Kin

The following two tabs change content below.
uyanneo

Latest posts by uyanneo (see all)

Zaman yok aslında, sandığımız gibi saatler geçmiyor veya günler değişmiyor. Şuan var ve sadece o kadar. Dünya’nın dönüyor olması ile Güneş’in bir görünüp bir yok olması… Bizler zaman denen kavramı oluşturduk, tıpkı sayılar gibi yani aslında 0 da yok 1 de yok. Daha sonra da yaşadıklarımızı o ‘ şuan’da atlatamadıklarımızı geçmişte kaldı diye yutturmaya çalışıyoruz zaten gayet dinamik ve işlevsel olan zihnimize ama kendimiz bile inanmıyoruz buna. Çünkü hiçbir zaman o ‘ şuan’da kalmıyor, bunu da her şey gibi çok iyi biliyoruz. Her şeyi çok bildiğimiz için zaten eğer dün, 2 yıl önce, 5 yıl önce, doğarken gibi kavramlar üretirsek kendimizi kandırırız diye düşünmedik mi?

Çünkü zihnen yüzleşmekten kaçınmak için her mecrada her şeyi yapıyoruz. Kavramlar üretip düşünmekten kaçıyoruz çünkü olumlu ve olumsuzları karşılaştıracağımız bir yüzleşme bizleri çok derinlere sürükleyecek ve o derinlerde o kadar çok kaçmışlıklar var ki, bunu betimlemek için Matrix’teki Agent Smith virüsü bile yetersiz kalır. Adeta tuttuğunuz her yerin kanlar içerisinde yaralardan oluşması gibi. Dostluklarımızda, ailemizde, kendimizde, çevremizde, okulumuzda, evimizde, kitaplarımızda, filmlerimizde, müziklerimizde… İstemediğimiz bir anı anımsatmayıversin hiçbir şey bize çünkü. Bunun en şiddet içereni cinayetler oluyor, ” bir anlık gözüm döndü” diyor mesela katil ama olayın gelişmesi esnasında kavga ettikten sonra yarım saat sürecinde evine gidip silahını alıyor ve mahalleden yavaşça aşağı iniyor. Bütün o çocukların bakışları üzerinde elbette, çocukluğunda belki top oynadığı sokaklardaki patlak plastik top parçaları ve kale direği yapılan kaldırım taşlarının arasından geçiyor. Sonra sokağı dönünce onu belki doğumundan bilmem kaç yaşına kadar farkında olmadan yetiştiren sokaklardan geçiyor. İsmini kazıdığı ağaçların yanından, ilk sevgilisinin evinin önünden ve gidip nişan alıyor. Bakıyor iyice adamın gözlerinin içine ve tartıştıkları o konu o kadar gereksiz, anlamsız, yok olmuş kalıyor ki tıpkı o ‘ şuan’ gibi orta yaşlı saçları hafif beyaz adamın gözlerinde, bunun farkına varmak kaçınılmaz. Fakat mükemmel bir his işte, muazzam bir his var şimdi onun içinde, kaçmak. Artık kimin haklı olduğu da önemli değil, olayın ne olduğu da, ne söylendiği de, nasıl geliştiği de ve artık müthiş bir rahatlık içerisinde. Tıpkı saatlerce koştuktan sonra kendini bir küvet dolusu hafif soğuk, ferahlatıcı bir suya atmış gibi işte. Gece kabusundan uyanıp bir bardak soğuk su içmiş gibi onun içi şuan. Ve şuan kaçtı işte.

i

Karamsar duygular içerisinde çökmüşlüğe bağladığımız ‘ şuan’ları söylemiyorum bile, çünkü onlar bilerek ve isteyerek zihnimizi kandırabilmek amacıyla dramatize ettiğimiz şeyler. Ne kadar dramatize edersek o kadar başarılı bir şekilde mağdur rolüne bürünüyoruz çünkü. Hiçbir zaman hatırlamak istemeyeceğimiz şeyler aslında hiç bize yapılan kötülükler olmadı, çünkü bize yapılan kötülükler her daim ya bizi haklı ya da mağdur yapar ve bu kesin başarıdır bizim için.

Biz, modern dünyanın açlık ve doymak nedir asla öğrenmemiş olan, durmadan en kötü durumda en acınası halde ve aynı zamanda en güçlü ve en mükemmel kişi olmak isteyen o aç canavar.

Kesinlikle biyolojiye inanmıyorum, keza bilime de çünkü bizleri bir maymunla bir orangutanla bir fareyle kıyaslayabilmeleri, aklımın alabileceği bir şey değil. Üzgünüm, bunu değiştirebilmeniz için de sanırım biraz fazla yetişkin biri oldum son zamanlarda.

İnsanın zihnini ehlileştirmesi gerekiyor, nefret ve açlıktan.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın