The following two tabs change content below.

nostalgia's

"bir prenses ya da bir anarşist olmaktan çoktan vazgeçmiştim"

Latest posts by nostalgia's (see all)

Her tren bir diğerini takip eder. Üzerinde olunmayan her ray yoldan çıkıştır. Ne vakit yoldan çıktım desen kendini bir başka lokomotifin camından el sallarken bulursun. Kendini bulursun. Kaybetmek isteyeceğinden habersizsindir. Ve bilirsin el salladığın bank da artık bir ray edinmiştir. Gitmek kaçınılmazdır. Sadece gitmek.

Durup düşlüyorum beni. Biraz sendeledim çokça tökezledim. Her düşene gülerim oysa istisna bırakmam aynaya.Hayata böyle katlanılır. Katlanıp özgür birer kuş oluruz diyedir bu süregeliş. Veya her ne yapabiliyorsan o.Kağıttan daha yanıcı yerlerimizden izlerle tamamlanırız. Yankıları duyulmaz olur. Duymayız. Melankoli bir kazanım değildir bu yörelerde, kendi parmağını kanatamazsın. Hem akşamı da olmaz buranın,soğuktur üşüyemezsin. Durduğum yerdeyim hâlâ. Düşlediğim ben değil.Benden uzak değil. Değil.Kaçamak oyunlar oynuyorum hayalî düşmanlarımla. Hayalî evlere açılıyor her sokak lambasının titrekliği. Hayali hayalde bırakmak kalıyor cebimde. Hayalî bir mutluluk yaratmaya çabalıyorum bu sıra. Yok, olmayacak. Geç denemeyecek, erkenlikten bir hayli şikayetçi.Ne var ki kelime kondurmaya müsait. Her şey biraz nafile. Ne yani gitmekten söz açmayacak mıyım artık?

Kimi zaman anı ciddiye alacak oluyorum. Bir gülme geliyor,gidiyor,geliyor,gidiyor,gidiyor… Arkamı dönmemem gerektiği için önüme bakamaz olduğumu söylerler. Doğru. Ne kadar sevsem de bir kusurdur bazen, bazen bir tutku ama asla net olamayacak kadar ben. Bırakılmış her şey için kitapların arasında gül kurutmuşluğuma uykuluyum. Satır aralarımda ikamet eden umudu göremediklerini bilsem de altı çizili cümlelerime gizlice kadeh kaldırıyorlar. Ama işte hiçbir zaman bilemeyeceğimiz şeyler vardır. Onlara var diyecek bu umut bize fazla değil mi sahiden? Hoş yetinmenin namümkünlüğünde kıvranan bu insanlık umuda mı doyacaktı, asla.Gerçek şu ki her şey oldukça nafile. Tamam, birazdan susacağım.

Değer vermenin zorunlu olmadığı yerlere, kişilere inanıyorum. “Elmanın da seni sevmesi şart mı?” dizesinde bir gülümsenmiştir mesela, koşulsuzluğu gerçeklikle bağdaştırmıştır. Sen gibi ben gibi ve biraz da bize benzeyen o mükemmel azınlık. Bir yanda kıyıda köşede insan depolayan o vasıfsızlık. Stoklamak diyecekken durdum zira sınırlı gibi durmuyorlar her yerde varlar, her yerde içimizi kemirme* çabası için varlar. Yalnız kalmamak adına hem de, ne boş. Yalnızlık şu içi çürük kalabalıkta büyük lütuf. Ancak inanılan öz için itilesi bir lütuf. Oysa karton suratlar her yerde. Her kelimesine sığacak kopyalar da öyle. Nerde peki bu başkalık? Hangi yol kenarına hangi camdan fırlatıldı? Söylesene bu da mı gitmekten geçmiyor? Kaçmak için kaç düşü daha halı altına iteceğiz?

Son istasyona ramak kala durduğum yerden ayrılıyorum. Düşlerimden? Ne mümkün. Bağışlayın, gidiyorum. O istasyona değil, gidilemez denen ne varsa gidiyorum. Çivisini bulmaya gidiyorum o pek sevdiğiniz dünyanın. Gülümsememi bulmaya gidiyorum bunca zorundalık arasında.Müziğime eşlik edecek karartılar bulmaya gidiyorum. En çok da şu özgürlük denene. Ne kadar iç geçirmişsem o kadar uzatacağım yolumu. Gidilecek bir yer kalmayana kadar değil her yer bana varana kadar gideceğim. Haberdar olmayacağım her şey için adımlarımdan gök taşacak.Günün sonunda bir not bıraktım size, evet soyunduğum kostümümüm dibinde.Şayet sevmesem de vedaları bu biraz itiraf kokacak. Ve okuduğunuzda, bu kız gitmiş olacak.

Her şey büsbütün nafile.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın