The following two tabs change content below.

KissedTheMoon

Hala sekiz yılım var

Latest posts by KissedTheMoon (see all)

allen ginsberg

Paterson

Para düşleriyle kaplanmış bu odalarda nedir istediğim?
Saçımı kestirsem para kazanmaya katkısı olur mu azıcık? Ayakkabı
larıma yeni ökçeler taksam
iş bulma kurumu bürolarında,dergi koridorlarında, istatistik dairesinin
odacıklarında, fabrika merdivenlerinde
güleç psikiyatri tanrılarının giysiliklerinde üstüme yapışıp kalmış
kat kat dışkıya, otuzbir çekmenin ve terin kokusuna boğulu gövdemi
yıkasam;
ücretlenip cüretlenmek evirip devirmek yellenip helallenmek için öfke-
lerinin gerçekliğiyle
ve öfkeden usanmış kişiye dayattıkları öfke söylentisiyle
abanıp duran şu dev mağazaların denetim memurlarının, kendi semiz
sığınaklarındaki moruk yazmanların, ben’in erk dolu paralı ser-
sem ve gerzeklerinin
küstahlıklarıyla karşılaşsam bekleme odalarında,
Ne biçim bir savaş bu girdiğim, hem de ne bedele! basmakalıp sap-
lantının sönük malafası,
geceleyin huysuz kocamış elektirik görümü, parmağını emen öfkenin
gündüz vakti yoksulluğu.

En iyisi delirmek, Meksika’ya giden karanlık yolda yitmek, eroin
damla damla yürürken damarlarımda,
gözlerim kulaklarım marihuanayla tıka basa,
sınırdaki çamurlu barakaya uzanmış Peyote tanrısını yerken
ya da bi otel odasında acılara gömülmüş bi herifin ya da hatunun üstü-
ne çıkmış takılırken;
en iyisi kendimi yollara vurmak, Batı güneşi tepede, bi lokantanın
yanında ağlayıp yalvarark;
en iyisi Cincinnati’nin konserve yığınları üstünde çıplak karınla sürü-
mek;
en iyisi çürümüş bi demiryolu traversini Kayalık Dağlardaki bi Golgo-
ta’ya sürüye sürüye götürmek;
en iyisi, Galveston’da dikenden bi taçla donanmış, Los Angeles’ta eli
ayağı mıhlanmış, Denver’da ölmek için ayağa fırlamış,
Chicago’da böğründen bıçaklanmış, New Orleans’da zıbarıp gömüte
tıkılmış, 1958’de Garret Dağı’nda bi yerde yeniden canlanmış,
inip gelmek çalıntı arabaların ve çöplerin aydınlığı içinde gürüldeye-
rek,
belediyenin önündeki köşebaşı Muştucusu, can çekişen aslan yontula-
rıyla çevrili, ağız dolusu bokla, kafamdan fışkıran saçlarla
çığlıklar atıp dansederek kaldırımı silip süpüren, gerçekliği süpü-
ren Bengiliğe şükrederek,
çığlıklar atıp dansederek dünyanın bok edilebilir dans salonundaki or-
kestranın karşısında,
karnımdan, omuzlarımdan akarken kanım
iğrenç esrimesiyle akıp giderken kentin içinden, kaldırımlarda otoyol-
larda gürüldeyip çağıldarken
çamurlu ırmakların ormanların vinçlerin yanıbaşında ağaçlara asılı
etimi kemiğimi geride bırakarak.
New York,Kasım 1949

(Kuşbeyin-şiirler-19s,20s)

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın