Puksavida Yayın Röportajı

Yayın hayatına yeni başlayan Puksavida Yayın’dan Nur Can Kara ile yayınevinin projelerini, vizyonunu ve  kitap fuarlarındaki paylaşımları konuştuk.

Milenyumun paradigması, yeni bir insan modeli ortaya çıkarmıştır. Bu yeni insanın kullandığı dil ve iletişim olanakları, daha önceki kuşakların değerlerinden birçok noktada ayrışmaktadır. Dolayısıyla yeni insanın, yeni bir edebiyata ihtiyacı vardır. Puksavida, çağımızın paradigmasını yakalamayı hedefleyen vizyonuyla bu insana da( milenyum insanına) göz kırpıyor.

Puksavida’nın yeni kitap projeleri şimdiden heyecan uyandırıyor. Puksavida’nın kendine özgü tarzıyla yayın dünyasına yeni bir enerji getireceği kesin. Kendi adımıza biz Puksavida’nın enerjisini ve samimiyetini çok sevdik. Şimdi söyleşiye geçelim…

Puksavida ismi nereden geliyor ve yayınevinin isimlendirilme süreci nasıl gelişti?

Puksavida’nın orijinali Puxa Vida; Brezilya Portekizcesinde “Vay Canına – Vay be” olarak tercüme edilebilecek bir nida. Yayınevine isim ararken Kaan Çaydamlı’nın Kişisel Toplantı Notları (KTN) kitabında görünce eskiden benim de çok sevdiğim Mister No’da gördüğümü ve sıkça kullandığımı hatırladım. Sonra “vay be” dedim, “işte buldum.”

Kitap fuarlarında Puksavida’yı etkin olarak görüyoruz. Okuyuculardan ne gibi geri dönüşler aldınız.

Henüz ikinci kitabını yayımlamış bir marka olarak 6.45 stantlarında, 6.45 okurlarıyla karşılaşıyoruz en çok. Sohbet ediyor yeni markayı, oluşum sürecini ve doğuran ihtiyaçları konuşuyoruz. Özellikle kapaklarımız çok ilgi çekiyor ve seviliyor. Fuarlar okurla yüzyüze gelmek için çok kıymetli fırsatlar, yeni olmanın dezavantajını bu direkt temas ile en kolay kırabildiğimiz yerler de keza, daha fazla kitap ile daha çok okura ulaşacağımız günleri iple çekiyoruz.

Yeni yayın döneminde hangi tarz kitaplara ağırlık vermeyi düşünüyorsunuz.

Puksavida’nın kuruluş amacı 6:45 çizgisi dışındaki kitapları yayımlamak. Çok net ve kült bir çizgisi olan bir yayınevinin, alan genişletmek üzerine kurduğu markanın ürünleri o çizginin dışında kalan geniş alana yayılmış olmalı. Planlarımızı bunun üzerine kuruyoruz.

Puksavida’nın yayımladığı kitaplar felsefi açıdan herhangi bir duruşu yansıtıyor mu ya da Puksavida’nın farklı perspektifleri bir arada yansıtan bir vizyona sahip olduğunu söyleyebilir miyiz?

Puksavida’nın bir dileği var: Başka türlü bakmak. Dosya değerlendirirken de, yayın programı hazırlarken de bu farklı bakışa sahip eserleri seçmeye çalışıyoruz. Farklılıktan kastım öyle büyük iddialar, yeniden keşifler değil. Herkesin durduğu yerde durup, başka kavrayışlarla küçük nüanslarla kendini diğerlerinden sıyıran şeylerden bahsediyorum. Herkesin büyük iddialar yüklendiği bir dünyada küçük öznelliklerin de kıymetli olduğunu hatırlamak gerek. Ve evet Puksavida farklı perspektifleri minik paydalarıyla bir araya getirip kendine has bir çokluk yaratacak gibi görünüyor.

Sizin yayınevi projesine katılımınız nasıl gerçekleşti. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Aslında boşlukların bir araya gelmesiyle oldu. Kaan Çaydamlı’nın yeni bir marka yaratma isteği, benim o sırada uygun ve aynı iştahta olmam, zamanın bizi bir araya getirip yapabileceklerimizi denkleştirmesi diyebiliriz kısaca…
Yaklaşık yedi yıldır oyun yazıyorum. Bu alanda çok üretken bir yazar olduğum söylenemez ancak üç oyunum sahnelendi. Bir ayağım içeride bir ayağım dışarıda hala devam ediyor o yolculuk. Yayıncılık ise editörlükle başladığım ve bu sıfatı hala severek taşıdığım alan. Yazarlarla birebir çalışmayı, kitabın her şeyiyle ilgilenmeyi, okura ulaştıktan sonrasını gözlemlemeyi çok seviyorum.

“Herkes Sever Neşet Ertaş’ı” okuyuculardan oldukça güzel tepkiler aldı.. Bu kitabın yayımlanma süreci nasıl gelişti?

Kitap yaklaşık iki yıl önce yazıldı. Yazarı tarafından birkaç kez elden geçirildi. Bu sürecin bir kısmından haberdardım. İçeriğinde bulunan ve Puksavida’ya uygun düşen başka türlü bakma durumu yüzünden de yayın programına alındı. Onun da diğer her şey gibi kendi zamanını bekleyen ve bulan bir öyküsü var.

Tiyatro ve edebiyat sizce birbirini bütünleyen parçalar mıdır? Yazar, eserini oluştururken zihninde onu aynı zamanda sahneler mi?

Her yazarın ve okurun kendine ait bir yazma ve okuma biçimi var. Görsel zekası yüksek birinin yazma ve okuma şekli ile işitsel olanın farklı şekillerde ürünleri ve çıkarımları olduğunu düşünüyorum. Şahsen ben yanımda beliren küçük sahnecikte gerçekleşenleri deşifre ediyorum yazarken, okurken de kelimeleri ve öyküsünü görselleştiriyor, yıllar sonrasında okuduğum bir kitabı gittiğim bir yer gibi anımsayıp anlatabiliyorum. Bu herkes için aynı olmayabilir. Edebiyat tiyatronun yapıtaşı, tiyatro da edebiyatın sesini çoğaltan faktörlerden biri, elbette birbirlerini destekliyor ve karatını yükseltiyorlar.

Yeni kitap projelerinizden bize bahseder misiniz. Yoksa erken spoiler mi olur bizim için?

Alanımızı genişletecek yeni eserlerle geliyoruz diyelim kısaca.
Puksavida okuyucuları, sosyal medya üzerinden size hangi ağlar aracılığıyla ulaşabilirler…
www.puksavida.com
https://www.facebook.com/puksavidayayin
https://twitter.com/puksavidayayin
https://www.instagram.com/puksavidayayin/

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın