Uykusuzluk ve Baş Ağrıları, Halisünasyonlar.

The following two tabs change content below.
uyanneo

Latest posts by uyanneo (see all)

Çoğu şeyin üzerine düşünür ama üzerine düşünemediği şeylerden korkardı. Onu korkarken göremezdiniz sadece geceleri, çok nadiren sabaha karşı 4-5 arasında korkardı. Korkmazdı hatta, saf bir dehşete kapılırdı. Gözleri donuklaşır, sabitlenir, saatlerce bir tek kelime etmez, üşümeye ve hatta titremeye başlardı. Kollarını vurulmuşçasına kenarlara bırakır, bağdaş kurarak otururdu. Dikkatli biriyseniz o soğuktan titreyen vücudundan saunadaymışçasına çıkan terlerin farkına varabilirdiniz.

Hayatının temelinde birisi yoktu, varlığını anlamlandırabildiği her hangi bir şey de keza yoktu. Her gün işini görüp gelir, arada bir sabahları kalkıp klasik müzik ve hafif kokulu tütsüsü eşliğinde kahvaltısını yapardı. Sıradan birisi olmadığını söylerdi onu tanıyan herkes ve bir kısmı deli olduğunu. Ama ona anormal gelen bir şey yoktu. İçindeki ay ışığını takip eder ve çılgınlığını asla gizlemezdi. Tecrübenin en iyi öğretmen olduğuna inanırdı. Çok seyrek onun duygularını yaşadığını anlardınız, birisi öldüğünde veya doğduğunda, bilmediklerini düşüdüğünde veya düşünemediği şeyler aklına geldiğinde, titrediğinde, ruhunun modernitenin iflah olmaz kasırgasında bir yaprak gibi kontrolsüzce savrulduğunu gördüğünde bilhassa. Bir yaprak gibi kontrolsüzce savrulmayı düşündüğünde ya da… Yaşardı, macerayı severdi, gezerdi, bazı arkadaşları ona Yalnız Gezgin* bile demişti. Galilei Galileo, Leonardo Da Vinci, Rene Descartes, Ludwig Van Beethoven, Wolfgang Amadeus Mozart, Roger Waters, John Lennon, The Lizard King, Bob Dylan, Yuri Gagarin, Neil Armstrong… Ve daha bir iki kişi daha onun kahramanlarıydı. Hayatının mutlu temellerini hep Rönesans ‘ın temel ilkelerinde bulmuştu. Yeryüzü onun için ilgi çekici ve araştırmaya değerdi, insanlar güçlüydü, istediklerini elde edebilirlerdi, faal olmak onurlu bir davranıştı ve gerçek her zaman güzeldi.

801cf40dbb2be3cabd472e5c588114b0

Ama kişiliğinin bir de karanlık yanı vardı, Ay’ın Karanlık Tarafı gibi. Derin, nefesini aksattıran, uykusuzluk düşünceleri orada bulunurlardı her zaman. Saçma şeyleri düşünmez, düşündüğü tüm şeyler gerçek temelli olurdu. Ve en büyük düşüncesi, yaşamının da temelini etkilemekten geri kalmayan Çürümüş Modern Dünya idi. İnsanların hayatlarını diğer insanlar temelinde kurduğuna; evlerin, arabaların, kariyerlerin, telefonların, çizgi romanların, nevresim takımlarının ve dünyadaki tüm modern şeylerin çürüdüğüne ve eridiğine tanık oluyordu her zaman. Dünya, çürümüşlükler arasında kalan son yaşam çırpıntılarıydı artık. Bu sebeple hayatı boyunca yalnız kalacağını düşünüyordu ama buna değerdi. İnsanlara baktığı zaman bir şey görmezdi, çok sık ve çok başarılı taklitler yapardı. Kötü bir niyeti yok. Sadece başka bir dünyaya gitmek istiyordu.
—————————————–***———————————————-

*: Yalnız Gezgin, Jack Kerouac’ın otobiyografisine ve dolayısıyla kendisine verdiği isimdir.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın