Kalemimi Naif Bir Kadına Benzetirim

The following two tabs change content below.
HazelDahbest

HazelDahbest

Kitaplarım, onları yazdığım vakit içtiğim tütünlerin parasını dahi karşılamaması için dua edeceğim! Ege sahillerinde sürten alçak bir çocuk!
HazelDahbest

Latest posts by HazelDahbest (see all)

Elim düğümlenmiş, kalbim tıkanmış sanki yaşayacak heyecanım kalmamış gibi yazmaya çalışıyorum. Sadece eski zamanlar da ki gibi kalemimi istiyorum ve onunla çay eşliğin de muhabbet etmek, küçük bir sahil kasabasında el ele bir kaç söyleşi, kahkaha ne bileyim daima yan yana olmak istiyorum. Bir erkek, kadınından arzuladığı aşkı ile ne yapmak isterse bende kalemimle onları yapmak istiyorum. Çünkü naif bir kadına nasıl aşık oluyorsa insanlar, ben de kalemime öyle aşık olmak istiyorum.

Zaman geçerken daha fazla uzaklaşıyor. Daha fazla kendime yaklaşıyorum. Yalnız kalıyorum, kimsesiz. İçim de beni yiyip bitiren şu yazma isteği daha da büyüyor yalnızlığımla. Ellerime bulaşan diğer kalemlerin tozlarını dahi en dip yerlerimden çöplere atmak, insanların ve hayvanların kustuğu yerlere akıtmak istiyorum. Ya aşık olduğum kalemimden çıkacaktı içimde ki sözler yada yalnızlığımla uçlu kalemlerin içini dolduracaktım.

Öyle bir noktada olmam gerekirdi ki. Yalnızlığımdan bana kalan tek güç, kalemimi tutabilecek onunla muhabbet edebilecek düzeyde olmalıydı.

Bazı şeylerin sonrasında fark etmeliydim. Kalemime naif bir kadının beline kollarımı dolar gibi dola malıydım. Saçlarını taramalı, yanın da olmalı, kıskanmalı, arzulamalı, hissetmeliydim. Hissetmeliydim ki bana şairane bir cennet sunsun.

Hem söylesenize bana “beni ben yapan şu naif duygular beslediğim kalemimden çıkan bir kaç cümle değil de nedir? Diye.

Söylenecek çokta bir şey yok aslında. Bana sunulan cennet şu kömür tozu dolmuş naif kalemimden çıkacaktı lakin “özlüyorum seni. Yumuşak avucunla bana sarılmanı. Şuracıkta öldürsem kendimi, senin için sakladığım kömürümü çürütür toprak. “Dur yapma” demen gerekirken, sen ruhu olmayan uçlu kalemlere sarılıp yazmaya çalışıyorsun. Kal işte. Gitme! Sen gitme bari… Ah şu üşüyen belim… “ Deyişlerin ardından çürüyüp toprak olması ne acıdır ki şuan kıvrandığım acının nedenidir. Bir kaleme öyle cümleler kurdurduğum için, belki de şuan bu haldeydim.

“Yalnızım. Yalnızım. Yalnızım.” diyorum sonra kalemimin yokluğun da hiçten ibaret uçlu kalemlere bakıyorum.

Güneş doğuyor, sabahın ilk vakitlerinde pencereden içeriye sızmaya başlıyor. Uykusuz gözlerim ve bedenim sandalyeyi geriye itiyor ve karşım da duran tüm kalemleri camdan atmaya başlıyorum. Derin derin nefes alarak gözlerimi kapatıyor. “ne fark eder ki tekrar naif bir kaleme aşık olsam. Adını bilmediğim ona sarılsam, ardından tekrar başlasam her şeye“ diyerek uykulu gözlerimle boş boş bakınıyordum tütün dolan odama.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın