Pause

The following two tabs change content below.
lili marleen

lili marleen

There's someone in my head but it's not me!
lili marleen

Latest posts by lili marleen (see all)

8:30’da uyandı neden uyanmıştı ki bu kadar erken bir saatte, iki saat daha yataktan çıkmadı geçmişi düşündü, geleceği hayal etti. Tüm bir senenin özetiydi bu onun için galiba depresyon dedikleri böyle bir şey diyordu kendi kendine. Çok sevdiği halde kitap okumaya ve müzik dinlemeye bile hali yoktu. Bir yıldır hiçbir yazı yazmamıştı ‘’Yazmazsam delireceğim.’’ Diyen bir insandı oysa. Şarkı söylemek ruhunu arındırmak, kalbindeki sıkışmışlığı gidermek gibiydi onun için ama şarkı söylemeye de enerjisi yoktu artık. Tüm gün yataktan çıkmıyordu ve hayallerin hayal olarak kalması gerektiğine inanıyordu artık. Çünkü hayallerle ilgili birçok ikilem vardı; ne zaman bir hayali gerçekleşse aslında hiç hayal etmemesi gereken bir şeyi hayal etmiş olduğunu fark ediyordu ya da peki şimdi sırada ne var diyordu. İnsanın bir şeyi elde ettiğinde onun insan için değerini yitirdiğini biliyordu. Ayrıca gerçekleşen hayaller hayal ettiği kadar güzel ve parlak olmuyordu ya da hayal ettiği şeyleri elde etmesi için çamura batması gerekiyordu ki elde ettiğinde kendinden çok şey kaybetmiş oluyordu. Hayat çırpındıkça battığın bir bataklıktı ve güzel şeylerin kötü sebepleri vardı. Bu sözü ilk defa kendisi kullanmıştı; kıskanç bir arkadaşının ona sahip olduğu renkli gözlerin aslında mutasyon sonucu oluştuğunu söylediğinde önce biraz şaşırıp ‘’Güzel şeylerin kötü sebepleri vardır.’’ diye cevap vermişti. Eskiden ukala cevapları, Freudyen sözleri ve hiçbir şeyi umursamayan haliyle etrafındakilere rahatsızlık veriyordu. Bu onun için bir çeşit toplumdan intikam alma şekliydi.

Hayatta kalmak ve yaşamaya devam edebilmek için asla yapmam dediği şeyleri yapmıştı ve artık yorgundu. Her attığı adımla bir şekilde kendi hayatında ve etrafındakilerinin hayatında değişimlere sebep oluyordu ve bu yorgunlukla bunu kaldıracak halde değildi. Ne insanlardan bir şey gelsin istiyor ne de kendisi insanlara bir şey getirmek istiyordu. Sadece yatmak uzanmak ve hiç gerçekleşmeyeceğini ümit ettiği hayallerle yaşıyordu. Telefon çaldı, şu sıralar gerçek hayatla ve diğer insanlarla iletişim kurmasını sağlayan yegâne araçtı telefon. Uzun zamandır beklediği iyi bir iş teklifi ayağına gelmişti normalde çok büyük bir sevinçle kabul etmesi gerekirken o neden şimdi diyordu. Aylar önce bu işte çalışmayı çok istediğim zaman neredeydiniz diyordu kendi kendine. Telefondakilere artık başka bir iş bulduğunu söyledi ve görüşmeye gitmedi işsiz olduğu halde. Sonra tekrardan telefon çaldı. Telefondaki ses iki eski dost gibi görüşmek istediğini söylüyordu. Hiç istemediği halde bir türlü kurtulamadığı kibarlığı yüzünden görüşmeyi kabul etti. Bir yıldır onu tekrardan görmeyi diliyordu ve dileği sonunda gerçekleşmişti. Birden ağlamaya başladı şaşkındı uzun zamandır ağlayamıyordu. Ağlamaya başladı çünkü bunun hayal kırıklığının ötesinde bir hayali tamamıyla silmek anlamına geldiğini biliyordu. Sevdiği adamı ilk zamanlardaki heyecanıyla ve güler yüzüyle hatırlamayı tercih ediyordu. Şimdi ise görüştüklerinde ikisi de birbirine karşı hiçbir şey hissetmeyecek sadece eski bir tanıdık olarak göreceklerdi birbirlerini ve bu her şeyi yok edecekti acısını bile. Birbirleri için ölmüş olacaklardı artık.

Şu an bunu düşünmek istemiyordu. Hayatta kalmak için bukelamunlaşmak kendi benliğini yitirmesine sebep olmuştu. Karşısına çıkan duygusuz insanlar yüzünden de kendisini bile sevemiyordu artık. Tüm bu hissizlik döneminde yaşamını ne sonlandırabiliyor ne de devam edebiliyordu. Hayatının bu dönemini pause diye adlandırmıştı.

Paylaş
Önceki İçerikRöntgenci
Sonraki İçerikSevgi=Güç
lili marleen
There's someone in my head but it's not me!

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın