The following two tabs change content below.
canephora
Kaybolmuş bir neslin gizli haykırışlarını açığa vurmak için çıkagelmiş olan bu nüshalar,aslında o neslin aforizmalarıdır da.
canephora

Latest posts by canephora (see all)

avatars-000071387928-ejju8g-t500x500

Önemli not:Bu ‘can sıkıcı’ bir hikayedir.Boş vaktin yoksa ve boş bir adamın geveleyişlerini hissetmek istemiyorsan tabi.

#Sahne 1:Kozmik Bulantı

kısacası başım dönüyordu.dudaklarım arasında tüttürdüğüm yarısı ıslanmış sigara bitmişti ve eve gideceğim günlerin hayaliyle raks ediyor gibiydim.etrafı kahve lekeleriyle dolu olan bardağıma biraz daha bira ekledim.sandalyede kalktığım gibi yangın merdivenine koyuldum.kapıyı araladığımda keskin bir soğuk beni karşıladı ansızın.saçlarım arasından dalgalanıp kapıya doğru çarptı ve olağanca şiddetiyle tekrar bedenime süzüldü.kafamın güzel olduğunun farkındaydım,sadece keyfini çıkarıyordum.hacettepe her zamanki gibi solgun ışıklar ardında yapayalnızdı.onlarca insan gözümün önünden geçip usulca beni kestiler.ben ise umursamayıp biramı içmeye devam ettim.bir an gözlerimi bardağıma doğru çevirdiğimde çoğunun bittiğini farketttim.hayatım o kadar anlamsızdı ki sarhoş olmaktan bile sıkılmıştım.izmaritin son kısmını da içime çektikten sonra bej rengindeki merdiveni sarmalayan demir parmaklıklardan aşağıya doğru fırlattım.yine yalnız kalmıştım.altımdaki şort yüzünden rüzgarı taşaklarımda hissedebiliyordum.biraz gıdıkladı önce,ardından soluksuz bir gülme kapladı içimi.doğayla sevişiyordum.kafamdaki binlerce anlamını yitirmiş soru tekrar canlanmıştı.evren ve insanlar üzerine düşündüm önce.sonra hepsini siktir ettim içimden.biliyordum ki beynim daha fazla düşünmek istemiyordu.algı ve davranışlar sarpa sarmıştı.içimden bir ses ”yalnızca biranı iç ve keyfine bak” diye inledi usulca.konuşanın şeyyan mı yoksa özümdeki histerik açlık mı olduğunu kavrayamadım.yine siktir ettim.ellerimi gözlerime doğru götürüp birkaç saniyeliğine kapattım onları.zaman kavramını hissedemediğim nadir anlardandı aslında.bir ”nymphomaniac” gibi geçirdiğim o birkaç saniyelik anın keyfine vardım ve orgazm oldum.ardından yine siktir ettim herşeyi.ayaklarım beni küçük ama eğlendiğim odama doğru götürdü.pembevari kapının kulpunu yavaşça açtım.sanki sarhoş olduğumu belli etmek istemiyor gibiydim.yavaş adımlarla masama doğru yürüdüm.yarısı dolu bir Beck’s beni karşıladı bilgisayarımın kenarında.ben ona o da bana baktı.birbirimizi süzdük yavaşça ve sevişmeye karar verdik.önce yaladım onu,tenekesinin kıpırdayışlarını  hissettim içimde.karşılık vermiyor gibi gözüküyordu.biraz daha azgınlaşıp ağzımı kocaman açtım deliğine doğru.”tüm deliklerimi doldur” diye üsteledim yeşilvari ışığına.en sonunda karşılık vermişti.ılık,kusursuzca seviştik orada.kafamı döndürmesini seviyordum.kendimi dünya gibi hissettiriyordu (ben bir dünya uydularıma tecavüz eden…).konuştukça konuştuk ve en sonunda sıkıldım.yine siktir ettim herşeyi.bedenimin titrediğini duyuyordum.minik bir keyif hissi boğazımdan mideme ulamış ardından kalçalarıma doğru sevk etmişti.o nasıl bir histi ki,esridim onunla küçük bir çocuk edasında.kafamı hızlı bir şekilde sandalyemin sert kısmına dayadım.gözlerimi açmaya korkuyordum.çünkü her açtığımda kaderimi solumak zorunda kalıyordum.soludukça daha da kötüleşiyor,hissizleşiyor…

#Sahne 2:Bok Çukuru’na yolculuk

ayağa kalktım hem mecazi hem reel.tuvalete gitmem gerektiğini anlamıştım.var gücümle kapının kulpunu çevirdim.bu kez sessiz olmak gibi bir niyetim yoktu.herşey yeterince anlamlı ve aşikardı.hızlıca tuvalete doğru gittim.içeri girdiğimde  balgam,diş pisliği ve sümük silsilesi beni karşıladı.herbirine teker teker selam vermek zorunda kaldım.her selamımda biraz daha kötüleştiğimi hissettim.tuvaletin soğuk ve kötü kokulu ambiyansı hoşuma gidiyordu.aslında kendimi garipseyemediğim yegane yerlerdendi.kapının kirli beyaz rengindeki kulpunu yavaşça çevirdim.tam aksine bu kez sessiz olmaya çalışıyordum.her hareketim bir ötekinin zıttı gibiydi.kendi içimde çatışır gibi…içeri girdiğimde gözüme ilk çarpan benden önceki misafirinin bıraktığı sanatsal çalışmalardı.tüm kabin leş gibi kokarken ben gözlerimi deliğin boşluğuna dikmiş ,benden öncekinin neler hissettiğini anlamaya çalışıyordum.elbette ki kimse benim kadar özümseyememişti burayı.sonra yine siktir ettim herşeyi.işe koyulmam gerektiğini hissettiğimde öncelikle musluğu açtım.insanlar sanki sıçtığının duyulmamasını ister gibiydi değil mi?.peki neden,diye soruverdim kendime.bir insan özünü saklamak neden isterdi ki?”pislik” kavramını neden bu kadar reddederdik kendi içimizde?

#Sahne 3:Aydınlanma ve diğer Zırvalar

çıldırmış olmalıydık gerçekten.aslında hepimiz birer komediden ibarettik.”karanlığını yoksayan en karanlık şahsiyetler!”.en sonunda iç seslerimi de siktir ettim.donumu indirip beklemeye başladım,sonrasında teker teker bıraktım tüm o anlamsız nefretlerimi.bedensel bir ihtiyaç için değil de haykırmak için sıçıyor gibiydim.”komikti”,ama sarhoştum.kendi içimde bile bu kadar çıkmazdayken,güneşli günler nasıl gelir ki diye sordum (sikerler! güneşli gün diye birşey yok.tüm dünya sisli ve bok içinde,bokun içinde).derken sıçmayı bitirdim.kıçımı ve dünyanın kutsal tüm kıçlarını mest ettim.tuvalette geçirdiğim zamanlar çok uzun olmazdı genelde.ancak bugün orada kalmak istiyordum.dışarıdaki hayat korkunç ve hayal kırıcıyken dışarı çıkmak istemedim.sonra yine siktir ettim.ayağa kalkıp bir çırpıda sifonu çektim.ellerimi köpürtüp ovaladığım heran bir nebze olsun içimdeki haykırışları susturur sandım.olmadı.tuvaletten  çıkıp odama geri döndüm.herşey bıraktığım gibi anlamsız bir düzende ve olağandı.ama yine oturdum o sandalyeye,yine içtim kalan biraları…gözlerimi sağ tarafa doğru çevirip camdan dışarı doğru baktım.sadece baktım,göremeyeceklerim için.biliyordum evimdeydim.karanlık heryere hakim ve süregelendi.camı açıp nefes almak imkansızdı.hiçbirzaman çıkamadım odadan.hayatım yangın merdiveni,sigara,tuvalet ve cam arasında mekik dokudu.

dipnot:

”sıkışıp kaldığımız cam kenarlarında kendi filmografimizi yazdık sanki.algı,ruh ve beden üç öz parçaya ayrıldı.herbiri başka zaman dilimlerinde bir sonbahar rüzgarı edasıyla savruldu yolların sarp yamaçlarına.ne kaldık bu alemde ne de gidebildik (siktir edip!) umarsızca…”

Paylaş
Önceki İçerikKayıp Ruh
Sonraki İçerik#Kodeks
canephora

Kaybolmuş bir neslin gizli haykırışlarını açığa vurmak için çıkagelmiş olan bu nüshalar,aslında o neslin aforizmalarıdır da.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın