Stalker ve Votka Süt

The following two tabs change content below.
enjolras
İstanbul - Neo-Beat 'Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.Neler olacağını merak ettim.Hepsi bu.' twitter.com/enjolrasx
enjolras

Latest posts by enjolras (see all)

STALKER ve VOTKA SÜT

1.VOTKA SÜT

clockwork-orange-milk
Utku’nun aylardır kendini hapsettiği eve vardık. Utku, bir yıldır derslere devam etmiyordu.ODTÜ Matematik öğrencisiydi ve son bir yılını hücreyi andıran bu evde formüllerle cebelleşerek geçirmişti. Önüme bir fincan kahve koydu: “Basit ama zihin açma konusunda yeterince işlevsel.”
Kendine ise bir bardak votka doldurdu: ”Kahveyle karıştırınca güzel oluyor. Denemek ister misin?”
-Belki sonra.
Utku içki söz konusu olunca bulabildiği her şeyi birbiriyle karıştırırdı. Votkayı sütle, çayı bozayla karıştırıyordu. Viskiye kola döküyor, birayı noddle’ın suyuna katıyordu: ”Votka süt kusma belirtisi varsa iyi gelir. Midenin sıvısını dengeler. Ona güç katar.”
Utku bir şeyler içmeden duramazdı. Son zamanlarda aralıksız içiyordu. Metabolizmanın düzenli olarak fonksiyonunu yerine getirebilmesi ve tembelleşmemesi için sürekli dışarıdan madde alması gerektiğine inanıyordu. Bu nedenle gün boyu sıvı tüketiyordu.
“Kaos Teorisi’ni akademilerde çalışamazsın”, diyordu sürekli. “Kaos Teorisi ancak kaotik bir atölyede çalışılabilir. Matematiğin en büyük mucizesi bize bir masanın başında dünyayı değiştirme gücünü vermesidir. Burada, şu masanın başında birkaç işlem yaparak tarihin yörüngesini değiştirebilirim. Ama bunu çok da önemsediğimi söyleyemem. Çünkü matematik üzerine çalıştıkça kendimize gereğinden fazla anlam yüklediğimize ikna oldum. Son çalışmalarımı görmek ister misin. Özellikle Calculus hesaplamalarında önemli ilerlemeler kaydettim. Ancak bunu felsefenin ve fiziğin neresine yerleştireceğim konusunda tam olarak emin olamıyorum. Tavsiye ettiğin kitabı, Batı Felsefesi Tarihi’ni son bir ayda birkaç kez baştan sona okudum. Bunu itiraf etmek hoşuma gitmiyor ama bence felsefe Kaos Teorisi’nin geldiği noktanın gerisinde kalıyor. Belki de son hesaplamalarımı inceledikten sonra bu konuda beni yönlendirebilirsin.”

commonroomaug2013-1
Batı Felsefesi Tarihi’ni raftan alıp bana uzattı: Felsefeye yabancı olduğum için yanılıyor muyum yoksa? Kaos Teorisi için kimden yardım alabilirim, dedi.
Kitabın indeksini açtım. Hızlıca filozoflar üzerinde göz gezdirdim: “Aradığın isimler konusunda gerekli bilgiyi bu kitapta bulamazsın. Heidegger ve Nietzsche’ye bakman lazım.”
-Heidegger, dedi yavaş yavaş heceleyerek.
-Kaos Teorisi’ni tamamlayabilmek için önce zamanın ne olduğunu çözümlemelisin.Zamanın başlangıcına dek gitmen gerekiyor bunun için.Big Bang’e yaklaştıkça matematik yetersiz kalıyor, bunu sen de biliyorsun.Bu eksikliği kapamak için çıkışı felsefede arıyorsun.Çünkü felsefe bir şeyleri tahmin edebilir. Hatta sana Big Bang’in öncesine(zaman Big Bang’le başlamış olsa da) dair bile bir şeyler söyleyebilir.Tabii her şeyden önce zamanı kavramak lazım.
Sistematik şekilde bunları dile getirdikten sonra başıma bir ağrı saplandı.Zamandan bahsetmek bile bulantımı artırmaya yetmişti: “Varsa votka süt iyi olurdu.”
-Tabii her zaman bulunduruyorum.
Plastik bardakta votkayla sütü karıştırmasını izledim.İşlem tamamlandıktan sonra ağzıma götürdüm, tadı berbattı.Bu yüzden içmeye devam ettim.

Alkolün psikolojik etkisiyle güçlenen dizlerime güvenerek ayağa kalktım. Odanın merkezinde yer alan ve Utku’nun güncel çalışmalarına göre düzenlediği tahtanın üzerindeki notlara baktım.Her zamankinden daha karmaşık görünüyordu.İç içe geçen birçok spiral çizilmiş, üzerinde ise okunaksız calculus hesaplamaları yer alıyordu.Son zamanlarda Utku analitik geometriyi, katı cisimleri ve cebirsel işlemleri birleştiren bir formül üzerinde çalışıyordu. Bunun “her şeyin teorisi” olduğunu iddia ediyordu. Tamamlandığında kozmosa dair bütün algılarımızın parçalanacağına ve o ana dek gözlerimiz önünde belirse de fark edemediğimiz yalın gerçekliğin keşfedileceğine inanıyordu. Çalışmalarında ona yardımcı olması için daha fazla Pink Floyd dinlemesini tavsiye etmiştim. Echoes, Atom Heart Mother, Shine On You Crazy Diamond… Onun en sevdiği albüm ise Piper At the Gates of Dawn’dı. “Asıl olay bu albümde” diyordu.Syd “varlığın sesi”ni keşfetti ve keşiflerinin sonucunu taşıyamadığı için delirdi.Bu müzik, kozmosun müziği dostum.Bunu kullanmalıyız.Son formüllerimi incelersen, bütün sistemi Piper At the Gates of Dawn’a göre yeniden yapılandırdım. Tahtada gördüğün spirallerin dinamik gösterimi, kozmostaki dalgalara göre biçimlendirilmiştir. Pink Floyd olmasa bu kadar ilerleyemezdim.

syd
-Eskisi kadar karmaşık Calculus hesaplamalarına hakim değilim, dedim. Biliyorsun ki bu sürekli pratik işi. Bu işlemler üzerine çok ileri düzey bir matematikçi bile bir şey söyleyemez.Çünkü matematiğin sınırlarının dışına çıkmış görünüyor ve kabaca gördüğüm kadarıyla temel teoremlere bağlı kalınmıyor.Yanılıyor muyum yoksa.
-Hayır, tam da doğru noktayı görüyorsun.Orada yeni bir matematik sisteminin başlangıcı var.Bu kozmosun matematiği. Ve neredeyse tamamlanmak üzere.
-Peki bundan nasıl emin olabiliriz.

Utku heyecanla yerinden fırladı.Asa muamelesi yaptığı cetvelle iç içe geçen spirallerin başına geçti.”Görüyorsun.Sistem kapanıyor.Hesaplamalar tamamlandığında matematiğin en büyük açığı olan artı sonsuz paradoksu çözülecek ve Şeytan’ı calculusa hapsedeceğim.
-Şeytan’ı calculusa hapsetmek?
-Şeytan ilk kaos başlatıcıdır.Ona kozmosu bozma görevi verilmiştir. Milyonlarca yıllık tarihimizdeki büyük acıların kaynağı odur. İnsan ona karşı hep boynu bükük kalmıştır. Ondan korktuğu için ona tapanlar bile görülmüştür tarihte. Tanrı’nın affedici olduğuna güvenen kavimler, karanlıktan kaçışı kötüyü teskin etmekte bulmuştur. Bu insanlığın en büyük yenilgisidir. Ve ben Kurtuluş sokaklarında yeniden gücüme kavuştum.İlk defa bir ay önce Şeytan’a meydan okudum.Şeytan cüretimle sarsıldı ama matematiğe karşı tümüyle çaresizdi.Ve şimdi işlemleri tamamlıyorum.Kaos Teorisi tamamlandığında-diğer ismiyle Her Şeyin Teorisi- Şeytan’ı calculusa hapsedecek. İnsanlığı bu lanetli beladan kurtaracağım. İşte bütün bunlar bu tarihte, 2012 yılında, Ankara’nın sokaklarında olacak.Şöyle yazacaklar ders kitaplarına: Şeytan 2012 yılında Ankara’nın sokaklarında calculusa hapsedildi.

Utku nefes nefese kalmıştı.Araya girmesem saatlerce konuşmaya devam edebilirdi.Daha önce böyle nöbetler geçirdiğini görsem de, onu hiç bu kadar heyecanlı bulmamıştım.

“Biraz daha votka süt içelim” dedim.” Votka zihni yabancı maddelerden arındırır.Özüne kavuşturur onu.”
-Sence, dedim.Kozmos gibi biçimsiz bir oluşu harflerle ve rakamlarla kodlamak ve bunlar üzerinden çıkarımlar yapmak hastalıklı bir mantık değil mi.Çünkü harfler ve rakamlar bizim icadımızdır.Harfleri ciddiye almasak bile rakamların en fazla yaklaşık değerler olduğunu söyleyebiliriz.Calculusun kozmosun şifresi olduğunu ben de kabul ediyorum.Ancak bence insanlık matematiğin henüz emekleme evresindedir.İleri matematik bütün bu hesaplamaları yadsıyacaktır.Bundan şüphem yok.Bu yüzden dostum, ancak Arayış’a güvenebiliriz.Bizim rehberimiz Arayış’tır.
-Arayış? Daha önce bundan bahsettiğini hiç duymamıştım.
-Çünkü öncesi yok.Arayış birkaç gün önce kanıma karıştı.Kızılay’ın sokaklarında dolaştıkça bütün ruhumu ele geçirdi.Şu an bir nüfus memuru resmi kayıtlar için ismimi sorsa “Arayış” diye cevap verirdim.
-Peki sen Arayış’san, senin dışında kalan şeyler nedir?
-Aslında bakarsan kozmos Arayış’tan ibarettir.
Saat 03:00’a yaklaşıyordu.Ayrılmam gerekiyordu.Ayrıldım.

2.STALKER

9999385414_1f13fc3977_b

Evde, yerdeki yatağın üzerinde sırtımı duvara dayamış önüme bakıyorum. Arka planda The End çalıyor. Şarkıdaki mavi otobüsü düşünüyorum. Kısıyorum gözlerimi, ışığın olumsuz etkisini yok etmek için… Ve içiyorum, son 24 saattir yaptığım gibi neden aramadan, kontrolsüzce içiyorum. Bu düşüncelerin ortasında kapının zili çalıyor. Sesi duyduğum anda neden buraya geldiğimi anımsıyorum. Saat 03.00’a gelmiş olmalı.

D.yle iki hafta önce bu saatte görüşmek üzere sözleşmiştik. D.’yi ilk defa göreceğim.Kapıyı açtığımda karşımda iri gözlerini buluyorum.Daha önce defalarca sarılmışız gibi bana sarılıyor ve hızlıca içeriye geçiyor. ”Taksiyle geldim”diyor.”Tam saatinde burada olmaya çalıştım.”

Oturur oturmaz sigarasını yakıp bacak bacak üstüne atıyor. D.’nin ismini bu sabah öğrenmiştim.Eğer sabahtan telefonuma mesaj atmasa bu gece geleceğini unutacaktım.
“Biraz kendimden bahsetmeliyim sanırım” dedi D. “Aslında defalarca konuştuk seninle.2006’dan 2012’ye kadar. Farklı nicklerle, farklı sitelerde… The Beatles şarkılarını nick olarak kullanmayı severim: Lady Madonna, Eleanor Rigby, Baby in Black, Michelle, Another Girl… Anımsamışsındır birkaçını sanırım. Çünkü onlarca kez konuştuk seninle. Hatta bazen reelde de. İtiraf etmeliyim, ben bir stalkerım…”

Siyah üzerine kırmızı harflerle The Wall yazan tişörtüyle algı alanımın tam ortasındaydı. Söylediklerine “evet, olabilir, neden olmasın” gibi kısa cevaplar veriyor ve ne zaman ilgimi üzerine yöneltsem karşımda oldukça enerjik görünen bir çift göz buluyordum:
-Son konuşmamızı anımsıyorsun değil mi?
Anımsamıyordum ama “anımsıyorum”dedim. ”Hangi nicki kullanmıştın?”

Birçok şey söyledi.İfadesizce yüzüne baktım sadece, söylediği tek sözcüğü bile duyumsamadan…

-Biraz balkona çıkalım, dedim. Bu saatlerde şehri izlemeyi severim.
Şehir uyanmamıştı. Kurtuluş’un 3. sınıf apartman dairelerinde melankolik düşlerini yakma pahasına var olmaya çalışan bütün insanları gördüm. Alışıldık Ankara manzarasını izledim.
-Gerçek saç rengini bana söyler misin?
-Siyah saçlıyım aslında, dedi
-Güzel
Empirik bir dejavu içindeydik.
Bir üşüme hissi doğuyor içimde. Bunun fizyolojik değil, psikolojik olduğunu biliyorum. Tekrar odaya geçiyoruz.Utku’nun evinde bulantıyı bastırmak için votka süt istediğim anda beliren his yeniden hakim oluyor. “Bitkin görünüyorsun” diyor D. ”Yiyecek bir şeyler getirmemi ister misin.”
-Votka süt getir sadece, diyorum. Biraz votka süt içelim…
-Ve biraz gökyüzünü izleyelim.
-Evet, sadece onun için bile içsek olur. Gökyüzünü izleyelim birlikte.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın