The following two tabs change content below.
enjolras
İstanbul - Neo-Beat 'Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.Neler olacağını merak ettim.Hepsi bu.' twitter.com/enjolrasx
enjolras

Latest posts by enjolras (see all)

KELEBEĞİN ÇIĞLIĞI ve #OPZEN

CNKwQ0kUkAEOy1n-001

48 saattir yolda olduğu için uyuma fırsatı bulamayan Tyler Durden, düşünde çığlık atan bir kelebek gördü. Düşünde Kızılay’daydı Tyler, tarih 21 Mart 2013’tü.

Bir dakikalık düş, 2 yıl sonra Zeytinli’de zamanda bir kırılma yarattı. Zeytinli’den kozmosa bir solucan deliği açıldı ve Tyler Durden festivaldeki çadırından çıkarak Hector diye bağırdı. Bu çığlık birkaç saat içinde festival bölgesinde dalga dalga yayılarak bir özgürlük çığlığına dönüşecekti.

Yıllar önce tekrar görmüştüm Tyler’ı.Chicago’daydık. Günde 24 saat bir taksinin içinde direksiyon sallıyordu. ”Asfalt artık benim için yaşamın kendisi oldu” demişti.

2015 yazında Neo-Beat Komünü’nde, psychedelic Holy Antalya Koyu’nda tekrar karşılaştık Tyler’la. Nietzsche’nin Zerdüşt’ünü okuyordu, haykırarak, “sahip oldukların zamanla sana sahip olur” demişti.
Tyler’ı Alsancak’ın kaldırımlarında gördüm. Aşık olmuştu. Uyuşarak, yabancılaşarak ve soğuk dudaklardan aşkın zehrini içerek var olmaya çalışıyordu. ”Bulantı bizim kozmosa sıkışmışlığımızdır” demişti Tyler. Ve her Tyler gibi Marla’sını arıyordu.

Ve yine yıllar sonra Tyler’la Kapadokya’nın otostopçular için en elverişsiz asfaltında karşılaştık. 12 yaşındaydı, köprüdeki duvara sprey boyayla “İlk Neo-Beat benim” yazıyordu.

12596109_10153888526348050_391683335_n-004
Tyler’ı 2014 yazında Venice Beach’teki bir hostelde gördüm.8 aydır yoldaydı, Kamboçya’dan gelmişti, Alaska’ya gidiyordu.
Tyler’la Haziran günlerinde Kızılay’daki barikatlarda karşılaştık. Umutluydu, gülümsüyordu.”Özgürlük en güzel şiirdir Ankara’nın sokaklarında” diyordu Tyler.
Tyler’la Siyasal’ın amfisinde Hakan Günday’ı dinlerken karşılaştık. “Kinyas benim” diye haykırdı Tyler, bir yandan votkasını yudumlarken.
Tyler’ı Sartre’ın Bulantı’sında okudum. Kitabın ana karakteriydi. Kendine itiraf edemese de aşık olmuştu, acı çekiyordu.
Tyler şizofrendi, ressamdı, hiç çalınmamış blues şarkılarının tanınmamış bestecisiydi, ölümü mızıkayla çalmayı severdi.
Tyler düşmüştü, defalarca ve yine düşecekti yola. Tyler insanlıktan önce doğmuştu, insanlıktan sonra ölecekti.

Tyler bedensizdi, kuantum mekaniğinin sınırlarına dokunarak bedensizliği ve ölümsüzlüğü keşfetmişti.
Tyler ülkesizdi, Tyler cinsiyetsizdi, Tyler isimsizdi. Kullandığı yüzlerce isimden biriydi Tyler. Tyler hep karşıdaydı, en çok da distopyanın karşısında…
Yüzlerce kez karşılaştım Tyler’la… Hostellerde, festivallerde, komünlerde, asfaltta, farklı ülkelerde farklı isimlerle, farklı öykülerin parçası olduk. Ekmeğimizi paylaştık, şiirler yazdık, direndik, savaştık ya da vazgeçtik.
Tyler biraz sensin, biraz ben, biraz biz, onlar…
Tyler, ülkemizin varoşlarında otostopla dolaşırken arabanın peşinden koşuşturan umutlu çocuklar, evet onlar ve sadece onlar için…
Tyler kelebeğin düşüdür ve yaşam düşün çığlığıdır.
#OpZen her şeyden öte Tyler’a adanmıştır.
#OpZen Tyler’ın düşünde gördüğü kelebeğin çığlığıdır!

OpZen ilk etapta parçalı olarak 5 ana başlıkta toplanabilecek projeleri bir araya getirecektir:
1. Factory
2. Fanzin Dayanışması
3. Lycia Campaign
4. Orgone Akümülatörü
5. Kitap Projesi

2013’ten OpZen’e Neo-Beat: https://www.youtube.com/watch?v=eLDM0P_Kxf0

Factory

Underground SineFest’ten bu yana üzerinde çalışılan Factory, PsycheBeat Fest’le birlikte kuruluyor. Pop-Art, Psychedelic Art, Underground Art üretimleri Factory çatısı altında birleşecek.
Bu projeyle Beat Sinema, Neo-Beat’in fotoğraf ağlarıyla birleşecek, farklı şehirlerde deneysel sanat atölyeleri kurulacak, bu çalışmaları bir araya getirecek büyük bir iletişim ağı oluşturulacaktır. Warhol’un 60’lardaki Factory’si, yaklaşık 50 yıl sonra bu ülkede yeniden doğacaktır.

Lycia (Trm̃misa,Λυκία) Campaign

12742563_10153921372473050_571611519696219763_n

Bilindiği gibi Holy Antalya koyu sınırlara ve mülkiyete inanmayan Neo-Beat kitlesi için simgesel olarak Neo-Beat’e ait tek toprak parçası olarak kabul edilmektedir. Likya Yolu, -Olimpos ve Kabak Koyu’nu da içine alarak- Antalya’dan Ölü Deniz’e dek uzanmaktadır).Kabak, psychedelic kültürün Türkiye’de merkezi konumundayken, Olimpos –son yıllarda kısmen bozulsa da- backpackerların Türkiye’deki en önemli toplanma noktasıdır.

Neo-Beat bu hat üzerinde yapacağı uzun yürüyüşle, 60’lı yıllarda NYC-Londra-Goa Beach hattındaki tarihi yürüyüşün enerjisini, bu bölgede tekrar uyandırmayı hedeflemektedir. PsycheBeat Fest sonrası OpZen, dinamik ama sayıca küçük bir keşif ekibiyle Yolda Projesi’nin rotasını sırasıyla Aydın, Muğla ve Antalya’ya çevirerek Likya Yolu üzerinde keşif gezisi gerçekleştirecektir. Bu keşif gezisi, yazın gerçekleştirilecek (Temmuz’un sonu ya da Ağustos’un başında) büyük yürüyüşe hazırlıktır.

Yazın, Olympos-Holy Antalya Koyu’nda kurulacak Neo-Beat Komünü’yle başlayıp çok sayıda kişiyle Likya Yolu üzerinden Fethiye-Kabak’a doğru ilerleme projesi ülkemizin her yerinden backpackerları şimdiden heyecanlandırmaktadır. Bu yürüyüş –gerçekleştiğinde- OpZen’in zirve noktası olacaktır.
Forrest Gump’ın ütopik “asfaltta koşma deneyimi” bu sefer doğada, Likya Yolu üzerinde sahip olduğu her şeyi küçük bir sırt çantasına tıkıştırabilen backpackerler tarafından gerçekleştirilecek, bu zorlu rota aramızdaki bağları daha da güçlendirecektir. Bu uzun yürüyüşün bir sonraki aşaması şüphesiz kendi Woodstock festivalimizi düzenlemek olacaktır.

Kitap Projesi: Neo-Beat’in Yol Kitabı

#OpZen kapsamında Yol Yayınları’yla ortak yürütülen kitap projesi tamamlanmıştır. Psyche Beat Fest’le birlikte “Neo-Beat’in Yol Kitabı”nın dağıtımı başlayacak. “Kozmik bilinçaltı”ndan, Reich’ın “Orgone” üzerindeki deneylerine, Zen keşişlerinin eski metinlerinden, kuantum mekaniğine ve “timeline”lar üzerine tartışılan teorilere dek uzanacak geniş bir literatür, Neo-Beat’in komünal deneyimleri ve deneysel birikimi, basılacak yeni kitaplarla ele alınmaya devam edecektir.

Healing_Devices_(FDA_138)_(8224052279)
Orgone akümülatörü üzerindeki deneylerden bir kesit…

Orgone Akümülatörü ve Epilepsi Dansının Önemi

Hector Buluşması’yla başlayan epilepsi dansı çılgınlığı, özünde bedendeki enerji dizgesi düzensizliğini aşarak, Orgone enerjisini keşfetmemiz için etkili bir araçtır.İlk kez Wilhelm Reich tarafından keşfedilen Orgone enerjisi, kuantum devrimiyle çağımızda yeni yeni anlaşılabilmektedir.Beatler, bu enerjiyi daha 50’lerde keşfetmişler hatta W.Burroughs kendi imkanlarıyla bir Orgone akümülatörü yapmayı başarmıştı. On the Road’un filminde bu akümülatörü Kerouac-Burroughs denemektedir.

Günümüzde ABD’nin Maine eyaleti merkezinde Orgone çalışmaları devam etmektedir. OpZen’le birlikte Zeytinli’de simgesel olarak bir modelini yaptığımız Orgone akümülatörünün gerçeği üzerinde çalışmalara başlayacağız.Uluslararası Orgone networkleriyle ortak çalışmalar yürüteceğiz.

Orgone Akümülatörü çalışmalarında kullanılacak el kitabı.Orta vadede OpZen çalışma grupları tarafından Türkçeye çevrilebilir: http://www.themeasuringsystemofthegods.com/orgon.pdf

Zaman Makinesi
Kuantum Devrimi’nin geldiği son nokta, zaman makinesinin üretimini artık tartışılabilir hale getirmiştir. Bunun gerçekleşmesi belki binlerce yıl alacaktır, belki daha gerçekleşmeden insanlık yok olacaktır. Ama Neo-Beat, bilimin geldiği son noktayı göz önünde bulundurarak Tesla’nın, Einstein’ın, Planck’ın, Jung’un araştırmalarını detaylıca inceleyerek, OpZen’le birlikte bu alanda çalışma grupları oluşturacaktır.Kuramsal fiziğin geldiği son nokta anlaşılamadan, kozmosa yayılan Beat enerjisini anlamlandırmak mümkün değildir.

beach

…ve PsycheBeat Fest
PsycheBeat Fest, OpZen’le birlikte doğan bu yeni olanakları bir araya getirecek alışılmadık bir etkinlik olacaktır. “There is no plan, that is the fucking plan” felsefesiyle hareket ettiğimiz için o gün yaşanacakları şimdiden yorumlamamız mümkün değil ama şurası açık ki biz İzmir’e sadece buluşma için değil, oraya yerleşmeye gidiyoruz.

Zeytinli’deki Hector Efsanesi’ni Alsancak’ın sokaklarına taşımaya, 2016 Mart’ında Alsancak’tan kozmosa uzanacak bir solucan deliği açmaya gidiyoruz.

Alsancak’ta Tuborg’la sarhoş olan kelebeğin çığlığını duymaya gidiyoruz.

Distopyanın ortasında, her şeye rağmen underground kültürün dimdik ayakta olduğunu, metropollerden çekilmeyeceğimizi haykırmaya gidiyoruz.

Belki de sözcükler sadece birer yanılsamadır, OpZen üzerine ne söylersek söyleyelim onu anlatamayacağız.

Bunun yerine şimdiden 5 Mart için sırt çantamızı hazırlayıp The White Buffalo’dan Oh Darlin’, Darlin’ What Have I Done’ı mırıldanarak o kutsal güne hazırlanmalıyız…

Peki şimdi ne olacak? Jim Morrison’ın dediği gibi “Ya müzik yapmaya devam edeceğiz ya da yeni bir yer bulacağız.”

 

1 Yorum

  1. Ailemi okulumu arkadaşlarımı ve herşeyimi geride bırakıp gidiyorum sırt çantam ve ben yürümekten ayaklarımın damarları patlamış açlıktan güçsüz düşmüşüm ve ölesiye uyumak istiyorum bu senaryoyu ve olacakları onaylıyor musun?

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın