Zen Kaçığı Gary Snyder – 1

The following two tabs change content below.

Dharma’nın sesi o ses şimdi

Titreşen bir çan gibi her şeyin üzerinde.

Her tepe, durur.

Her ağaç yaşar.

Her yaprak.

Bütün bayırlar akar.

Eski ormanlar, yeni fideler, uzun otlarla süslenir.

Karanlık dereler; ışığın dorukları.

Rüzgâr canlandırır serin yerleri

Her yaprak yaşar.

Bütün tepelerde.

O Ses bir eştir onun sessizliğinin.


dharmabums

Gary Snyder, şair, yazar ve çevirmen, Jack Kerouac’un Zen Kaçıkları (Dharma Bums) adlı romanında Japhy Ryder olarak portre edilmesi sonucu Beat hareketinde tanındı. Snyder daha sonra en önemli Batı Sahili Beat şairlerinden biri olma yolunda ilerledi. Japon Budizmine olan yoğunlaşması ve hayatı boyunca bağlı olduğu çevre aktivistliği dolayısıyla emsallerinden ayrılırdı. Diğer taraftan Snyder’in başlıca bilinen iki belirgin şiirsel tarzı vardı. İlkinde, karmaşık ve sık sık ezoterik konulardan oluşan mitler ve arketiplerin görüldüğü Myths & Texts ve Mountains and Rivers without End adlı iki kitabında sergilenenlerdir. Bu tarzda özellikle Ezra Pound ve William Carlos Williams gibi modernist şiir tekniği kullanan şairlerin etkisi görülmektedir. İkincisinde ise Amerikan işçi sınıfı ağzı ile yazılan Çin şiirlerinin etkisiyle kısa satırların ve sözdizimlerinin birleştiği ‘’Riprap’’ adlı ilk basılan derleme şiir kitabında görülmektedir.

Kerouac’ın romanında Budizm’in bütünüyle mükemmel bir uygulayıcısı olarak övülen Snyder, bilhassa Tantrik bakış açısıyla bağlantılı yüksek seviyeli çılgın seksüel ritüellerle özdeşleşmiştir. Snyder aynı zamanda bilgeliğin esrarengiz kelimelerini yayan bir Budist bilgesi olarak tarif edilmiştir. Japhy Ryder’ın kelimeleri ve eylemleri Beat şiirinin şekli ve içeriğiyle olabildiğince birleşmiştir. T. S. Elliot’un duyarlılıktan ayrışan modernist tutumu ve Prufrocks’un kelime ve eylem arasındaki boşluğunun vurgusunun tam tersi olarak Beatnikler doğrudan duyumsal deneyimler ve kendiliğindenliği yazmıştır. Yoklukla ilgili kaygıları olan postmodernistlerden farklı olarak,  Beatnikler kendilerini varoluş ile doldurmuş ve böyle tarif edilmişlerdir. İşte tam bu uyum arayışı noktasında Beat şairleri arasında iki isim diğerlerinden güçlü bir şekilde ayrılmıştır: biri Doğu sahilinden diğeri Batı sahilinden olan Allen Ginsberg ve Gary Snyder. Yıllar geçtikçe, Snyder Beat hareketiyle özdeşleşen ismini ve işlerini kabullendi ve kendisiyle, Japhy Ryder ve Beat imajı arasındaki mesafeyi ayarlamaya çalıştı. Öncelikle Zen Kaçıkları’nın kurgu karakterlerle dolu kurgu bir eser olduğunu defalarca belirtti. Bu nedenle fanlar ve eleştirmenler sıklıkla Japhy Ryder’ın sözlerinden alıntılar yapıp bunları gelişigüzel Gary Snyder’a atfettiler. Bununla birlikte Snyder ve diğerleri gerçek sohbetleri kaydetmek için birçok yerde Kerouac’la çok defa bir araya gelmeleri dolayısıyla tanınırlardı. İkinci olarak ise, Snyder zaman zaman Beatnikler olarak Doğu Sahili olgusu ve San Francisco Rönesansı olarak bilinen Batı Sahili olgusu arasındaki ayrımı da bizlere gösteriyordu. Şüphesiz ‘’hip’’ olarak tanımlanabilen bu her iki geniş kültürel fenomenin ayrımı, New York sahnesinde coşkun ve içten, San Francisco Bay Area sahnesinde yumuşak ve tensel olarak değişkenlik gösterebiliyordu. İlginçtir ki bu iki isim tek farklılıklara ve tercihlere dayanarak Budizmin değişik biçimlerine yerleşmiştir. Ginsberg Tibet Budizminden etkilenmişken, Snyder Japon Zen’inden etkilenmiştir. Yine de resmedilebilen tüm bu farklılıklara rağmen benzerlikler ezici bir üstünlükle daha ön plandadır.

3c7d9c90-4a9d-493b-a946-d76807658e18

Snyder, 1930 yılında, Ginsberg’den ve bazı Beatniklerden birkaç yıl sonra doğdu, fakat Beat hareketinde tanınmış bir çok  genç yazardan daha erken doğdu. Büyük bunalımın getirdiği ekonomik yoksulluğun ve 2. Dünya Savaşı’nın küresel hengamesi arasında büyüdü. O zamanki çoğu insan gibi Snyder’in ailesi de 1930’ların sefaletini çekti, bir süre tavuk yetiştirerek ve büyük kütükleri keserek köylü yaşamına döndüler ki bu esnada baba Snyder Batı sahili boyunca tek başına iş arayıp durdu. Bu dönemde önce Washington State’de daha sonra 2.Dünya Savaşı başlangıcında ailesinin Portland’a taşınmasından sonra  Oregon bölgesinde  dağları ve ormanları keşfetmek için bol bol fırsat bulan bir Snyder vardı. Portland’da liseyi tamamlayan Snyder sonrasında Reed College’ye başladı. Gençlik yıllarında dağcılık klübü dergisine, okul gazetesine ve okuduğu kolejin kütüphane klübü için kısa yazılar yazdı. Fakat kendisini gerçek bir şair olarak nitelendirmeye başladığı zamanlar, suniliği aştığı ve sonucunda ilk basılan kitabı Riprap’ın çekirdeğini oluşturan şiirleri yazmaya başladığı zamanlardır. Aynı zamanda şiirsel çalışmalarının çoğunun temelinde ona literatürü tanıtan ve edebi tartışmalara sokan, günümüz şairleri ve tanışmaya can attığı yazarlarla buluşturan, ve son olarak solcu profesörlerin etkisiyle ona literatür ve antropoloji ana başlıklarında entelektüel farkındalık sağlayan kolej eğitimi yatar. Aslında kolejde yazmış olduğu Babasının Kasabasında Kuşlar Avlayan (He Who Hunted Birds in His Father’s Village) adlı tezi ile Snyder’in başlıca ortaya çıkan içeriklerinin, fikirlerinin ve spritüal inanışların hayatı boyunca sürecek olan yazarlık hayatına yansıması görülebilir. ‘’Hayali olan şey gerçekliğin yaşanmasıdır ve gerçeklik hayali olan şeyi yaşamaktır.’’ diyerek bu çalışmasını sonlandırır. Snyder için mitler ve onlarla ilgili dini gelenekler icat edilmemiştir, aksine şaire aydınlanmanın önemli anlarına konsantre olabilmesi ve dile getirmesi için şairin hayatının dünyevi tecrübesi ile birlikte ona verilmiştir. Keza kişinin bireysel eylemleri, yaşam biçimi, ve temel fizyolojik gerçeklik otonom değildir hatta eşsiz değildir fakat spritüal yolu da içeren büyük bir enerji akışıyla bütünleşiktir.

00385

Neredeyse başlangıçtan, kendine has ‘’riprap’’ stili şiirleriyle bir şair olmasına kadar sürekli eleştirel övgüler aldı ve kötü bir üne sahipti. Tüm bunlar sonuçta Snyder’in podyumu paylaştığı Allen Ginsberg’ün Howl’u çılgın coşkun kalabalığa ilk okuduğu yer olan ünlü Gallery 6’te yer almasını engellemedi. Bu iki şair Ginsberg’ün 1997’deki ölümüne kadar dostluklarını sürdürdüler. 1956 ve 1968 yılları arasında yıllarının büyük çoğunluğunu geçirdiği Japonya’da olmasına rağmen Snyder Batı Sahili Beat ve hippie hareketinin en önemli figürü olmuştur.

Japonya yıllarından sonra Batı sahiline kesin dönüş yapan Snyder yanında üçüncü karısı Masa Uehara ve ilk oğulları Kai’yi de getirdi. Bir süre sonra diğer oğlu Gen doğdu. Gary ve Masa yaklaşık 20 yıl evli kaldıktan sonra Gary Nevada yakınlarında kendi tasarladığı ve inşasına yardım ettiği Kitkitdizze denilen yerde Masa’dan boşandıktan sonra evlendiği dördüncü karısı Carole Koda ile yaşamaya başladı. Bu evlilikten de iki kızı oldu. Eve dönüş hikayesinin hemen akabininde Berkeley Barp ile söyleşi yapan Snyder karşıt-kültür’ün kahramanı oldu. Bu süreçte 3 de kitap yayınladı. İkisi şiir kitabı, The Back Country ve Regarding Wave, ve biri düzyazı, Earh House Hold olan bu 3 kitaptan sonra 70’lere çok hızlı bir giriş yapmış oldu. Aynı zamanda aşırı bir doğa aktivisti oldu. Bu görünüm 1974 yılında yayımlanan Turtle Island’da toplandı ve ona bir sonraki yıl şiir dalında Pulitzer Ödülü’nü kazandırdı. Sonraki yıllar özellikle daha önceki yazılarına dayanan düzyazılara yöneldi.

(Snyder, Riprap’tan bir bölüm okurken.)

kaynak: Beat Culture Icons, Lifestyles, and Impact/Edited by William T. Lawlor, Univesity of Wisconsin-Stevens Point

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen adınızı buraya yazın