiyorum bunu sende biliyorsun.

-İhtiyar peki neyi dinliyorsun ?

+Nefesi, herkes bütün hayvanlar ağaçlar insanlar aynı nefesi alır. Nefes gitti mi hiçbir şey kalmaz. Nefes sessizliktir. Sessizce ve farkında olmadan alıp verirsin. Ulu Ruh’a yakınlaşmak istiyorsan, sessizce onu dinle. Onu her yerde duyabilirsin, davulun ritminde, yaprakların hışırtısında, en çok da yolda. Sessizlik kendini öğretir sana, sabırlı olmayı. Yol nefestir. Herkes farklı yollardan gitse de sessizlikten çıkan bir tını birleştirici güçtür.

Şef yerine geçti, müziğimizin sesi biraz daha yükselmişti.  Güneşin batmasına  yarım saat gibi bir süre kalmıştı.  New Mexico otoyoluna girmek üzereydik. Tabelalardan takip ediyordu, Küçük Şahin.  Ben şeritleri takip ediyordum. Herkes saatlerdir şarkı söylüyordu ve yorgundular. Yarı uykuluydu herkes.  Şeritler birden zikzak çizdi, kamyon sallanıyordu. Herkes irkildi, Şef “Tutunun “ diye bağırdı. Örtüden esen rüzgarda ölümü hissettim. Çok hızlı bir şekilde başka bir şeye çarpmıştık, kamyon devrildi. Ben kamyondan dışarı fırladım, ve kamyondan çıkan tampon karnımı yarmıştı. Yolun kenarında bir ağacın kenarında ölümle yüzleşiyordum. Yaşlıydım, yoldaydım, ve artık sonumun geldiğini biliyordum. Çığlıklar duyuluyordu. Çığlık atamayacak olanların bile sesini duydum. Yol dümdüz ve açıktı. Etrafta ailemin cesetleri duruyordu. Kardeşim Wınona’nın erkek oğlu  Karga yanıma doğru sürüklendi, yaralıydı.
-İhtiyar, İhtiyar beni duyuyor musun iyi misin ?

+Duyuyorum, artık vakti geldi.

-Keşke senin sözünde kalsaydık ve hiç yola çıkmasaydık.

+Ölümde yolun bir parçasıdır.

 

Bu sözcükleri söylerken çok zorlanıyordum. Ölüm yakındı bunu seziyordum. Bir araba geliyordu.

Araba duraksadı, içinden iki kadın indi. Yaralıların yanına gidiyorlardı. Çok geçmeden bir araba daha geliyordu, Şerif’in arabasıydı. 3-4 metre önümde durdu, telsizden yardım istiyordu.  Ölümü bekliyordum. Ölümle ilk defa tanışacaktım. Büyük bir merakla sarılacaktım ona. Korkuyordum ve korkmak iyidir.  Ölüm otobana giren arabalardan daha yakındı. Bir araba daha yanaştı. Yaşlı ve orta yaşlı bir adam indi.  Arabanın arkasından kıvırcık saçlı bir çocuk bana bakıyordu. İkimizde ölümü ilk defa hissediyorduk, ben gerçekleştiriyordum o da tanıklık ediyordu.
Güneş  batmak üzereydi. Kanım bir ağacın dibine doğru akıyordu. O çocuğun gözlerinde kanımın yerde ki yansımasını ve ona vuran Güneş’in son ışığını gördüm.  Aramızda daha önce hiç hissetmediğim bir şey gerçekleşti. Bakışlarımızın oluşturduğu enerjiyi görüyor ve hissediyordum.

Kardeşimin Oğlu Karga bana doğru baktı ;
-Güzel yaşadık, görüşmek üzere Kertenkele.

Bu sözleri söyledikten sonra bir ağacın gölge kısmında öldü. Bende öleceğimi biliyordum, ve gözlerimi gökyüzüne kaldırdım ve yavaş yavaş kapadım.
Çok geçmeden uyandım, ölüm uykuya dalmaktan daha kolaydı.
“Uyku, her gece içine dalınan okyanus derinlikleridir…Sabah uyanırsın üstünden sular damlayarak , nefes nefese ve gözlerin yanarak…”
Uyandığım da ise bir camın kenarında yolu izliyordum. Arabanın içinde, iki kadın ve iki adam vardı. Ben bendim. Ruhumla, düşüncelerimle, gördüğüm şeylerle her şeydim. Ama benim yaşlı ruhum ve her şeyi merak eden bir çocuğun ruhu bütünleşmiş ve kıvırcık saçlı çocukta birleşmişti.
Büyük bir şaşkınlık içerisindeydim, ama yol her zaman böyledir. Hiç beklenmedik olaylar gerçekleşir, bir daha hiç göremeyeceğin şeyleri görür,duyamayacağın şeyleri duyarsın. Gün bir arabanın camında bitiyordu…

 

Yıllardır beraberdik, aklında ki çoğu soruya cevap olmuştum bazen ise kendisinin bulmasını bırakmıştım. O bunun farkındaydı, deri değiştirdiğimizi biliyordu. Her şeyi denemek istiyordu, en çokta o gün bir otobanda tadamadığı ölümü…
“Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.Neler olacağını merak ettim.Hepsi bu.”

Yıllar sonra hayranları hep bir ağızdan bağırıyordu, bütün kadınlar onunla yatmak istiyordu. O sadece tek bir şeyi arzuluyordu ve çok sıkılmıştı.
Şarkının ortasında beraber dans ediyorduk. Hiç olmadığım kadar genç hissediyordum kendimi. Hayranları bize merakla bakıyordu… Birden mikrofonu eline aldı ve bağırdı ;
Ben Kertenkele Kral’ım her istediğimi yaparım.

Kanlar içinde otobanda yatarken gördüğüm küçük çocuk artık yoktu,  diğer her şey gibi o ve ben bir bütünün parçasıydık.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın