The following two tabs change content below.
afroditgemisi

afroditgemisi

Yazmak benim için geri dönüşüm. Zihnin atıklarından büküp, bilincin sularına bıraktığım kağıt gemiler gibi yolculuğa çıkıyor. karanlık bir oda kurdum. Siyah kağıtlara siyah sözcükler karalıyorum. Merak ediyorum sadece merak, cevabı bulmak için değil bulmaca labirentinde oynamak için yazıyorum
afroditgemisi

Latest posts by afroditgemisi (see all)

Kirli kırıntılara yer yok. Büyüteçli sözcükler; içinde suçu barındıran, kaşındıran, rahatsız edici ölgün bitkiler gibiydi… Bay kusursuzun eldivenleriyle budanmış bahçede anlamların kökü ilaçlı, bir sürüngen sarmaşığı gibi gebe olmamak için, yüzünün biçimine uymayan şairane gülümsemesini katiline sunuyor. Köprücük kemiklerine mezar çiçekleri savururken kazıcı, ölüm bedenine sığmayan bir kıyafet gibi yalana dönüşüyor böylece… Masum sigarayla söndürülen şiirler, ağzında amok kokusunu sevmeyen yavan bir deli maskesi… Sezgilerin makaslarından uzak ve tüm seslerin katılaşıp, ufak çakıl taşları gibi tepkisizlik gölüne fırlatıldığı bu yer de, kızgın güneşin altında, terinde tiksinen soğuk derinle baş başa bırakıyorum… Hücre de ışığa boyanan ışıksız ruhun bu yolculuğun hareketsiz treni, tekerlekleri paslı belleğin, ağzında gevelediğin sökükler cılız bir dile mahpus… Hatırladın mı beni Polyanna? Mezarın altında uyuyan şekerci çocuğu, sahte masallarla tatlandırılmış acı çığlıkları, eksik kalmışlığı biraz daha hissetmek için yazıyorum. Ne çok iyi, ne de çok kötü… Sönük bir güne yürüyüp, karanlığın içinde biraz parlamak için. Vazgeçişin delik sandalında batıp, bir Japon balığı gibi evrimleşerek, kaktüsün ucunda kanayan kızıl kayalıkların şehvetli dokunuşuyla. Ereksiyona tutulan adamların salt rüyalarında intihar eden hayal düşkünü bebekler gibi. Biraz dumanla kuşanmış yılanın dişleriyle, sihirbazın mağarasına çiziyorum avcının portresini, suratı milyonlarca parçalara ayrılıp minik hücreler gibi hareket ediyor. Her biri diğerinden bağımsız, fakat hepsi uyum içinde aynı ıstırabın dansına eşlik ediyor. Ama şimdi gözümü oyalayan hissiz suratlarınız, evet dergilerden koparılmış ve yapıştırılmış suratlarınız beni şekillendiremiyor. Sürekli konuşuyor, konuşuyor, konuşuyorsunuz. Bastırılan güdülerle algıları utanca boğan, sahte bir konuşmacı tarafından dikte edilen, parazit yankılarına dönüşüyorsunuz

burçin pehlivan

 

Paylaş
Önceki İçerikJapanese Kiss-Part 2
Sonraki İçerikArt-Noir Manifestosu
afroditgemisi
Yazmak benim için geri dönüşüm. Zihnin atıklarından büküp, bilincin sularına bıraktığım kağıt gemiler gibi yolculuğa çıkıyor. karanlık bir oda kurdum. Siyah kağıtlara siyah sözcükler karalıyorum. Merak ediyorum sadece merak, cevabı bulmak için değil bulmaca labirentinde oynamak için yazıyorum