Lucifer Yükselirken

The following two tabs change content below.
afroditgemisi

afroditgemisi

Yazmak benim için geri dönüşüm. Zihnin atıklarından büküp, bilincin sularına bıraktığım kağıt gemiler gibi yolculuğa çıkıyor. karanlık bir oda kurdum. Siyah kağıtlara siyah sözcükler karalıyorum. Merak ediyorum sadece merak, cevabı bulmak için değil bulmaca labirentinde oynamak için yazıyorum
afroditgemisi

Latest posts by afroditgemisi (see all)

Dünyanın her hangi bir köşesinde,tükürülmüşlüğün duygusunu yaşıyordum. Bir atığa dönüşmeden önce karnımızı korkunç seslerle çatlatan, gözlerimizi büyüleyen, -kelepçeli güdülerle ağza alınan klonlanmış yemekler ve fikirler; -hayvan dışkılarına, kusmuk ve ilaç kokan gazete kâğıtlarına dönüşüyordu. Üst üste birleştirip bizi perçinleyen, canlı oluşumuzun dayanılmazlığıyla bir makina gibi öğütülüyorduk… Çürümüşlükten ibaret nesneler, ölü yemekler  -kaybedenlerin ve çamurda yuvarlanan kuşların ağzına bulanıyordu. Dünya kirli bir top gibiydi, bense bu kirliliğin arkasından koşmak zorunda kalıyordum. Yalnızdım; beni titreten, kendinden mahrum bırakan varlığa haykırdım… Kuşlar ve hayalperestlerin ağzı kanalizasyon kuyusu gibi kokmaya başlamıştı ve yalnızlığın çığlığında doldurulması mümkün olmayan, kara deliğe karşıt gelen -bataklığın derinliklerinden fırlayıp, belimi kavrayan o varlıkla karşılaşmıştım…

.
Karanlık fırtınalar, ormanın tüm gizemini içime çektim… Ormanın sakladığı o erotik simyanın sularıyla yıkandığımı hissettim.

.
Adım Lucifer dedi. Demon’ların kralı Lucifer diye fısıldadı… Çocuksu ve metal kokan sesiyle.. Boynunda hac’a benzeyen bir kılıç vardı. Bedenime giyindiğim kara anıları kesmeye başladı. Omuzlarımı ısırmaya ve kan akmaya başladı. Kan kokuyordu her yer

.

Uzakta ateş tutuşuyor Lucifer. Kalbinde sislerle katılaşan şu ateş , beni altın suyuna batırıyor diye çığlık attım…

.

Biçimlendiremediğim bir hayvana benziyordu… Sivri boynuzları vardı,  daha önce karşılaştığımı düşünmediğim fakat tanıdık hissi veren bir yaratık… Sonra karanlığa attım kendimi, uzun süredir uyuştuğu mezarlığına, beni cinselliğine yaklaştıran o yaramaz ve çocuksu halini görmek için… İçimdeki acı çeken anneyi kamçılayan ve memelerimi siyah sütle dolduran bir çekim vardı… Çok yıpranmıştı ama her şeye rağmen yaşamaya devam ediyordu. Bunu görebilecek, daha doğrusu bu korkunç durumu taşıyabilecek gözlere sahip oluşum, bu da ayrı bir gerçeklikti. Onu korku sularında boğan ve içini gerçeklikle dolduran koyu bir dalgaydım… Bazı zamanlar bizi belirsizliğe sürükleyen donuk boşluklar ve hareketsizliğin çığlığıyla baş başa kalıyorduk… Arada bir sigara yakıp dinlediğimiz müziklerle günü kurtarıyorduk… Sonra kara elbisenin zindanında hayvanım için dans etmeye başladım. Bana gerçek olmayan istekler dünyasından bakıyordu… Zaman geç olmuş, sabah sevimsiz yüzünü göstermişti. Daha sonra yine buluşacaktık… İyi geceler prensesim dedikten sonra içimi garip ve telaşlı bir sancı sardı… Mutluluğun beni diri diri kestiği bir sancıydı… Onun prensesi olmak harika bir duyguydu. Sabahın sevimsiz suratına gözlerimi yummuş, uyandığımda ise karanlık çökmüştü… Tam istediğim gibi bir atmosfer vardı hava da. Benim dünyam da böyle karartılar ve sisler olmalıydı. Fakat Lucifer yükselirken bu karanlığım uzun sürmeyecekti…

burçin pehlivan

 

Paylaş
Önceki İçerikAVM Sinemasına Karşı Beat Sinema
Sonraki İçerikİhanet
afroditgemisi
Yazmak benim için geri dönüşüm. Zihnin atıklarından büküp, bilincin sularına bıraktığım kağıt gemiler gibi yolculuğa çıkıyor. karanlık bir oda kurdum. Siyah kağıtlara siyah sözcükler karalıyorum. Merak ediyorum sadece merak, cevabı bulmak için değil bulmaca labirentinde oynamak için yazıyorum