Psychedelic Düşler

The following two tabs change content below.
Bella El Sabha

Bella El Sabha

İstanbul- neobeat
Bella El Sabha

Latest posts by Bella El Sabha (see all)

olimpos

Kalplerde bulunan sevginin doruk noktasına ulaşır insan, gökyüzüne bakarken.
Sonsuzluğa uzanır ruhlar ve eller, bir mavi değirmenin kapısından girerken
Düşler kurulur bulutların altında, sevgiye sahip insanın elinden tutarken.
Güneşin altında, onun ışığıyla yürüyünce, ve tenler alev alev yanarken,
Bir düş buluyor beyinleri, alıp kaçırıyor evrenden, gözler kapanırken.
Uçurtmalar uçuyor çoçuklarla, rüzgara bırakakılmış sonsuzluğa uçarken.
Renkli renkli çiçekler açılıyor yüreklerde, kelebekler buna gülerken.
Ağaçlar yeşeriyor zamanın hiçliğinde, yağmur ve bulut şarkı söylerken.
Ateşler yanıyor sahillerde, ateş böcekleri son ateşlerini söndürürken.
Bir kapı açılıyor, yolların arasından tekrar ve tekrar bulutlara çıkan.

Ve hiç bilinmeyen gizemli periler, dünya da toprak ile işlerini bitirirken,
Birden bağırıyor kuşlar, periler onlara ellerini ve kalplerini verirken.
Mesafeler katediyor ruhlar, sonsuzluğa ellerini ve yüreklerini kaldırırken.
Beyaz gemiler süzülüyor güneşin ışığıyla, insanlar onları çok uzaktan izlerken.
Bir bahar şarkısı geliyor kulağa, insan doğanın sesini biraz daha açarken,
Sabah aydınlığının görünümüyle, son kez ağaçlarda ki kuşları dinlerken,
Belki de içeride ki sevgili ruhun sahibi, bu gerçeklik karşısında susarken.
Yıldızların altında binlerce gezinen yurtsuz insanlar doğaya uyanırken.
Evrenin güzelliğini izliyor olmak, çılgınlıkla görünür gezegen delirirken.
Çok uzaklarda görünen, ama yakından bakıldığında içleri ürperten koca evren.

Çölde deveye binen bedevinin yolu, son kadar kısalıp güneş kadar uzayıp giderken.
Pencerenin üstünde duran yağmur taneciği, bütün güzelliğiyle gülerek süzülürken,
Hiç dinmeden yağan yağmur, toprak ile kokusunu düşlere ve yeryüzüne bırakırken.
Uzayı keşfetmek için tükenmek, Yol ile beden arasında yeni bir bebek doğururken,
Dünya ile iletişimi keserek, ilk ayla sonra yıldızlarla teker teker eğlenirken,
Ve tüm bunlar yolda görüldü, hiç durmadan yeryüzünde, evrene doğru ilerlerken.
Güneş yıldızlara, Yıldızlarda güneşe; hergün düzenli bir şekilde veda ederken.
Bir yaprak tanesi rüzgarla süzülen, rüzgarın acısı o yaprak gökyüzüne imrenirken.
Balıkların gözleri ile buluşan denizler, dalga ile öfkesini sahile akıtırken.
Bitip tükenmeyen sevdalarını ve heyecanlarını durmadan kusan ve anlatan insan.

Periler küçük çocuklara bütün rüyalarını ve deneyimlerini sessizce anlatırken,
Gökkuşağı bütün renklerini, güzelliğini ve büyüsünü sadece bakanlara sergilerken,
Gördü o küçük çocuklar, bütün bunları yeryüzü bahçesinde teker teker ararken.
Krallar öldü, varoluşu insanlardan alıp cehennem zebanilerine birden bire satarken.
Soytarılar güldü, tahtlara izinsiz oturup kralların saraylarını canice yıkarken.
Uçtu ve döndü dünya yüzyıllar boyunca, kozmozun sırrını kozmozdan gizlice alırken.
Bunlar oldu evrende; bütün kalpler, bütün düşler, bütün yüzler birbirini severken.
Nehirlerden akan düşlerin yerine, tutku bulutları ve ağaçları ormanı içine çekerken.
Rüyalar ile düşler ayrıldı, gezegenler birbiriyle rengarenk renklerle çarpışırken.
Böyle nehirler vardı, durmadan akan ve sonsuzluğa çıkan, renkli boyalarla çizilen.

Sokakların içindeydi mis kokulu rengarenk çiçekler, göründü hepsi bahçelere ekilirken.
Su üstünde yürümek ister yağmur düşlerinde, bir bulut sevgi ile herşeyi kuşatırken.
Zaman ve yaşam arasında kalınca, şarkılarda yürüyor mavi düşler sonsuzluğu beklerken.
Bir budist rahibin çantasında, evreni bütün çıplaklığıyla düşsel olarak seyrederken,
Kendisini bulur aklın derin hayaleti, aşk ve rüyaların sevişmelerini özenle ayırırken.
Bazen görünür aynalarda, buda kendisini güneşte, gök kuşağında, ve bulutlarda gösterirken.
Martı çığlıkları gelir kulaklara, bir şehri düşleyip onunla bütünleşerek onu özlerken.
Çimenler yol vermiş insana, sürekli aynı yerden aynı yere doğru ayaklarıyla yürürken.
Sarmaşıklar göğe doğru uzanmış, insanlar ağaçlara ve yollara bazen gökyüzüne basarken.
Bitmezdi bu evrenin kutsal varoluşu, insanda bu haz ve heyecan, çok önceden var olan.

***

Yak tütsüyü yak, çürümüş bedenin içinde sönene kadar yansın.
Sar ağaçların etafını çiçek bahçeleriyle, ve gir kuşların kalbine.
Dök şarabları meleklerin kadehlerinden ve anı kaçırma perinin elinde.
Saçlarını bırak mavi bir değirmenin kapısında ki o gülümseyen kıza.
Güneşi yak ufak kibrit parçacıklarıyla, sonsuz ol sonsuza dön zamanda.
Kelimeler türet zihninde, apaçık olmasada muraşkaya doğru yol al.
Çıngıraklı bir yılan ile dans et günahlar bahçesinde dünyadan göçerek.
Gir hayallerin altına, ezil orada, çalıştırma kafanda ki rasyonellikleri.
Gir ganj’a, özümse her yeni başlayan güzel şeyi, sev kuşları uç onlarla.
Acının kanını dök yerlere, şaman ruhlarla diril zamanın derinlerinde.
Görmüyor musun? yağmur yağıyor ve her damla bir peri doğuruyor çiçeklerde.
Şarkıların peşinden koş, düşler cennetine gir şarab selam ve benliğin ile.
Ver kendini aşka, rüzgarları okşa, ve kelimelerin anlamsızlıklarını hisset.
Ver kendini meditasyon yoluna, yolda ki meditasyona ve kutsal doğa ve aya.
Saçmala alemlerin karanlığında, yok ol varlığın işe yaramaz yokuşunda.
Okyanuslar da ki gemilere bak, çık gemilerin yelkenlerine yağmur adına.
Geceleyin uykunun peşinden git, gündüz aç bir çiçek gibi meditasyonla.
Yılan dansı yap genç marahaja ile, arın kirlenmiş ruhundan ve düşüncelerinden.
Resimleri yaz, onları kelimelere dönüştür girdiğin örtünün altında.

B8lRUWLIgAAlptq

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın