#Orlovskaya Oblast’ Café

The following two tabs change content below.
canephora
Kaybolmuş bir neslin gizli haykırışlarını açığa vurmak için çıkagelmiş olan bu nüshalar,aslında o neslin aforizmalarıdır da.
canephora

Latest posts by canephora (see all)

Estatua_Gonzalo_Torrente_Ballester_Cafe_Novelty_Salamanca

 

–Selam

–biraz konuşmam gerek

–dinler misin beni yabancı?

–eğer dinlersen sana soğuk limonata ısmarlarım,hava sıcak ya hani.

–(gülümser)

–çokça zamandır suskunum.

–dudakların,dilin ve küçük dilin vardır ama konuşmazsın.sana bahşedilen herşey oradadır ama konuşmazsın,istemezsin.nedendir yabancı bilir misin?

–istediğin etiketi koyabilirsin,isyan,salaklık,amaçsızlık…

–”konuşmak”,ne hoş bir fiil değil mi?.sekiz harf üç hece.

–iki canlının iletişim kurması gibi belkide bilimsel zırvalığı,dimi?

–sen konuşkan mısındır?

–seni şu koşuşturan kalabalığın içinde gördüm.suya alerjisi olan bir deniz kızı gibiydin.

–sana dedim?

–insanları anlayamıyorum,paradoksun içindeki toz bulutları.kovboy çizmeleri heryerde!üzerine basıpta ‘bu benim bastığım toprak!’ diyebileceğim tek bir yer bile kalmamış.

–gerçekten,anlamıyorum.ne kadar tuhaf dimi?

–sonuçta ben de bir fani.

–(sigara yakar.)

–sahi,sen de öylesin sanırım, ”insan olanlardan” hani?

–sizin oralarda işler nasıl yürüyor?.hiç görülmemiş ‘görülesi’,’kutsal’ sayabileceğim birşeyler var mı?.kendimi ”’EŞSİZ!”’ hissedeceğim hani?

–bir çift giyilmemiş kovboy çizmesi de olur.ayak numaramı bilmiyorum,zaten neden kendimi numaralandırayım ki,kaçık hapishane mahkumları gibi.

–onlar hakkında bildiğim tek şey ilkokul yıllarımda kaldı.hani şu sayma sayıları zırvaları…

–senin bi numaran var mı yabancı,üzerine yapıştırdıkları cinsten?

–seninle alakalı herşeyi bilmek isterim aynı zamanda da bilmemek.’bu’ mümkün mü?

–benimle birkaç dakikalığına fani-tanrı oyunu oynar mısın?.sen tanrısın ben de fani.hadi şimdi sorularıma cevap ver yabancı.sonuçta tanrısın amına koyayım.

–mümkün mü yada mümkünlük ne derece?.gözlerimin içine sıkıştıramayacağım neler görebilirim?

–(kalabalık kaldırımdan akmaya devam eder.)şu kronik ayak seslerine  dayanamıyorum!’tik tak,tik tak!’ sürekli kafamın içindeler.

–bazen çocukluğuma geri dönmek istiyorum.çişimi altıma yaptığım zamanlar sanki daha  manidardı benim için,boktan bi oyuncak için tonlarca göz yaşı döktüğüm zamanlar…

–sahi,kaç yaşındasın yabancı,küçük gibisin.yüzünü çok net göremiyorum,buğulu misali yada aynaya bakmak gibi.

–hiç aynaya çok uzun süre baktın mı?

–tanrım,eğer bir gün yaparsan etkilerine şaşırabilirsin.tüm o mimikler,o lanet mimikler öyle anlamsızlaşıyor ki,benliğini,insanlığını,hayata dair herşeyi kaybedebiliyorsun.evrende varolanları noksanlaştırıyorsun hatta isimleri bile.

–sana neden yabancı diyorum biliyor musun peki?

–ben yaşayan herşeye yabancıyım,savaş meydanındaki küçük bir çocuğum.elimde biberonum varken kimse bana sormadan onu aldı ve ”artık” sütün tadını unuttum.

— bazen acıtıyor.

–demek istediğim sütün yası değil.yaşlı ineği hiç göremeyişim.

–vazgeçtim artık.durmadan daireler çiziyorum eksenimde,bazen abartıp üstünde sek sek bile oynuyorum.

–vallahi sen beni bir de eski yaz akşamlarında görecektin,ne kadar da hararetli,ıslaktım.

–limonatan soğumadan içmelisin yoksa ”soğuk limonata” mantığını yok edeceksin yabancı.

–tanrım çok sıcak,sence de öyle değil mi?

–keşke bende soğuk limonata içebilseydim.

–ama biliyorsun ki….

*beyefendi birini beklemiyorsanız karşınızdaki sandalyeyi alabilir miyim,içerisi tıklım tıklım da.Bu arada limonatamızı beğenmediyseniz başka bişey getirebilirim.

*beyefendi?

 

https://soundcloud.com/batuhanarkangil/requiem-for-allen

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın