Neo-Beat Komünü Perspektifi

The following two tabs change content below.
kisiselmanifesto

kisiselmanifesto

Hayatım boyunca yıldızlara yürüdüm.
kisiselmanifesto

Latest posts by kisiselmanifesto (see all)

11811487_10155947635215601_6489562456848961186_n

21 Mart 2013’te, Kızılay’da, bir barın bodrum katında Neo-Beat’in ilk kez telaffuz edilmesinden bugüne dek gelen süreç; kişilerle, kavramlarla ya da içinde bulunduğumuz paradigmayla açıklanamaz. 50’li yıllarda kültürel açıdan tarihsel birikimin ulaştığı en son nokta olan Beat Kuşağı, bu çağda, bu ülkede yeniden yorumlanmış ve iki yıl içinde çok geniş kitlelerin yaşam tarzı üzerinde doğrudan dönüştürücü bir etkiye sahip olmuştur.

Telaffuz edildiği ilk zamanlardan 2014 yılına kadar olan süreci baz aldığımızda, geniş bir düzlemde; yozlaşmış popüler kültür zihniyeti, kokuşmuş betonerme yapılaşma sistemleri, çarpıklaşmış ikili ilişkiler ve maddi çözümler ile sizi tüketim üzerine kurulu bir toplumda anaokul sınıf öğrencisi haline getiren gündelik yüzyıl öğretileri bizleri oldukça boğuyordu. Yaşamın kendini salt bir benlik ile size armağan edildiği hayatı sürekli siyasal, beşeri ya da coğrafi kısıtlamalarla alt-üst ilişkisine çevirdiği tüm bu varoluşu reddediyoruz.

Komünal yaşamın; kabul edilebilir ütopik etkisinin gerçekten bu yozlaşmaya anti bir panzehir olarak geleceğini düşlemek zor olmamalıydı. Yakın geçmişimize dönüp baktığımızda, 60’larda kurulan ‘Hippi’ komünleri, Paris Komünü ya da İstanbul’un göbeğinde kurulan Gezi Komünü, bu öngörülere en somut örneklerdi. Paylaşım, paylaşım, paylaşım!

2000’li toplumun insanlara dayattığı, kariyerist, ezici, sürekliliği olmayan, bir şey tüketerek varolabilme ve ‘ben’ egosunun, hiçbir zaman bu ‘sıfır noktası’nı kavrayabileceğini düşünmedik ve yine hiçbir üretim aşamamızda bu sahte starbucks bulantısı içerisinde olan zihinlerin akıntısına kendimizi kaptırmadık.

20’li yılların başlarında Dada rüzgarı ile yükselen nihilizm kültür ve felsefesini, günümüze taşıyıp bunu Zen felsefesi ile harmanlayıp, sonsuz hiçliği yaşamaktayız. ‘Siz kimsiniz?’ diye soruyorlar, ‘Biz yoluz’ diyoruz, ‘Sonsuzluğa doğru paralel uzanan gizemli bir yol.’ Neo-Beat Komünü’nü anlayabilmek için öncelikle Neo-Beat’i gerçekten anlayabilmek gerekmektedir. 50’lerin beat enerjisi bu kuşağı tanımlarken bile koşulsuz zorluğun bulantısı içerisinde tanımsızlığı yaşıyorlardı. Bunu yine aynı literatüre sığdıracak olursak: 1967 yılında ‘ilk neo-beat olarak tanımladığımız’ Jim Morrison, ‘Nefret etmek için sevdiğiniz o kişi olmak istiyorum.’ Dediği bir konser öncesi yaşadığı bu bulantıyı yine aynı güçten aldığı şüphesizdi. Neo-Beat’i sadece bir otostop ağı olarak görenler en büyük yanılgı içerisinde olanlardır. Şüphesiz ki 50’lerin Beat Kuşağı’na da derinlemesine indiğinizde otostopun sadece o dönemi kapsamadığını, gerçek junk deneyimlerini, sözde popülerleşen kapitalizme karşı ‘serserilik algısını’ ve edebi yönden üretim çevresini görmeniz mümkündür. 80’lerin uzayı keşfi ve heyecanı, Kozmos – Pink Floyd ve Uzay’ın serenomisi olarak atfedeceğimiz bu düzlem, yine kozmik bir değer olarak Neo-Beat’e ışık tutmaktadır. Geleceğin, sonsuzdan geleceğini biliyoruz. Sonsuzluk, uzay ise ‘evet, biz bunu kabul ediyoruz.’

Neo-Beat, geçmişin belki de en güzel raflarına kaldırılmış tüm bu kültür akımlarını kendi içerisinde yeniden yorumlamıştır. ‘Neo-Beat nedir?’ gibi standartlaşmış bir soruya verebileceğimiz net yanıt ancak şu olabilir, ‘Neo-Beat, tanımsızlanmaktır.’ ‘Neo-Beat’in amacı nedir?’ şeklinde gelen ikinci standartlaşmış soruya ise Neo-Beat Komünü’nün tek yanıtı yine ilk neo-beat olarak telaffuz ettiğimiz Jim Morrison’dan alıntı yaparak yanıtlamamız mümkündür: “Dünya’yı istiyoruz ve hemen şimdi istiyoruz!”

***

Neo-Beat’in ilk telaffuz edildiği zamandan 2014’ün başlarına kadar oluşmakta olan sosyal medya ve reel çevresinin bizlere göstermiş olduğu tek mesaj: ‘Ütopyalar için, yeni bir dünya!” idi.

Bu çerçevede baktığımızda buna zemin hazırlamak için bulunduğumuz ülke standartları ve coğrafi şartları göz önünde bulundurmak gerektiğinde şüphesiz ki güney bu adım için en somut coğrafya olması muhtemeldi. Yine bu süreci takiben, bu yaşam alanını organize etmek için bir güney çevresi olarak, bizler için gerek otostop ağı olarak ilk ve son durak oluşu gerek 60’ların California’sına bir atıfla Venice Beach’in bu topraklarda varolduğunu benimsemek ve yaşatmak niteliğinde, bizler için ‘kutsal’ bir nitelik taşıyan Antalya şehrini bu sürece dahil etmiş olduk. Yine bu süreci takiben popüler kültüre ince bir atıfla ’14 Şubat’ 2014 yılında sosyal medya ve reelden bu akımı bir şekilde hayatının merkezine koyan insanları biraraya getirerek bu çevreyi yakalamış olduk. Güney’de ilk neo-beat çevresi olarak oluşan bu kitlenin misyonu: Neo-Beat Komünü’nü oluşturacak, yine kendi kriterlerine uygun aurayı yakalabilecek bir coğrafi bölge arayışıydı.

Yaklaşık olarak 7 ay boyunca, yapılan kamplar, keşifler, sohbetler ve deneyimlerden sonra ansızın Musa Dağı’ndan aşağıya savrulduğumuz bir gece yarısında bize ‘Holy Antalya Koyu’ adını verdiğimiz gizli, ütopik ve kozmik, vahşi aurasıyla psychedelic bir yaşam formu olan bu koyu, Neo-Beat düzlemine kazandırmış olduk.

Türkiye’nin belirli metropol şehirlerinde merkezi birimleri oluşturan çevrelerin yapmış olduğu araştırmalar sonucu, 1 Ağustos 2015 tarihinde bu Ütopya’yı reele dönüştürdük. Anlaşılamamanın sizi götürdüğü anlamsız histerileri ve cahil öfkeleri olduğunu biliyorduk, tehtitler aldık, yakından izlendik, üretimimizi tabir-i caizse 60’ların bir sanat fabrikası olan Andy Warhol’un Factory’si tadında anlaşılamaz, kavranamaz bir doygunlukla verdik, bunun anlaşılmasını beklemedik ve daha çok insanların bir anlam taşıdığını düşünmediği şeylerle ilgilendik. Bunu hissetmek, işte gerçek özgürlük!

2000’li yıllarda açığa çıkan Hippi ve Hipster akımının yeniden yorumlanması oldukça sığı ve yüzeyseldi ki ciddi bir gözlem yapma şansı yakaladığınızda Jack Kerouac’ın da söylediği gibi “İçi boş” söyleminden ibaretti. Dünya üzerinde yapılan Rainbow hippi buluşmalarının içine girdiğinizde en yakın 2015 Ermenistan etkinliğine göz attığınızda; ekmek kavgası, hırsızlık ve sahip olma içgüdüleriyle başa çıkamayan insanların bu düzlemde bilirkişi olarak seyir etmesi bizleri rahatsız etmiştir. Buna cevaben söylediğimiz: “Evet, onlara Hippilik nasıl olurmuş öğreteceğiz.”gibi bir iddia ile Komünal yaşamın paylaşımı ve üretiminin, sahiplik ya da aidiyet duygusundan arınmanın, fikirlerin metalaşmadığı, psychedelic bir yaşam formunun hala daha mümkün olduğunu yapmış olduğumuz, Neo-Beat Komünü ile kanıtlamış olduk. Ve bu süreçten sonra siyasi bir tutum arayışı içerisinde olanlara cevabımız: “Her şeye rağmen; Distopya’ya karşı, Ütopya’nın saflarında yer alacağız.” Olacaktır. Neo-Beat Komünal yaşamı sürekli olarak ve belirli periyotlarla bir çok coğrafi konumlarda yer almaya devam edecektir. Neo-Beat Komünü olarak tüm bu anlamsızlığın ve karşıtlığın kaosunda Ütopya’yı savunmaya devam edeceğiz.

Paylaş
Önceki İçerikKin
Sonraki İçerikAşkın Matematiği
kisiselmanifesto
Hayatım boyunca yıldızlara yürüdüm.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın