The following two tabs change content below.
morukdigbick

morukdigbick

morukdigbick

Latest posts by morukdigbick (see all)

Yaşanılan her süreçte, her kuşakta ve her dönemde, zaman kesitin ihtiyaç duyduğu iki olgu vardır. Realizm ve idealizm. Realizm düzleminin üstünde yaşıyorsak eğer, düşüncelerimizden yorum alacak olan kavram, idealizmdir. Algılayabilip, hissedebilip ve yorumlanabilecek. Sanat ve idealizmin birleştiği nokta olan saykodelik sanat yapısı ve Beat Kuşağı düşünce tarzının ihtiyaç duyduğu isimlerden biriydi Syd. Hayatının büyük kısmında düz bir çizgi halinde ilerleyemeyen Syd’in hepimize kazandırdığı bir düz çizgi vardır. Sorum şu: Syd Barrett Pink Floyd’a adını verip şekillendirdikten hemen sonra, bir şeyleri deneyimleyemeden ölseydi bize nasıl yansırdı bu eksik ?

Sanattaki saykodelik tarz anlayışının babalığını yapan ve babalığını yaptığı tarzın kurbanı olan bir sanatçı. Gerçekliğini kaybetmiş ‘’Elimde olsa kendimle bile iletişim kurmazdım.’’ Diyebilecek kadar kaybolmuş, üretkenliğini durağan seviyeye çekmek zorunda kalmış bir adam. Her ne kadar yaptığı hareketler dibe vurmayı seçer hareketler gibi gözükse de, şunu unutmamak gerekir; kaybolmuş bir insanın, dibe vurmuş bir insanın bildiklerini bir çoğumuz asla bilemeyiz. Öznel bilgiler, ya da genel farkındalıklar. Ne kadarı hakkında ne kadar bilgiye sahipti ? Bu bizim için bilinmez bir soru olsa dahi, öznel fikrim çok fazla bilgiye sahip olduğudur. Saykodelik rock ve sanat anlayışının babası kabul edilen Syd’in Pink Floyd ertesindeki hayatını görmeseydik, okumasaydık, dinlemeseydik, Syd asla birçok insan için bir rehber olamayacaktı. Kaybolmuşluğun, bilinmezliğin, bilinçaltına inebilmenin ne demek olduğunu hele ki bunu yeri ve zamanı olan dönemde yaşadığı düşünülürse, Beat Kuşağı’na ait Syd’den başka birçok (özellikle müzik dalında) Beat Kuşağı sanatçısının ulaşmış olduğu noktanın tehlikeli, düzensiz ve riskli kapılarını asla açamazdık. Herhangi bir şeyi belirleyebilmek için bir alt seviye ve bir üst seviye gerekiyorsa eğer; (Beat Kuşağı sanatçılarının alt seviyesinin bile gerçekten toplumsal farkındalığın çok üst düzeyinde olduğunu düşünürsek) bir üst sınır için Syd’e ihtiyacımız vardı.

Lsd’nin duygular ve beyin üzerindeki kesin etkisi hala bir sırken, her şey yoruma çok açıktı bir sanatçı için. Beyninde geçenleri, kendine kurduğu yalnız dünyayı hala hepimizle paylaşabildiği dönemlerde Syd’in yaşı hala genç ve yolun çok başındaydı. Bu kadar genç yaşta az eserle çok büyük bir saygınlık duyurabiliyorsa bize, onun kaybolduğunu görmeseydik, yazdığı eserlerin etkisi bu kadar yoğun çökemezdi hiçbirimizin üzerine.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın