The following two tabs change content below.
lili marleen

lili marleen

There's someone in my head but it's not me!
lili marleen

Latest posts by lili marleen (see all)

Yol arkadaşımdı beni dürten, gün doğarken uyandırmıştı beni bir sonraki yolculuk için. Yola çıkmak için en güzel zaman benim için her zaman günün ağardığı saatler olmuştur çünkü güneşin yükselmesiyle bindiğim aracın tekerleri arasında bir bağlantı kurmuşumdur her zaman. Orada bize bahşedilmiş yeni bir gün var ve biz günün ilk saatlerinden güneşi yakalamak için yola koyulmuştuk.

Bunların hepsi bir gün arkadaşıma neden hep aynı durakta iniyoruz hiç ilerisine gitmiyoruz diye sormamla başladı. Arkadaşımın bu soruya yanıtı kaybolabiliriz olmuştu ama yine de o gün biz farklı bir durakta indik ve ilerlemeye başlamamızla birlikte gök kuşağının belirmesi bir oldu. Yolumuzu kaybetmiştik ama gök kuşağını bulmuştuk. Bu olaydan sonra yirmi gün boyunca her güne farklı bir yerde uyandık. Yol devam ettikçe ben tüm yorgunluğuma rağmen geceleri yarının bize getireceği güzellikleri düşünerek heyecandan uyuyamazken arkadaşım ise zihnindeki her şeyi yolda bırakıp yarın da kilometrelerce yürüyeceğimizi hesap ederek uyumaya çalışıyordu. O yirmi gün boyunca yolda en çok The Beatles dinlemiştik içimizdeki tarifsiz coşkuyu en çok besleyebilecek olan onların müziğiydi çünkü.

yonler

Yeni Bir Şehir

Her yeni bir şehirle birlikte o şehrin bana verebileceklerini düşünüp merakla etrafımı incelemeye başlıyorum.

Yol arkadaşımla bir süreliğine uzaklaşma kararı alıyoruz bir süre kendimizle baş başa kalmayı tercih ediyoruz ve ben ilk defa tek başıma yola çıktığımda bunun beni tüm deneyimlere açık kıldığını fark ediyorum.

Kanlı Mary’nin şehrine girdiğimizde şehrin merkezindeki mezarlık hemen ilgimi çekti etrafında demirlikler yok ve insanlar sanki parktaymış gibi mezarların arasına oturup kitap okuyor, ölümü kanıksayabilmelerini takdir ettim. Bu manzara bana ölmenin de yaşamak kadar olağan olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Akşamüstü şehrin sokaklarında sırt çantamla başıboş dolanırken üç pelerinli genç ilgimi çekiyor çaktırmadan arkalarından yürümeye başlıyorum onlarla aramda fazla mesafe olsa da bir süre sonra gözlemlendiklerini hissediyor olacaklar ki arkalarını dönüp direkt bana baktılar. Önce aynı yönde yürümeye devam etsem de bir süre sonra yönümü değiştirip şehirde dolaşmaya devam ettim. Gece yatmadan önce dolunayı izlerken ayın 13’ü olduğunu ve günlerden Cuma olduğunu fark ettim. Bu gece o gördüğüm pelerinlilerin nereye gittiğini bir kez daha merak ettim, maskeli balo olmadığı kesindi.

Bu sefer bambaşka bir coğrafyadayım şehre ilk indiğim andan itibaren etrafta bir coşku hâkim, insanlar sevdiklerini karşılıyor şarkılar söylüyorlar. Tüm şehri adımladıktan sonra yağmur başlıyor ve ben sandviçimi yemek için kilisenin kapısının önündeki merdivenlerde oturuyorum; mermer soğuk ama en azından kuru.  Michelangelo’nun elinden çıkmış bu şehrin göbeğindeki kilisede otururken içeriden organ sesi yükseliyor(Beethoven’ın 5.senfonisi) ve yağmur yağmaya devam ediyor. Sanat orgazmı dedikleri böyle bir şey olsa gerek.

Tekrar yola çıkıyorum havada kar soğuğu var ve ben tüm günü dışarıda geçiriyorum, ıssızlığın tadını çıkarıyorum sokaklar bana kalmış. Yoldan geçenler korna çalıyor ama alışkın olduğum bir durum artık canımı sıkmıyor.

20151209_085526

Kalacağım yere vardığımda ise şarap ikram ediyorlar, biraz içim ısınıyor. Yedi farklı kıtadan yedi farklı insanla bir odada kalıyorum. Odada bu çağın yarattığı yalnızlık hemen hissediliyor insanlar birbirini selamladıktan sonra kulaklığını takıp bilgisayarıyla ilgileniyor. Bu duruma başta biraz içerlensem de sonra seviniyorum sonunda bu sessizlikte uyuyabileceğimi düşünüyorum. Ertesi gün yine gün doğarken uyanıp, odadan çıkıyorum. Dışarıda her yer panayır alanı insanlar soğuğa rağmen sokakta içip dans ediyor, Noel’in gelişini kutluyorlar. Gece geç olduğunda ise bir bankta oturup her şeyi, herkesi geride bırakmanın beni iyi hissettirdiğini fark ediyorum. Sürekli yer değiştirmenin güzelliği buradaydı; yeni bir yere gidiyorsun yeni doğmuş bir bebek gibi her şey yeni geliyor sana yeni bir sen yaratabiliyorsun kendine çünkü sana geçmişi hatırlatacak hiçbir şey yok. O bankta daha fazla oturmamaya karar veriyorum ve diğer insanlarla birlikte kendimi caddenin akışına bırakıp kalabalığın arasında kayboluyorum.

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın