Tınısal Kişilikler

The following two tabs change content below.
lili marleen

lili marleen

lili marleen

Latest posts by lili marleen (see all)

Karakterlerin isimleri, okurken belli bir cinsiyet tasavvur edilmesin diye sadece ilk harfleriyle yazılmıştır.

M:Burayı seversin sen, yine burada buluşacağımızı tahmin etmiştim.

D:Evet, güzel bir playlistleri var.

M:Ne yaptın görüşmeyeli?

D: Aynı, işe gidip geliyorum işte. Hayatımda anlatmaya değer bir şey olmadığını tahmin etmen gerekirdi.

M: Nasıl yani?

D: Her gün sabahın köründe kalkıp işe gittiği bir yaşantıda insanın anlatacak bir şeyi olmaz genelde.

M:Konuşmaya bir yerden başlamamız gerekiyor ama, öyle değil mi?

D:Tabii, merak etme bugün istemediğin kadar çok konuşacağım çünkü her ne kadar anlatacağım bir olay olmasa da içimden geçen binlerce his var değinmek istediğim. Uzun zamandır kimseyle gerçek bir sohbetin içinde bulunmadım ve sen sohbet edebileceğim nadir kişilerdensin.

M: Gerçek bir sohbet derken neyi kastediyorsun?

D: Her ne kadar beni senin de anlamayacağını bilsem de en azından beni yıllardır tanıyan biri olarak tuhaf düşüncelerime, hislerime alışmış birisin. Bu sebeple seninleyken zihnimdekileri oto kontrole uğratmadan konuşabilirim.

M: Her zaman için bir oto-kontrol vardır yalnız.

D:Çok doğru, inan bana seninle konuşurken olabilecek en düşük düzeye indiriyorum bu oto-kontrolü.

M:Evet, dinliyorum seni.

D:Gündüzleri insanlar yabani olduğumu düşünmesin diye şu sıradan ‘Çoluk-çocuk nasıl?’ sohbetlerine giriyorum. O kadar iyi normal insan rolü yapıyorum ki görsen bunun ben olduğuma inanmazsın.

M:Peki neden sana zor geldiği halde bu konuşmaların içine giriyorsun ki insanların düşünceleri senin için çok mu önemli?

D: İşte bütün çelişkilerimin ve seninle burada sohbet ediyor olmamın altında yatan sebep de bu yalnız kalmaktan korkuyorum.

M:Hepimiz diğer insanlara ihtiyaç duyuyoruz bunu kabul etmek istemesek de.

D: Duyuyor musun, Light My Fire coverı bu?

M: Evet, güzelmiş.

D:Buraya oturduğumuzdan beri Miles Davis, Bill Evans gibi ünlü caz müzisyenlerini çaldılar ve arada ‘Light My Fire’ gibi rock şarkılarının caz uyarlamalarını dinledik bir ara ‘You Give Love A Bad Name’in akustik versiyonu çaldı hatta.

M: Bu isimleri dinlediğim halde ben nasıl da fark edemedim!

D:Çünkü sen iyi bir dinleyicisin ve benim konuşmalarıma dikkat kesildiğin için arka plandaki müziğe dikkat etmedin. Bense her zamanki dalgın kişiliğimle birçok şeyi aynı anda sezip hiçbir şeye odaklanamadım.

M: Bu da bir yetenek ama senin yerinde olmak istemezdim yine de çünkü senin dikkat dağınıklığının başına açtığı dertleri çok iyi biliyorum. Bu arada az önce neden arka plan ifadesini kullandın?

D: Çünkü hayat benim için bir müzikal üstelik bulunduğumuz yerde müzik çalmadığında bile ve bu sefer zihnimin içinde bir çalma listesi oluşmaya başlar. Bir keresinde bir müzik dükkânının önünden geçerken içeriden ‘Imagine’ sesinin yükseldiğini duydum ve sırf bunun için dükkânın içinde gezinmeye başladım. O andan sokağa çıktığım ana kadar raflar arasında gezinirken aslında dans ettiğimi hissettim.

M:Güzel bir anıymış. Ben ise bu tip durumlarda genelde şarkının ritmine, notalarına ve onun çalındığı ses sistemine dikkatimi yöneltiyorum.

D:Ne yazık ki senin kadar uzun süre müzik dersi alamadım ben ritimleri kavrasam da notalarda takılıyorum. O kursu neden bıraktığımı sana anlatmış mıydım?

M:Hayır, bilmiyorum neden bıraktığını.

D:Müzik hocam bana sevdiği bir melodiyi çalarken, onu çok büyük bir hayranlıkla izlemiştim parmaklarının o hızlı hareketiyle çaldığı melodideki duygu beni heyecanlandırmıştı. Fakat o bu heyecanı yanlış anladı. Müzik gibi saf bir duygu böyle klişe entelektüel bir ilişki içinde harcanamazdı. Bu yüzden oradan ayrıldım bir daha dönmemek üzere.

M: Bunu anlayabiliyorum, biraz şunun gibi: Mesela ben her ne kadar farklı kişilere aşık olsam da her aşık olduğumda aynı şarkıları dinliyorum. Oysa farklı kişilere aşık olmanın önceki aşklarımdan farklı duygular uyandırması gerekiyordu. Demek ki burada karşımızdaki kişiden ziyade kendi duygularımız ön plana çıkıyor ve bu duygular bizi aynı şarkılara yöneltiyor. İçimizdeki aşk duygusunu bazen bir insana yöneltiyoruz aslında hepsi bu. Hatta daha da ileriye gidip duygularımızın kaynağı müzik diyebiliriz. Müzik olmasa o an karşımızdaki insandan bu kadar etkilenmeyeceğiz belki de. Ayrıca senin anlattığın olayda o an çalınan melodi ikinizin de kalp ritimlerinizin ortak bir hızda atmasını ve benzer duyguları hissetmenizi sağlamış. O an ona karşı bir şeyler hissettin ama sen melodi sustuğunda bu duygunun bittiğini fark ederken karşındaki kişi bunu anlamak istemeyip bir anlam yüklemiş içinde bulunduğunuz duruma. Sorun buradan kaynaklanıyor aslında.

D: Hiç bu açıdan düşünmemiştim, haklı olabilirsin. Ve bu sırada Jefferson Airplane’den ‘Comin’ Back To Me’ çaldı ve yağmur damlaları bu şarkının yumuşaklığında yere doğru süzüldü.

Müzik dediğin bence kendini fark ettirmeli insanların öylece yemek yerken duyacakları bir şey olmamalı. Duymak diyorum çünkü kesinlikle dinlemiyorlar.

M: Şu meşhur olayı biliyorsundur belki dünyaca ünlü bir virtüöz gündüz vakti metroda dünyanın kemanda çalması en zor eserlerinden birini çalıyor ve insanlar işlerine yetişmeye çalışırken durup kulak veren tek kişi minik bir çocuk oluyor.

D: Bu her şeyi açıklıyor.

Saat geç olmuş; tüm bu konuşmanın üzerine işlerimize, evlerimize geri dönmemiz çok absürt olacak öyle değil mi?

M: Elbette, o zaman bir şarkı olup uçalım bu dünyadan.

D:Şimdi değil ama belki bir gün o da olacak.